Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Aile güvencesi kariyere engel

’Y’ kuşağının kariyer tercihleri konusunda yapılan bir araştırmadan ilginç sonuçlar çıktı. Bağımsızlığına düşkünlüğüyle bilinen 18-28 yaş arasındaki ’Y’ kuşağının kariyerine aileleri yön veriyor. Çünkü ’Y’ kuşağı işsizliğe ve istemediği işte çalışmaya karşı ailesini güvence olarak görüyor.

Online kariyer sitesi Monster’ın araştırması, genç neslin mutlu olacağı işte çalışmak istediğini, işsizliğe karşı ailesini güvence olarak gördüğünü ve iş yerinde vaktinin önemli bir kısmını yeni iş aramaya ayırdığını ortaya koydu

Dünyanın önemli online insan kaynakları sitesi Monster’ın yaşları 18 – 28 arasında olan “Y Kuşağı”nın kariyer tercihlerini ortaya koyan araştırma yaptı. İş hayatının henüz başlarında olan genç kuşağın kariyerine ailelerinin yön verdiğini ortaya koyan araştırma, 10 binin üzerinde genç yetişkinle gerçekleştirildi.

Araştırmada katılımcıların yüzde 64’ü kariyer planlarını şekillendirirken mecbur kalmaları halinde “ebeveyn” desteğiyle yaşamaya sıcak baktığını söylüyor. Böylece aileler, doğru işi bulana kadar sağladıkları “sınırsız güvence” ile çocuklarının iş yaşamındaki tercihlerinde de etkin bir rol üstleniyor. İş hayatına atılmaya hazırlanan ya da kariyerinin ilk dönemlerini yaşayan genç kuşak da ailelerinden gördüğü desteğin verdiği güvenceyle, düşük ücretli ve geleceği olmayan işlere yöneliyor. Ayrıca bu kuşağa mensup her iki gençten birinin henüz herhangi bir kariyer planı olmadığı da çıkan sonuçlar arasında.

Monster ile Michigan State Üniversitesi’nin ortaklaşa yürüttüğü ve 10 binin üzerinde genci kapsayan araştırma özellikle gelecek neslin iş hayatına ve kariyer beklentilerine ilişkin ipuçları taşıyor. Araştırmada ayrıca “Y Kuşağı”nı işyerlerinde çalıştıran Avrupa ve Amerikalı 700 yöneticinin de görüşlerine başvuruldu.

Araştırmanın sonuçlarını değerlendiren insan kaynakları ve danışmanlık şirketi Human Resources Management Kurucu Ortağı Aylin Coşkunoğlu Nazlıaka, iş seçiminde genç kuşağın “işinde mutlu olmayı” birincil hedef olarak gördüğünü ancak kariyerinde atacağı her adımı ailesinin onayıyla gerçekleştirdiğini söylüyor: “Ne iş olsa yaparım anlayışından çok, mutlu olacaklarına inandıkları işleri tercih ediyorlar. Ancak iş bulma sürecinde de en büyük desteği ailelerinden görme beklentisindeler. Özellikle üniversite eğitimini ailesiyle birlikte yaşayarak tamamlamış genç kuşak, her konuda destek için ebeveynlerinin kapısını çalıyor” diyen Nazlıaka’nın ilginç bir de tespiti var. Kariyerindeki her adımı ailesiyle paylaşan genç kuşak, iş bulamadığında da faturayı ebeveynlerine kesiyor: “Ailesinin kurduğu bağlantılarla iş bulmayı hedefleyen ama bulamadıkça da ailesini sorumlu tutan bir nesille karşı karşıyayız.”

Megaloman kuşak!
Monster’ın Avrupa ve Amerika’da gerçekleştirdiği araştırmanın bir diğer ilginç sonucu da genç neslin firmalara karşı duyduğu sadakat ve bağlılığa ilişkin. Araştırmaya katılan genç neslin yüzde 65’i, kariyer basamaklarının henüz başında olmasına rağmen farklı iş fırsatlarını araştırma ve deneme eğiliminde olduğunu belirtiyor açıkça. Ancak bu eğilimin ardında da yine ailelerin etkili olduğu sonucunu çıkarmak yanlış değil. Zira geçmiş yıllarda ebeveyn, akraba ya da arkadaşlarının işten çıkarılma ve acı tecrübelerine tanık olan gençler arasında “Firmalar çalışanlarına bağlı değilse, çalışanlar neden işyerlerine bağlı olsunlar ki” düşüncesi ağır basıyor.

Monster’ın global gençlik araştırması yalnızca iş yaşamına değil, genç kuşağın kişilik özelliklerine dair öngörüler de ortaya koyuyor. İş hayatına ilk defa adım atmaya hazırlanan her iki gençten biri, iş arayan diğer adaylardan daha üstün özelliklere sahip olduğu düşüncesine sahip. Bu da, genç ve kariyer beklentisi yüksek kuşağın iş arama süreçlerinde verecekleri tavizleri engelliyor ve hayallerindeki işi kovalama yönünde cesaretlendiriyor.

Monster Pazarlama Direktörü Seden Gürcü, genç neslin kendilerine en uygun kariyer adımının ne olduğunu bulmak amacıyla sık iş değiştirme eğilimine sahip olduğu görüşünde. Araştırmadan çıkan sonuç da Gürcü’nün bu tespitini destekler nitelikte. “Y Kuşağı”na mensup her iki gençten biri, kariyer – yaşam planlarının hedefsiz olduğunu ya da yeni yeni şekillenmeye başladığı itirafında bulunuyor.

Ekonomik durum önemli
Genç kuşağın kariyer tercihlerinde yaşadığı belirsizlik ve yer değiştirme isteğini belirleyen önemli faktörlerden biri, ailelerin sahip olduğu ekonomik koşullar. Araştırmaya göre düşük gelirli ailelerde yetişen genç kuşak -yüksek gelirli ailelerin çocuklarına kıyasla- sık iş değiştirme fikrine daha soğuk yaklaşıyor. Ancak iş yaşamındaki kuralları baştan aşağı değiştirmesi beklenen “Y kuşağı”nın, iş yaşamındaki kararsızlığını ve farklı alanlarda çalışma isteğini etkileyen yalnızca maddi etkenler değil. Araştırma, gençlerin sık iş değiştirme eğiliminin ardında üniversitede okunan bölümlerin de etkin rol oynadığını ortaya çıkardı. Buna göre eğitim, sağlık ve bilgisayar bilimleri alanında eğitim görenler farklı işleri deneme konusuna daha olumsuz yaklaşırken, iletişim, sosyal bilimler ya da fen-edebiyat alanlarında okuyanların kariyer planları “farklı alanlarda şansını deneme” üzerine kurulu.

Kariyer planlarının yanı sıra “Y kuşağı” farklı iş arama yöntemleriyle de karşımıza çıkıyor. Gazete ilanı, online kariyer siteleri ve kişisel bağlantıların yanı sıra sosyal bloglar da iş aramak için sıkça başvurulan kaynaklardan. Favori iş arama sosyal blog’larının başında ise MySpace.com yer alıyor. Bunu sırasıyla Yahoo, Facebook, LinkedIn ve Blogger gibi İnternet siteleri takip ediyor.

Türkiye’de durum ne?
Tüm dünyada özellikle teknolojinin iş ve sosyal yaşamdaki etkisinin artması Türkiye’de de aynı döneme mensup kuşağın iş ve kariyer hayatlarını biçimlendirmede aynı etkiyi gösteriyor. Ancak Türkiye’ye özgü koşullar da bu değişimde aktif role sahip. Arka arkaya yaşanan ekonomik krizler ve istihdam piyasasındaki dalgalanmaların Türkiye’de “Y” kuşağının şirketlere olan güvenini sarstığı bilgisini veriyor Monster Pazarlama Direktörü Seden Gürcü. İş hayatına dair sıkça değişen planların sosyal yaşamı da etkilediğini de ifade ediyor. Öyle ki araştırmaya Türkiye’den katılan genç kuşağın kariyer ve iş hayatındaki ‘değişken’ tavrı, evlilik planlarının da ötelenmesine neden oluyor. Özellikle 18 – 28 yaş arasındaki her üç katılımcıdan biri evlilik ve aile kurmaya ‘mesafeli’ duruyor.

Bu kuşağa dair bir diğer çıkarım da, iş hayatından beklentilere ilişkin. “Y Kuşağı” öncelikli olarak sevdiği işi yapmanın yanı sıra yapacağı işin ilginç olmasını ve terfi imkanları yaratılmasını bekliyor. Ancak kişilik özelliklerine göre yan haklar ve çalışılan firmadan performansla ilgili sürekli geribildirim isteği, şirketlerden beklentileri de etkiliyor. Örneğin diğer çalışanlara göre daha yüksek performans çıkaran bir “Y Kuşağı” çalışanı, mutlaka bonus ya da seyahatle ödüllendirilmeyi veya organizasyonun tepesinde yer alan yöneticilere yakın olmayı bekliyor.

Seden Gürcü, araştırmaya katılan işverenlerin, “Y kuşağı”na dair düşüncelerini ise şu sözlerle değerlendiriyor: “İşverenler, yöneticiler bu kuşağın işine daha az odaklandığı ve hayatlarının merkezine iş ve kariyer yapmayı koymadıklarından şikayetçi. Bu kuşağa ait gençlerin herhangi bir kariyer planı olmadığını dile getiriyorlar. Ayrıca “Y Kuşağı”nın yetenekli gençlerini şirketlerine çekmekte ve onları elde tutmakta zorlandıklarını da ifade ediyorlar.

İşveren artık işe alım ve yetenek yönetimi yaklaşımlarını, bu yeni nesle göre şekillendirmek ve tekrardan yapılandırmak durumunda. Çünkü bu nesil çoğunlukla çalıştıkları ortamda takdir görmediğini ve iş arkadaşlarına göre çok daha iyisini hak ettiğini düşünüyor. Araştırma gösteriyor ki “Y Kuşağı”nın yüzde 77’si mevcut işlerinde sadece üç yıldır çalışıyor ve bunların yüzde 50’si ise her hafta sekiz saatten fazla vaktini yeni bir iş aramaya ayırıyor.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Kişiliğin Değişmesinde Yaşlılık Nasıl Rol Oynuyor?

“Yaşlandıkça çok değiştin.” cümlesini duymayan yoktur. Peki bunun gerçeklik payı var mı? İnsanin kişiliği yaşlandıkça neden değişir?

Yaşlandıkça insanların karakterleri nasıl değişiyor?

Gazeteci Henry Trewhitt, gözlerini Başkan Ronald Reagan’a kararlıkla dikti ve “Sayın Başkan, birkaç haftadır düşündüğüm bir konuyu gündeme getirmek ve bunu da özellikle ulusal güvenlik açısından yapmak istiyorum” dedi.

Takvimler, 1984 yılının Ekim ayını gösteriyordu. Bir dört yıl daha başkanlık görevini sürdürmek için kampanyasına devam eden Reagan, rakibiyle canlı tartışma programında karşı karşıya gelmişti.

Birkaç hafta önce yapılan bir önceki canlı tartışmada kötü bir performans sergilemişti.

73 yaşında başkanlık için çok yaşlı olduğu kulaktan kulağa fısıldanıyordu.

Reagan, o dönem başkanlık koltuğunda oturan en yalı siyasetçiydi. Bu rekor, önce 74 yaşındaki Donald Trump tarafından, onun rekoru da 77 yaşındaki Joe Biden tarafından kırıldı.

Zor soruya zeki yanıt

Trewhitt, aslında Regan’ın stres altında çalışmaya devam edip edemeyeceğini anlamak istiyordu.

“Hiç de değil, Bay Trehwitt” diye cevapladı, Reagan gülümsemesini geri tutarak:

“Ve yaş meselesini bu kampanyanın gündemine getirmeyeceğimi ve siyasi kazanım adına rakibimin gençliğini ve deneyimsizliğini kullanmayacağımı bilmenizi isterim.”

Verdiği bu yanıt, seyircilerden kahkaha ve alkış aldı. Birkaç hafta sonra yapılan seçimlerden de ezici bir galibiyetle çıktı.

Oysa Reagan’ın yaptığı espride sandığından daha çok gerçeklik payı vardı.

Sadece deneyim değil, aynı zamanda “olgun kişilik” faktörü de Başkan’ın yanındaydı.

Gizemli bir değişim

Yaşlanmanın getirdiği fiziksel dönüşümlere hepimiz aşinayız: Cilt esnekliğini kaybeder, diş etleri çekilir, burun uzar, saçlar tuhaf yerlerde çıkmaya, başka yerlerden ise dökülmeye başlar ve hatta boy da kısalır.

Bilim insanları, yaşlanmanın etkileri üzerine onlarca yıl süren araştırmaların ardından artık daha gizemli başka bir değişikliği daha ortaya çıkardı.

Edinburgh Üniversitesi’nden psikolog René Mõttus, “Bu araştırmadan elde ettiğimiz net sonuçlara göre, hayatımız boyunca aynı insan olmayız” diyor.

Çoğumuz kişiliğimizin hayatımız boyunca nispeten aynı olduğunu düşünmek isteriz. Ancak araştırmalar durumun pek de böyle olmadığını gösteriyor.

Karakter özelliklerimiz sürekli değişiyor ve 70 ile 80’li yaşlara gelindiğinde ise insanlar önemli bir dönüşüm geçirmiş oluyor..

Kişiliklerimizin kademeli olarak değişmesinin bazı olumlu yanları da var.

Daha vicdanlı, daha hoş ve daha az nevrotik olabiliyoruz.

Makyavelist yaklaşımlar, narsisizm ve psikopatiyi içeren ve “Karanlık Üçlü” olarak tanımlanan kişilik özellikleri, azalma eğilime girer ve böylece suç işleme ya da madde bağımlılığı gibi zararlı davranışlara bulaşma riski de azalır.

Araştırmalar, daha fedakar ve güven duygusu yüksek bireylere dönüştüğümüzü ortaya koyuyor. Yaşla birlikte irade gücünün arttığı ve mizah anlayışının da geliştiği görülüyor.

Ayrıca, ilerleyen yaşlarda insanlar duyguları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmaya başlıyor.

Bu araştırmanın sonuçları aslında yaşlıların daha huysuz ve geçimsiz olduğu klişesinin de değişmesi gerektiğine işaret ediyor.

Daha değişken ve uysal kişilikler

Uzmanların yıllardır düşündüğünün aksine, insanların kişilik özelliklerinin çocuklukta ya da 30’lu yaşlarda sabitlenmek yerine, daha akıcı ve şekillenebilir olduğu anlaşılıyor.

Mõttus, “İnsanlar daha iyi ve sosyal olarak daha uyumlu hale geliyor. Yaşamla ilgili beklentileri ile toplumun talepleri arasında giderek daha iyi bir denge kurmaya başlıyor” diyor.

Psikologlar, yaşlandıkça meydana gelen değişim sürecini “kişilik olgunlaşması” olarak adlandırıyor.

Bu, gençlik dönemlerinde başlayan ve en azından 80’li yaşlara devam eden kademeli ve fark edilmesi güç bir değişim.

İlginç bir şekilde bu evrensel bir süre. Bu eğilim, Guatemala’dan Hindistan’a kadar tüm kültürlerde görülüyor.

Houston Üniversitesi’nde sosyal psikolog Rodica Damian, “Bu kişilik değişikliklerine değer yargıları koymak genellikle tartışmalı bir durum. Ancak bunun faydalı olduklarına dair bulgular mevcut” diyor.

Örneğin duygusal istikrarın düşük olması akıl sağlığı sorunları, yüksek ölüm oranları ve boşanma gibi olaylarla ilişkilendiriliyor.

Diğer yandan Damian, vicdanlı birinin bulaşıkları yıkamak gibi işlere yardımcı olma ya da aldatma eğiliminin düşük olmasından dolayı hayat arkadaşının daha mutlu olasılığının yüksek olduğunu belirtiyor.

Kişiliklerimizin daha istikrarlı yanı

Yaşlandıkça kişiliklerimiz belirli bir yöne doğru evrilirken, aynı yaş grubundaki insanlarla kıyaslandığında belli bir istikrar olduğu da gözlemleniyor.

Örneğin, yaşlandıkça bir kişinin nevrotiklik düzeyinin azalması beklenir. Bununla birlikte 11 yaşındayken yaşıtlarına göre daha nevrotik olan bir kişi, 80 yaşına geldiğinde de yine kendi yaş grubundaki en nevrotiklerden biri olabilir.

Damian, “Özümüz belli düzeyde aynı kaldığı için yaşıtlarımızla kıyaslandığında sıralamamızda fazla bir değişim olmaması normal. Ancak kendimize göre, kişiliklerimiz kesin değil, değiştirilebilir şeyler” diyor.

Kişilik değişiklikleri nasıl gelişir?

Kişilik olgunlaşması evrensel bir olgu olduğundan bazı bilim insanları kişilik değişiminin genetik etkenlerden ya da evrimsel güçlerden kaynaklanıyor olabileceğini düşünüyor.

Diğer yandan başka uzmanlar ise kişiliklerimizin kısmen genetik unsurlar tarafından şekillendirildiğine ancak yaşamımız boyunca sosyal baskılarla dönüştürüldüğüne inanıyor.

Örneğin, California Üniversitesi’nden psikolog Wiebke Bleidorn’un araştırması, insanların evlenmek, çalışma hayatına atılmak ve yetişkin sorumluluklarına üstlenmek gibi daha hızlı büyümelerinin beklendiği toplumlarda kişiliklerinin de daha genç yaşta olgunlaşma eğiliminde olduğunu ortaya koydu.

Damian, “İnsanlar davranışlarını değiştirmeye ve zamanla daha sorumlu olmaya zorlanıyorlar. Kişiliklerimiz hayatın zorluklarıyla başa çıkmamıza yardımcı olmak için değişiyor” diyor.

Peki ama çok yaşlandığımızda neler olur?

Yaşam süremiz boyunca nasıl değiştiğimizi incelemenin iki olası yolu var.

Birincisi, farklı yaş gruplarına mensup çok sayıda insanı ele almak ve kişilikleri arasındaki farkları incelemek.

Bu yöntemin sorunlarından birisi, belirli bir dönemin kültürü tarafından şekillendirilmiş kuşak özelliklerinin yanlışlıkla yaşlandıkça meydana gelen değişimlerle karıştırmanın kolay olması.

Uzun süreli bir çalışma

Bunun ikinci yolu ise bir grup insanının hayatları boyunca büyümelerini takip etmek.

İskoçya’da böyle bir çalışma yapıldı. Mõttus, Edinburgh Üniversitesi’ndeki meslektaşları ile birlikte yıllar boyunca yüzlerce kişinin kişilik dönüşümlerini izledi.

Mõttus, “İki farklı insan grubumuz olduğu ve her ikisi de aynı ölçümlere tabi tutulduğu için, her iki stratejiyi de aynı anda kullanabildik” diyor.

Bu araştırmada iki nesil arasında ciddi farklar olduğu anlaşıldı.

Genç gruptakilerin kişilikleri genel olarak aşağı yukarı aynı kalırken, yaşlılarda ise kişilik özelliklerinin değişmeye başladığı, daha az dışa dönük oldukları ve daha huysuzlaştıkları görüldü.

Mõttus, “Bence bu mantıklı, çünkü yaşlılıkta insanların başına gelenler de hızlanmaya başlıyor” diyor ve yaş ilerledikçe sağlığın bozulduğunu, hayatlarında önemli insanları kaybetmeye başladıklarına dikkat çekiyor.

Kişiliklerimizin hayatımız boyunca değiştiğini bilmek bunları takip edebilmek için de önem taşıyor.

Damian, “İnsanlar uzun süre böyle olmadığını düşündü. Artık kişiliklerimizin uyum sağlayabildiğini görüyoruz ve bu, hayatın bize getirdiği zorluklarla başa çıkmamıza yardımcı oluyor” diyor.

Yazar: Zaria Gorvett
Kaynak: BBC Future

Okumaya devam et

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND