Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

80 milyon dolarlık adam…

Herkes dünyanın en çok kazanan sporcusunun Michael Schumacher olduğunu sanıyor. Yanlış! Tiger Woods”un yıllık kazancı hiçbir zaman 80 milyon doların altına düşmüyor. Oysa Michael Schumacher 12 ayda “topu topu” veya “sadece” 60 milyon dolar civarında para kazanabiliyor!

Milyar dolarlık genç golfçü

Spor camiasından hiç kimse alınmasın. Bana “En başarılı federasyon başkanı kim” diye sorsalar, hiç düşünmeden Ahmet Ağaoğlu”nu gösteririm. Golf Federasyonu Başkanı”nı. Son derece ciddiyim. Anadolu”nun kara kışa teslim olduğu, kar kalınlığının birkaç metreyi geçtiği günlerde bile o -bir avuç tuzu kuruyu saymazsak- Türk halkına tamamen yabancı bu sporu tabandan başlayarak sevdirmek amacıyla hazırladığı programın aksamaması için çırpınıp durdu, duruyor. Dikkatinizi çekeriz, kapalı salonlarda değil, lapa lapa kar yağarken açık havada. Kütahya”dan Şanlıurfa”ya, Ardahan”dan, Konya”ya, Erzurum”dan Ağrı”ya kadar. O, başında bulunduğu federasyonun 10”uncu yıldönümünde (bu yıl kutlanıyor) kimsenin bırakın ağzından kaçırmayı, aklının ucundan bile geçiremeyeceği bir hedef koydu: “Türkiye”ye dünya şampiyonluğu armağan etmek istiyoruz.” Sonra kendinden emin ekledi: “Hedefimize ulaşırsak hiç kimse şaşırmasın.”

Ve o, tümü Antalya ve İstanbul”un turistik tesislerinde bulunan topu topu 11 golf sahasına (galiba bu yaz 18”e yükselecek), dört yılda 100 adet daha ekleyeceği iddiasını ortaya attı. Bir de rakam verdi ki, inanılır gibi değil: “Türkiye”de lisanslı golfçü sayısı bir yılda 600”den 2 bin 600”e çıktı. Bizi izleyin, kısa sürede nasıl çığ gibi arttığını göreceksiniz.” Bitmedi; Türkiye”de golfün yıldızlarının Doğu”dan parlayacağını öne sürdü (çünkü golf yaygın kanının aksine, cebi değil gönlü zengin olanların sporu) Anadolu”nun Ankara”nın doğusuna düşen kesiminde 9 ili pilot bölge ilan etti, Ağrı Dağı eteklerinde golf turnuvası düzenlemenin düşünü kurduğunu açıkladı. Uzun sözün kısası Başkan Ahmet Ağaoğlu, üstadımız Çetin Altan”ın tenis oynayan köylüler düşünün çok daha zor bir versiyonunu gerçekleştirmeye iyice kararlı. Helal olsun.

BAŞKANI İSTİFA ETTİREN BASKI

Golf deyip geçmeyin. Daha bir hafta önce Güney Kore Başbakanı Lee Hae-chan ile Eğitim Bakanı Yardımcısı Lee Gi-woo”nun hayatlarının akışını değiştirdi. Başbakan ile kabine arkadaşı, demiryolu işçilerinin ülke çapında grev başlattıkları gün, bu eylemle ilgileneceklerine golf oynamayı tercih edince, bir anda hedef tahtası haline geliverdiler. Sonuç? Baskılara ve kamuoyu tepkisine dayanamayıp istifa etmek zorunda kaldılar. Konuya, yani portremize geçmeden önce bir de en sevdiğimiz fıkralardan birini aktaralım. Acemi bir golfçü antrenör gözetiminde çalışırken, vurduğu top havalandıkça havalandı, biraz da rüzgarın etkisiyle yön değiştirdi ve az ötedeki otoyolda ilerlemekte olan bir otomobilin camına isabet etti. Cam parçalandı, önünü göremeyen sürücü öndekine olanca hızıyla çarptı. Durmaya çalışırken arkadaki ona bindirdi, onun arkasındaki de ona. Bitmedi, seken top bu kez otoyolun öbür tarafında bir otomobilin ön camını delip sürücünün gözünde patladı. Orada da benzer facia sahneleri. Bilanço: 22 ölü, 20”si ağır 88 yaralı. Zincirleme kazaları öğrenen acemi golfçü “Tanrım ben ne yaptım” diye inledi. Antrenörü yanıt verdi: “Topa vururken bileğini iki derece kadar fazla büktün. Bundan sonra daha dikkatli ol lütfen!” Korkmayın, sadece fıkra. Bugüne kadar golf sahalarında pek ciddi bir olay yaşanmadı.

Sıra geldi, haftanın kahramanına. Federasyon Başkanı Ahmet Ağaoğlu”nun dur durak bilmeyen çabasına ve olağanüstü heyecanına karınca kararınca katkıda bulunmak (ya da o ünlü reklamdaki sloganla söylersek “Bir nevi hizmetimiz olması”) için bu haftanın portresi olarak golfün yaşayan efsanesini seçtik: Tiger Woods. Dünyanın en çok kazanan sporcusu. David Backham, Zinedine Zidane, Cristiano Messias Ronaldo, Ronaldinho (Ronaldo de Assis Moreira) gibi futbolun kutup yıldızlarını, Roger Federer gibi tenis ilahını geçtik, Formula-1”in altın yumurtlayan tavuğu Michael Schumacher”in kazancı bile onun yanında devede kulak diyemesek de epey önemsiz kalıyor.

KIZILDERİLİ KANI TAŞIYOR

Tiger Woods “Adam olacak çocuk daha kundakta belli olur” özdeyişinin adeta canlı kanıtı. Ve de ırkların ya da kanların karışımının ne müthiş mucizeler yaratabileceğinin en somut, en heyecan verici örneklerinden biri. Onun asıl adı Eldrick Woods . “Tiger”, Vietnam”da savaşan babası -Yeşil Bereliler”den- Earl”ın silah ve cephe arkadaşının adıydı. Golfçümüz 20 yaşına basınca, mahkeme kararıyla onu resmi, yani kimliğinde yazılı adı yaptı. 30 Aralık 1975”te Kaliforniya eyaletinde dünyaya geldi. Babası Earl, çok ünlü bir golfçüydü. Hatta ABD golf tarihinin en önemli oyuncularından biri olduğu bile söyleniyor. Tiger”ın annesi ise Taylandlı Kultida. Kanlarında büyüleyici bir karışım dolaşıyor: Afrika, Amerika, Asya, Kafkas halklarının kokteyli. Hatta Kızılderililer”in bile katkısı var bu karışımda.

Tiger henüz 6 aylıkken, evlerinin garajında babasının topa vuruşunu izlemeye başladı. Dikkatle, ilgiyle, severek, heyecanlanınca el çırparak. 2 yaşında üne kavuştu: Televizyonda “Mike Douglas Show”da Bob Hope ile ekranı paylaştı. 5 yaşında “That”s incredible” (Bu inanılmaz) şovuyla yıldız oldu. Çünkü “rayting” rekorları kırıyordu o program. TV kariyerini 8-9 yaşına kadar sürdürdü; aralarında “Today Show” ve “Good Morning America”nın da bulunduğu çok izlenen programlarla, girmediği ev, fethetmediği kalp kalmadı. Sonra beyaz camdan çim sahalara geçti. Babasının yol göstermesiyle. 8, 9, 12 ve 13 yaşlarında “Optimist International Junior World” turnuvalarında birinci oldu. Zaten derler ki, “Golfte zirveye tırmanmanın yolu, küçük yaşlarda bu spora yönelmekten geçer.” 10, 12, bilemediniz 13- 14 yaşlarında. Tiger bu iddia sahiplerinin de yüzlerini ağartan bir emsal oldu. Ya da tezlerinin kanıtı.

Çocukluğundaki başarılarına “Junior” ve “Amatör” olarak yarıştığı 1990-1996 arasında yenilerini eklemeyi başardı. Örneğin 14 yaşında “Insurance Youth Golf Classic (Big I) National” turnuvasını kazandı. Böylece o güne kadar bu kupayı havaya kaldıran en genç golfçü olarak tarihe geçti. 1991-1993 arasında kesintisiz olarak “U.S. Junior Amateur” şampiyonasında birinci oldu. 16 yaşında “Nisan Los Angeles Open” profesyoneller turnuvasına amatör olarak katıldı ve rakiplerine epey zor anlar yaşattı. 17 yaşında Nisan Open”ın yanı sıra “Honda Classic”” ve “GTE Byron Nelson Classic” gibi önemli profesyonel turnuvalarda da amatör olarak boy gösterip dikkatleri çekmeyi başardı. 1994-1996 arasında “U.S. Amateur” şampiyonalarının birincisi oldu. Yine en genç yaşta kazanan olarak. Ve 1996”da gerekli yaşa ulaşınca profesyonelliğe geçti. Kazandığı ve elbette iyi para ödülü de aldığı ilk turnuva “Las Vegas Invitational” oldu.

Dünyanın 1 numaralı golfçüsü ilan edildiği 1997”de 6 (“Masters” dahil), 1998”de 3, 1999”da 11 (Ayrıca yılın sporcusu seçildi), 2000”de 12 (Bir kez daha yılın sporcusu ilan edildi), 2001”de 8 (üçüncü kez yılın sporcusu), 2002”de 7 (yine yılın sporcusu), 2003”te 5 (tekrar yılın sporcusu) turnuva kazandı. Ayrıca üst üste 5”inci kez “Yılın en iyi golfçüsü” seçilmiş oldu. 2004”te performansında ciddi düşüş oldu (Antrenörü Butch Herman”dan ayrılmasının çok önemli bir payı vardı): Sadece 2 turnuvadan başı dik ayrıldı. O yıl hayatını İsveçli manken Elin Nordegren”le birleştirmesinin bu gerilemede etkisi oldu mu; söylemiyor ya da bilinmiyor. Ancak olduysa bile çabuk toparlanmayı başardı; 2005”te 7 turnuvayı şampiyon bitirerek yeniden zirveye tırmandı.

Bir yıl önce “Vuruşunu eskisi gibi yapamıyor”, “Çabuk yaşlandı” gibi eleştirilerini neredeyse golfle ve Tiger Woods”la ilgili tüm haber ve yazılarında bol bol kullanan Amerikan spor medyası şimdi onu yine göklere çıkarmak için İngilizce”deki tüm sıfatları zorluyor. Dile kolay; geçen yıl hem 2004”te Fiji Adaları”ndan Vijay Singh”e kaptırdığı “Yılın bir numarası” unvanını geri aldı hem kariyerinin 10”uncu “Masters” kupasını evine götürdü hem de 10.6 milyon doların üstünde (Tam rakamı verelim: 10 milyon 628 bin 24 dolar) para ödülünü cebine koydu. Tabii sponsorluk ve reklam kazançları hariç. Onlarla birlikte 2005”i 89.4 milyon dolarlık gelirle kapattı! (Zaten yıllık geliri hiçbir zaman 80 milyon doların altına inmiyor.) Dahası 7 yılda 6”ncı kez “En iyi vuruş yüzdesi” tutturan golfçü ilan edildi. Daha dahası, “Golfü kitlelere sevdiren genç” olarak, bu sporun ölümsüzleri listesinde en başa adını yazdırdı. Ve spor basını 9 sütuna manşet attı: “Kaplan yeniden kükredi!” (Malum; “Tiger”, kaplan demek.)

TIGER VARSA PARA DA VAR

Golf kulüplerinden sponsorlara, golf tutkunlarından televizyon kanallarına kadar çok ama çok geniş bir kitlenin kalbi onun için çarpıyor. Hatta rakiplerinin bile. Çünkü Tiger varsa, golf var. O kadar ki, Tiger Woods”un katılmadığı ya da başarılı olamadığı turnuvalarının naklen yayınları “reyting” sıralamasında dibe vuruyor. Dahası insanlar ya televizyonlarını kapatıyor ya da “zapping” yapıyor. Ama Tiger varsa ve de başta götürüyorsa gelsin rekor izlenme oranları, gelsin reklamlar, gelsin paralar. İzleyici açısından da gelsin keyifli turnuvalar, dinlendirici saatler Özetle “Golfün Mozart”ı” diye nitelenen ve bu sporun en önemli 10 turnuvasında da adını altın harflerle yazdıran Tiger Woods”un başarısı milyonlarca kişiyi mutlu ediyor, başarısızlığı ise bir o kadar mutsuzlar kitlesi yaratıyor. Tiger golf kariyerinde ne kadar kazandı? Tam olarak kestiren yok. Zaten o da gözü paraya doymuşların rahatlığıyla “Benim için artık para ödülü o kadar da önemli değil. fak om.tr r eri değil. Çünkü ne kadar çok turnuvaya katılırsanız, o kadar çok para kazanabilirsiniz. Benim amacım herkesten çok kupa ve masters kazanmak”
diyor.

Ancak zenginin parasıyla çenelerini yoran züğürtler (Yani dünyanın en zenginleri ya da en çok kazananları listeleri düzenleyenler) bir noktada görüşbirliği içindeler: Tiger Woods golfü bıraktığında bir kenarda en az 1 milyar doları olacak! Zaten şimdiden dünyanın en zengin ve de en çok kazanan sporcusu ilan edilmesi de bunu göstermeye yeterli.

40 MİLYON DOLARLIK EV ALDI

Bir gösterge daha var: Bu yıl başında 30”uncu yaşgünü için kendine bir armağan aldı. Florida”nın en pahalı yerleşim merkezlerinden Jupiter Island”da, deniz kıyısında bir malikane. Nakit 40 milyon dolar ödedi. Emlakçiler, “Bu bölgede bir ev için bugüne kadar böylesine yüksek bir fiyat ödenmemişti” dediler. Devamı var; Tiger Woods evi, daha doğrusu malikaneyi temelden yıktırıp zevkine göre yeni bir bina inşa ettirmeye karar verdi. Yani onca parayı sadece arsa için ödemiş oldu. Dedik ya; zenginin parası, züğürdün çenesi Tiger Woods”un amacı 40 yaşına kadar golf oynamak, böylece çocukluğunda odasının duvarlarını posterlerinin süslediği Jack Nicklaus”un 18 kez “Büyük Şilem” şampiyonluğu rekorunu kırmak. Bir not düşelim: Nicklaus ilk “Büyük Şilem” ini 22 yaşında, onuncusunu ise 32 yaşında kazanmıştı. Bu da Tiger”a o rekoru kırmak için kendi ifadesiyle yeterli zaman sağlıyor. Ah, unutmadan; “Büyük Şilem” şampiyonluğu, bir sezonda “Masters”, “U. S. Open”, “İngiltere Open” ve “PGA Şampiyonası” nı (Kuzey Amerika Profesyonel Golf Şampiyonası) kazanmak demek. Tiger Woods bu yıl da yükselişini sürdürebilir mi, daha doğrusu tahtını koruyabilir mi? Söz onda: “İnsanlar kendimi geliştirmeye devam edip etmeyeceğimi soruyor. Galiba şaka yapıyorlar. Sporda amaçlarınıza ulaştığınıza inanırsanız, bu, bırakma zamanınızın da geldiği anlamı taşır.

2006 için beni kamçılayan da bu gerçek zaten: Çünkü bugünkünden çok daha iyi olabileceğimi biliyorum.” Gecenin bir hayli ileri saatinde bu portreyi tamamlamaya çalışırken, “Eurosport” kanalında Singapur”daki golf turnuvasının yayını başladı. Golfün önemli ve ödülü yüklü randevularından biri. Oyuncuların listesine baktım, Tiger Woods yok. İzlemeye değmez. Çünkü Tiger yoksa golfün de tadı yok

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et

MAKALE

Podcast yapmak cesaret istiyor

Podcast son dönemde özellikle gençler arasında hızla yayılıyor. Bunda gencin özgürlüğüne imkan tanıması hiç kuşkusuz önemli bir faktör. Ancak podcast üretimi yapan uzman sayısı yeterli değil. Bunun en önemli nedeni ne olabilir?

Podcast yapmaya başlamaktan neden çekiniyoruz?

Kazanılan yeni kitleler ve podcast ile ilgili düzenlenen çeşitli etkinliklere rağmen, yayıncı adaylarını engelleyen bazı şeyler var…

Podcast’ler dünyada her geçen gün artmaya devam ediyor. Türkiye’nin en büyük podcast ağı olan Podfresh’in bile şimdiden çeşitli kategorilerde 100’e yakın yayını bulunuyor. Yalnızca ABD’de, nüfusun yüzde 75’i “podcast”in ne demek olduğuna aşina durumda. Ekim 2020 itibariyle ise 1,5 milyonun üzerinde podcastin olduğunu söylemek biraz ütopik gelse de gerçek bu.

Her gün başlanan yeni podcastler, kazanılan yeni kitleler ve podcast ile ilgili düzenlenen çeşitli etkinliklere rağmen, yayıncı adaylarını engelleyen ve başlamaktan alıkoyan bazı yanlış yanlış bilinen şeyler var. Bu yazımda biraz bunlardan bahsetmek istiyorum.

Podcast bir iş modelidir

Aslına bakarsanız podcast’ten hemen bir gelir elde etme beklentisi büyük bir hata ve orta vadede motivasyon düşürebilen bir şey. Çünkü Türkiye’de henüz yeni yeni büyüyen, ilginin fazla olduğu ancak reklam modellerinin henüz tam oluşturulmadığı bir ortam söz konusu. Ayrıca şunu da unutmamak gerekir ki, ürettiğimiz her türlü içerik, yaratmamız gereken bir pazarlama planının da parçası olmalı ve o doğrultuda bir strateji üretilmeli. Podcast yayınlarını yaymanın sadece içerik pazarlamasıyla bittiğini düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Birçok platformda çok sayıda niş podcastin olduğu bir arenada, bunu bir işe çevirme düşüncesinden önce içeriğimizi iyi oluşturmayı düşünmek daha yerinde olacaktır. Çünkü salt gelir eldetmekten ziyade podcastimizi aynı zamanda kendimize bir network oluşturmak için de kullanacağız ve podcastimizi de bu network dinleyecek. 

Profesyonel bir stüdyo olmadan başlanmaz

Ben şahsen podcastlerime ufacık bir odada, sesimdeki yankıyı kesmek için üzerime battaniye örterek başladım. Üzerinden iki yıl geçmesine rağmen de hâlâ evimden yayın yapmaya devam ediyorum. Yayıncı adaylarının, profesyonel bir stüdyoya ihtiyaç duyacaklarını, stüdyo sesi olmadan podcast olmayacağını düşünmeleri ve bunun harekete geçmelerini engellemesi, acilen aşılması gereken bir konu.

Peki benim yaptığım podcastler süper kaliteli mi? Elbette evde sınırlı imkanlarla alınan herhangi bir kaydın stüdyo gibi olması imkansız ama zaten sorun burada başlıyor. Neden başlangıçta stüdyo kalitesinde bir yayın yapma zorunluluğu hissedeyim ki? Her şeyden önce içeriğimiz ve sürdürülebilirliğimiz çok daha önemli olgular. Bana soracak olursanız podcast yayınlarını benzersiz kılan şeyler, içerdiği samimiyet. Yani bir ev ortamında, belki çayınızı koyarken çıkan ses, belki arkanızdan gelen bir kedi. Nerede olursanız olun, telefon kulaklığına bile sahipseniz (ki Podfresh’te kulaklıklarla yapılan çok güzel yayınlar var) başlayın.

Podcast yapmak aşırı pahalı

Diğer bir yanlış düşünce de, ekipman fetişisti olup podcast yapmaya başlamak için pahalı ve kaliteli mikrofonlara sahip olmamız gerektiği. Örneğin, 3000 TL’ye çok kaliteli bulduğunuz ve profesyonellerin önerdiği bir mikrofon var ve almak istiyorsunuz. Durun, almayın! Bunun yerine 150 liraya bir yaka mikrofonu, aylık 50 TL’ye yayınlarıma değer katacak bir podcast barındırma platformu (ki artık size Spotify kataloğundan dilediğiniz müziği kullanma imkanı sağlayan Anchor varken ona bile ihtiyaç olmayabilir) ve 20 liraya podcastime sesli tanıtımlar yapabileceğim bir uygulama alırsam, erken dönemde yapacağım 3000 TL’lik bir mikrofondan daha mantıklı ve yayınıma değer katacak bir harcama yapmış olurum.

Demem o ki, Podcaste başlamak pahalı ve maliyetli değil. Bilgisayar ya da telefonunuzdaki ses kayıt düğmesine basın, telefonunuzun kulaklığını takın ve içeriğinizi oluşturun.

Dinleyici bulmak için ünlü olmak gerek

1,5 Milyon podcast yayını, daha fazla sayıda yayıncı, daha fazla sayıda da dinleyici var. Herhalde bu rakamların hepsi ünlü değil. Bu arada yayıncı adaylarının gözlerinin korkmasına hak veriyorum. Belki konuşmak istediğiniz konuyla alakalı onlarca podcast vardır ve endişe duyuyorsunuzdur. Ancak şunu unutmamak gerekir ki, her podcast birbirinden parmak izlerimiz gibi farklı. Herkes niş bir yayın yapmaya çalışıyor ve konunun genelinden uzaklaşıp ister istemez spesifikleşiyorlar. 

Anlattığınız hikaye ve inşa ettiğiniz içeriğiniz sizin her şeyiniz. Yayınınız başka podcastlerin konusunu andıracak gibi görünse de, mutlaka kendinizden katacağınız şeylerle farklılaşacaktır. Kişisel deneyimler ve insan hikayeleri her şeyi değiştirir. Dinleyici olarak iki aynı nüanstaki podcast programından ayrı ayrı kendime kattığım birçok şey var. Eğer platformlarda var olan podcastler sizi podcaste başlamaktan alıkoyuyorsa, masada herkese bir sandalye olduğunu bilmenizde fayda var. 

Her şey kusursuz olmalı

Bir felaket olan ilk podcast bölümüme buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Sesimin yetmediği, tonlamalarımın ise anlamsız olan bu bölümü çekerken ne kadar zorlandığımı ve onlarca kez baştan kayıt aldığımı hâlâ hatırlıyorum. Ancak sonuç itibariyle içeriğimi dünyaya yaymak istediğim için “yayınla” butonuna bastım. Sadece biz değil, dünyaca ünlü podcasterların da ilk yayınlarına baktığınızda kusursuz olmadıklarını görüp kervanın her zaman yolda düzüleceğini anlayabilirsiniz. Kimse mükemmel değil, olamaz da. Podcastinizin daha ilk bölümden mükemmel olması gerekmiyor. Açıkçası geliştikçe her zaman yeni şeyler öğreneceksiniz ve bir önceki bölümünüzü beğenmeyeceksiniz. Gereksiz mükemmelliyetçilik sizi engelleyen bir şey ise, bunu önemsememek en güzeli.

Bitirirken…

Yanlış bildiğimiz şeyler bizi bir şeylere başlamaktan, düşüncelerimizi yaymaktan ve başkasının hayatına bir şeyler katmaktan her zaman alıkoyan bir şey. Eğer profesyonel bir stüdyo yüzünden podcast yapmaya başlamıyorsanız bir hayalinizden vazgeçmiş olacaksınız. Ürettiğiniz içeriğin nerede, kimi ve nasıl etkileyeceğini, ne gibi izler bırakacağını bilemezsiniz. İnsanlara temas etmek ve dokunmak güzeldir. Yeter ki en başında belirttiğim süreklilik ve içerik gibi doğru şeylere odaklanalım.

Kaynak: T24
Yazar: İlkan AKGÜL

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND