Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Aile işletmesinden dev şirkete dönüşen kobi’lerin sırrı

Herbiri Türkiye’nin sayılı üreticileri, turizmcileri, sanayicileri arasında yerlerini alan şirketler bugün adeta devler kulvarında yarışıyor. Hepsinin ortak noktası da kullandıkları KOBİ kredileri…

Kimi 10 odalı bir pansiyondan 374 odalı bir tatil köyü yarattı, kimi küçük üretim atölyesini dev bir sanayi kuruluşuna dönüştürdü…

Aralarında Doğtaş Mobilya, Topbaş, Betaş, Aytur, Dimer, Çaycuma Süt Ürünleri’nin de yer aldığı birçok şirket bugün KOBİ (Küçük ve orta büyüklükte işletme) günlerini çoktan geride bıraktı.

Herbiri Türkiye’nin sayılı üreticileri, turizmcileri, sanayicileri arasında yerlerini alan şirketler bugün adeta devler kulvarında yarışıyor. Hepsinin ortak noktası da kullandıkları KOBİ kredileri…
Halk Bankası, kredi kullanarak yatırımda cesaretlenen ve küçük bir dükkândan büyük üretim tesisine dönüşen başarı hikâyelerini bir kitapta topladı. “Halkbank ile Büyüdüler Türkiye İçin Ürettiler” adlı kitap Türkiye’nin çeşitli bölgelerinden 10 başarı öyküsünü gözler önüne seriyor.

Türk ekonomisinin temel taşını oluşturan KOBİ’ler, bugün istihdamın ezici büyüklükteki bir oranını oluşturuyor. Bugün Türkiye’de işletmelerin yüzde 99.83’ü küçük ve orta büyüklükte işletme konumunda. Bunların yarattığı istihdam yüzde 76,7. Yatırımlardan aldığı pay yüzde 56,5. Yarattığı katma değer ise yüzde 38 civarında. KOBİ’lerin toplam kredilerden aldıkları pay ise yüzde 24,5.

5 odalı pansiyonla başladı 374 odalı tatil köyü yarattı
Alanyalı mimar Turgut Aydıncı, 70’li yıllarda açtığı pansiyondan yarattığı 374 odalı tatil köyü ile Türkiye’nin başarılı KOBİ’leri arasına ismini yazdırdı. Aydıncı’nın aileye ek gelir yaratması için açtığı 5 odalı pansiyondan doğan Eftelia Village bugün 180 ailenin de ekmek kapısı. Babasının kurduğu pansiyonun geleceğini şekillendirdiğini anlatan Aydıncı, o günleri şöyle anlatıyor:

“Yerli turiste hizmet veren küçük pansiyonumuz ben 10 yaşındayken uluslararası turizmle tanıştı. Şirkette belboy olarak işe başladım, valiz taşıdım, kasiyerlik yaptım. Bu sektörle beraber büyüdüm.” Yabancı turist sayısı arttıkça hızlı bir değişim süreci içine giren turizm sektöründe zamanı yakalamanın kolay olmadığını belirten Aydıncı, kredi kullanarak bir bir hayata geçirdikleri yatırımlar ile bugünkü noktaya geldiklerini söylüyor.

“1997’de Halk Bankası’ndan ilk krediyi kullanarak tesisi yeniledik” diyen Aydıncı, 2005’te sektörün ihtiyaçlarının değiştiğini ve yeniden yatırıma yöneldiklerini anlatıyor. Çok çocuklu ailelerin tatil ihtiyaçlarını incelediklerini ve bu konuda fizibilite çalışmaları yaptıklarını belirten Mehmet Aydıncı bir tatil köyü açmayı kafasına koyar. Ancak 12 milyon 600 bin euroluk bir sermaye gerekmektedir. Halk Bankası’nın yatırım uzmanlarıyla enine boyuna konuyu tartışan ve kurumun desteğini arkasına alan Aydıncı bugün 374 odalı Eftelia Village’ın sahibi. 180 aileye yeni iş kapısı sunan Aydıncı, “Halk Bankası bu işin üstüne gitmeseydi biz bu yatırımı belki 2009, 2011 yılında yapacaktık. Biz Türkiye’nin geleceğine inanan genç insanlar olarak önümüzdeki yıllarda yatırımlarımızı daha da artıracağız” diyor.

Evin bodrumundaki işletmeyi dev süt ürünleri tesisine dönüştürdü

Hüsnü Sami Alpman, Zonguldak’a bağlı, geçimini büyük ölçüde tarım ve hayvancılıktan sağlayan Çaycuma ilçesinin çehresini değiştiren bir girişim öyküsünün yaratıcısı. 1981 yılında İstanbul’da işletme eğitimini tamamlayan Hüsnü Sami Alpman zor durumda olan aile işinin başına geçmek üzere baba ocağına döner.

Bu sırada Çaycuma’da “Sütçü Osman” olarak tanınan baba Osman Alpman evinin altındaki 100 metrekarelik bir yerde çevre köylerden topladığı sütü işlemekte, yoğurt, peynir, yağ yaparak evinin rızkını çıkartmaktadır. Alpman, bu küçük işletmeyi büyütmek için dönmüştür baba ocağına… Yaz tatillerinde babasına yardım ederek başladığı işinde, hem işletmeyi büyütmek hem de köylüyle bütünleşerek ekonomik bir yapı kurmak hedefindedir. Ancak bu yükü kaldırmak için bir desteğe ihtiyacı vardır.

Halk Bankası işte bu zor durumda yardımına koşar Alpman’ın. 1983 yılında günde 250 litre süt işleyerek işe başlayan Sami Alpman bugün günde 150 bin litre süt işleyen bir tesisin sahibi. 7500 metrekare kapalı alana sahip fabrikada 80 çalışanıyla Türkiye’nin önemli merkezlerine süt ürünleri pazarlıyor. Onun dışında ise Akdeniz Bölgesi’nde de yeni bir yatırımları var. Alpman, devler liginde desteksiz ayakta kalamayacaklarını söylüyor.

Gazetecilikten atılınca hayatı değişti Diyarbakır’da teröre rağmen mermerci oldu

Yıl 1985… Diyarbakır.. Anadolu Ajansı Bölge Müdürlüğü’nden düşünce suçlusu olduğu iddiasıyla Bursa’ya muhabir olarak sürülen Raif Türk’ün inatçı girişim öyküsü birçok şirkete örnek olacak cinsten. Bursa’ya sürüldükten sonra buranın sessizliğine alışamayan ve Diyarbakır’a dönen Türk , Diyarbakır ve çevresinde bulunan krom ve bakır yataklarıyla ilgilenerek madenciliğe soyunur.

O sırada mermerle tanışan Türk, “Diyarbakır’da mermerin olabileceğini MTA dahil kimse düşünmüyordu. Bakırla kromla uğraşırken mermer rezervlerini gördüm. Bunları değerlendirebileceğim kanaatine vardım. Parası olduğunu bildiğim insanlara teklif götürdüm ancak hep, ’Taşa yatırım olmaz’ cevabını aldım” diyor. Türk ilk önce kendine bir İtalyan ortak bulur ancak bölge için zor yıllardır… Bölgenin zor koşullarında mermer ocağının ortasına düşen top mermileri İtalyan ortağı kaçırır. Bu kez kente daha yakın bir bölgede açar ocağını. 3 bin ton gibi kısıtlı bir üretimle işe başlar…

İkinci yıl 9 bin, derken 30 bine çıkar üretim. Çok geçmeden Diyarbakır Organize Sanayi Bölgesi’nde fabrika arsası satın alır ve inşaata başlar. Yıl 2000’dir. Fabrikanın ilk holü tamamlanmış, borç harç ilk makine yerine konmuştur. Elindeki iki dairesini ipotek ettirerek Halk Bankası’nın desteği ile kurulan Kredi Garanti Fonu’ndan zamanın parasıyla 75 milyar kredi alır. Sıra asıl yatırma gelmiştir. Mermeri işleyebilmek için İtalya’dan bir makine alınması gerekmektedir. Türk o dönemi şu sözlerle anlatıyor: “O dönemde bankalar Diyarbakır’daki yatırımlar için kredi vermeye çok istekli değillerdi. Ama Halk Bankası devlet bankası olması dolayısıyla daha sıcak bakıyordu. Müracaat ettik ve akreditif kredisi açtırdık.”

Desteği alan Türk’ün önü açılmıştır. Sağlanan ihracat kredileriyle mermer ihraç edilir. 50-60 kişiyle başlayan yolculuk 700 kişiyle devam eder. Diyarbakır’ın zengin maden yataklarını keşfeden Türk, Türkiye’nin önde gelen mermer şirketlerini de bölgeye çeker. Türk’ün ardından iki yeni tesis daha açılır. Bu sonuçlar yalnızca Diyarbakır ölçeğinde kalmaz. Diyarbakır’daki ihracatın yüzde 90’ı mermer sektöründe yapılır hale gelir. Sektör kısa sürede büyür ve Diyarbakır’ın toplam istihdamının yüzde 30’unu karşılar hale gelir. Bugün 60 ülkeye ihracat yapan Türk, 3-5 yıl içinde 5-6 ocak daha açmayı planlıyor.

Dededen kalma mağazadan 3 bin çift ayakkabı üreten tesis yarattı
1976 yılında askerden dönen Manisalı Muzaffer Topbaş dedesinden kalma 56 metrekare dükkânla iş hayatına atılır. Eski dükkânda duvardan sarkan bağcıklar, meşinler, çiviler vardır. Topbaş işte o anda buranın gelecek hayallerine dar geleceğini anlar. Dededen kalma dükkânda günde 20 kundurayla mütevazı bir imalat yapmaktadır babası…

Hayallerinin burayla sınırlı kalamayacağını hisseden Topbaş önce imalatı hızlandırır arından eski dükkânı yıkıp 6 katlı bir binaya dönüştürür. Ancak yer yine yeterli gelmez. Önce sanayi sitesine geçilir, 420 metrekareden bin metrekareye çıkılır. 97 senesinde bir fabrika arsası satın alınır ve 2002’de burada imalata başlanır. Bugüne dek hep özkaynakları ile büyüme yolunu seçen Muzaffer Topbaş, 2004 yılında Halk Bankası ile tanışır ve Halk Bankası’ndan 700 bin euroluk bir kredi kullanır. Baba oğul el ele başlayan imalat, bugün sayıları 200’ü bulan çalışanla devam ediyor.

Günde 20 çift kunduradan 3 bin çift ayakkabıya ulaşılmış durumda. Ayakkabı üretiminin yüzde 80’ini ihraç ederek ülke ekonomisine 2 milyon doların üzerinde katkı yapan Muzaffer Topbaş, “26 ülkeye ihracat yapıyorum ve bu ihracatın ödeneklerinin yüzde 90’ını Halk Bankası ile hallediyorum. Önümüzdeki dönemde de büyümemizi sürdüreceğiz. Halk Bankası’ndan destek ve kredi alarak makine ihtiyaçlarımızı tedarik edeceğiz” diyor.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Kişiliğin Değişmesinde Yaşlılık Nasıl Rol Oynuyor?

“Yaşlandıkça çok değiştin.” cümlesini duymayan yoktur. Peki bunun gerçeklik payı var mı? İnsanin kişiliği yaşlandıkça neden değişir?

Yaşlandıkça insanların karakterleri nasıl değişiyor?

Gazeteci Henry Trewhitt, gözlerini Başkan Ronald Reagan’a kararlıkla dikti ve “Sayın Başkan, birkaç haftadır düşündüğüm bir konuyu gündeme getirmek ve bunu da özellikle ulusal güvenlik açısından yapmak istiyorum” dedi.

Takvimler, 1984 yılının Ekim ayını gösteriyordu. Bir dört yıl daha başkanlık görevini sürdürmek için kampanyasına devam eden Reagan, rakibiyle canlı tartışma programında karşı karşıya gelmişti.

Birkaç hafta önce yapılan bir önceki canlı tartışmada kötü bir performans sergilemişti.

73 yaşında başkanlık için çok yaşlı olduğu kulaktan kulağa fısıldanıyordu.

Reagan, o dönem başkanlık koltuğunda oturan en yalı siyasetçiydi. Bu rekor, önce 74 yaşındaki Donald Trump tarafından, onun rekoru da 77 yaşındaki Joe Biden tarafından kırıldı.

Zor soruya zeki yanıt

Trewhitt, aslında Regan’ın stres altında çalışmaya devam edip edemeyeceğini anlamak istiyordu.

“Hiç de değil, Bay Trehwitt” diye cevapladı, Reagan gülümsemesini geri tutarak:

“Ve yaş meselesini bu kampanyanın gündemine getirmeyeceğimi ve siyasi kazanım adına rakibimin gençliğini ve deneyimsizliğini kullanmayacağımı bilmenizi isterim.”

Verdiği bu yanıt, seyircilerden kahkaha ve alkış aldı. Birkaç hafta sonra yapılan seçimlerden de ezici bir galibiyetle çıktı.

Oysa Reagan’ın yaptığı espride sandığından daha çok gerçeklik payı vardı.

Sadece deneyim değil, aynı zamanda “olgun kişilik” faktörü de Başkan’ın yanındaydı.

Gizemli bir değişim

Yaşlanmanın getirdiği fiziksel dönüşümlere hepimiz aşinayız: Cilt esnekliğini kaybeder, diş etleri çekilir, burun uzar, saçlar tuhaf yerlerde çıkmaya, başka yerlerden ise dökülmeye başlar ve hatta boy da kısalır.

Bilim insanları, yaşlanmanın etkileri üzerine onlarca yıl süren araştırmaların ardından artık daha gizemli başka bir değişikliği daha ortaya çıkardı.

Edinburgh Üniversitesi’nden psikolog René Mõttus, “Bu araştırmadan elde ettiğimiz net sonuçlara göre, hayatımız boyunca aynı insan olmayız” diyor.

Çoğumuz kişiliğimizin hayatımız boyunca nispeten aynı olduğunu düşünmek isteriz. Ancak araştırmalar durumun pek de böyle olmadığını gösteriyor.

Karakter özelliklerimiz sürekli değişiyor ve 70 ile 80’li yaşlara gelindiğinde ise insanlar önemli bir dönüşüm geçirmiş oluyor..

Kişiliklerimizin kademeli olarak değişmesinin bazı olumlu yanları da var.

Daha vicdanlı, daha hoş ve daha az nevrotik olabiliyoruz.

Makyavelist yaklaşımlar, narsisizm ve psikopatiyi içeren ve “Karanlık Üçlü” olarak tanımlanan kişilik özellikleri, azalma eğilime girer ve böylece suç işleme ya da madde bağımlılığı gibi zararlı davranışlara bulaşma riski de azalır.

Araştırmalar, daha fedakar ve güven duygusu yüksek bireylere dönüştüğümüzü ortaya koyuyor. Yaşla birlikte irade gücünün arttığı ve mizah anlayışının da geliştiği görülüyor.

Ayrıca, ilerleyen yaşlarda insanlar duyguları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmaya başlıyor.

Bu araştırmanın sonuçları aslında yaşlıların daha huysuz ve geçimsiz olduğu klişesinin de değişmesi gerektiğine işaret ediyor.

Daha değişken ve uysal kişilikler

Uzmanların yıllardır düşündüğünün aksine, insanların kişilik özelliklerinin çocuklukta ya da 30’lu yaşlarda sabitlenmek yerine, daha akıcı ve şekillenebilir olduğu anlaşılıyor.

Mõttus, “İnsanlar daha iyi ve sosyal olarak daha uyumlu hale geliyor. Yaşamla ilgili beklentileri ile toplumun talepleri arasında giderek daha iyi bir denge kurmaya başlıyor” diyor.

Psikologlar, yaşlandıkça meydana gelen değişim sürecini “kişilik olgunlaşması” olarak adlandırıyor.

Bu, gençlik dönemlerinde başlayan ve en azından 80’li yaşlara devam eden kademeli ve fark edilmesi güç bir değişim.

İlginç bir şekilde bu evrensel bir süre. Bu eğilim, Guatemala’dan Hindistan’a kadar tüm kültürlerde görülüyor.

Houston Üniversitesi’nde sosyal psikolog Rodica Damian, “Bu kişilik değişikliklerine değer yargıları koymak genellikle tartışmalı bir durum. Ancak bunun faydalı olduklarına dair bulgular mevcut” diyor.

Örneğin duygusal istikrarın düşük olması akıl sağlığı sorunları, yüksek ölüm oranları ve boşanma gibi olaylarla ilişkilendiriliyor.

Diğer yandan Damian, vicdanlı birinin bulaşıkları yıkamak gibi işlere yardımcı olma ya da aldatma eğiliminin düşük olmasından dolayı hayat arkadaşının daha mutlu olasılığının yüksek olduğunu belirtiyor.

Kişiliklerimizin daha istikrarlı yanı

Yaşlandıkça kişiliklerimiz belirli bir yöne doğru evrilirken, aynı yaş grubundaki insanlarla kıyaslandığında belli bir istikrar olduğu da gözlemleniyor.

Örneğin, yaşlandıkça bir kişinin nevrotiklik düzeyinin azalması beklenir. Bununla birlikte 11 yaşındayken yaşıtlarına göre daha nevrotik olan bir kişi, 80 yaşına geldiğinde de yine kendi yaş grubundaki en nevrotiklerden biri olabilir.

Damian, “Özümüz belli düzeyde aynı kaldığı için yaşıtlarımızla kıyaslandığında sıralamamızda fazla bir değişim olmaması normal. Ancak kendimize göre, kişiliklerimiz kesin değil, değiştirilebilir şeyler” diyor.

Kişilik değişiklikleri nasıl gelişir?

Kişilik olgunlaşması evrensel bir olgu olduğundan bazı bilim insanları kişilik değişiminin genetik etkenlerden ya da evrimsel güçlerden kaynaklanıyor olabileceğini düşünüyor.

Diğer yandan başka uzmanlar ise kişiliklerimizin kısmen genetik unsurlar tarafından şekillendirildiğine ancak yaşamımız boyunca sosyal baskılarla dönüştürüldüğüne inanıyor.

Örneğin, California Üniversitesi’nden psikolog Wiebke Bleidorn’un araştırması, insanların evlenmek, çalışma hayatına atılmak ve yetişkin sorumluluklarına üstlenmek gibi daha hızlı büyümelerinin beklendiği toplumlarda kişiliklerinin de daha genç yaşta olgunlaşma eğiliminde olduğunu ortaya koydu.

Damian, “İnsanlar davranışlarını değiştirmeye ve zamanla daha sorumlu olmaya zorlanıyorlar. Kişiliklerimiz hayatın zorluklarıyla başa çıkmamıza yardımcı olmak için değişiyor” diyor.

Peki ama çok yaşlandığımızda neler olur?

Yaşam süremiz boyunca nasıl değiştiğimizi incelemenin iki olası yolu var.

Birincisi, farklı yaş gruplarına mensup çok sayıda insanı ele almak ve kişilikleri arasındaki farkları incelemek.

Bu yöntemin sorunlarından birisi, belirli bir dönemin kültürü tarafından şekillendirilmiş kuşak özelliklerinin yanlışlıkla yaşlandıkça meydana gelen değişimlerle karıştırmanın kolay olması.

Uzun süreli bir çalışma

Bunun ikinci yolu ise bir grup insanının hayatları boyunca büyümelerini takip etmek.

İskoçya’da böyle bir çalışma yapıldı. Mõttus, Edinburgh Üniversitesi’ndeki meslektaşları ile birlikte yıllar boyunca yüzlerce kişinin kişilik dönüşümlerini izledi.

Mõttus, “İki farklı insan grubumuz olduğu ve her ikisi de aynı ölçümlere tabi tutulduğu için, her iki stratejiyi de aynı anda kullanabildik” diyor.

Bu araştırmada iki nesil arasında ciddi farklar olduğu anlaşıldı.

Genç gruptakilerin kişilikleri genel olarak aşağı yukarı aynı kalırken, yaşlılarda ise kişilik özelliklerinin değişmeye başladığı, daha az dışa dönük oldukları ve daha huysuzlaştıkları görüldü.

Mõttus, “Bence bu mantıklı, çünkü yaşlılıkta insanların başına gelenler de hızlanmaya başlıyor” diyor ve yaş ilerledikçe sağlığın bozulduğunu, hayatlarında önemli insanları kaybetmeye başladıklarına dikkat çekiyor.

Kişiliklerimizin hayatımız boyunca değiştiğini bilmek bunları takip edebilmek için de önem taşıyor.

Damian, “İnsanlar uzun süre böyle olmadığını düşündü. Artık kişiliklerimizin uyum sağlayabildiğini görüyoruz ve bu, hayatın bize getirdiği zorluklarla başa çıkmamıza yardımcı oluyor” diyor.

Yazar: Zaria Gorvett
Kaynak: BBC Future

Okumaya devam et

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND