Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

39 kilometrelik bir başarı hikayesi!

Uzaydan dünyaya 39 kilometre uzaktan yaptığı hava dalışı ile dünya rekoru kırdı! Nefes kesen atlama sahnesi ile milyonlar tarafından seyredildi. Cesareti ve başarısı ile tüm dikkatleri üzerine çeken Felix Baumgartner, profesyonel hayatı ve dünya görüşü ile ilgili konuşuyor…

Aptalların sayısı artıyor

Uzay atlayışıyla tüm dünyanın konuştuğu Feliz, Kübra Par’a konuştu…

Felix’in geçen yıl ekim ayında stratosfere çıkıp ses duvarını aşan atlayışını hepimiz ağzımız açık izledik. Kıskandık, etkilendik… Fakat, Felix’in atlayışından daha etkileyici olan, bu olayın tam bir PR başarısı olmasıydı… 
Stratos atlayışının ardından dünya çapında yakaladığı şöhretin tadını çıkaran Felix, o günden beri o etkinlik senin bu etkinlik benim dolaşıyor. Sürekli röportaj verip, aynı soruları yanıtlıyor. Tanıştığı ünlülerin isimleri tek tek sayıp övünüyor. 
Artık yeni rekorlar peşinde de değil. Moda dergilerinin kapağına nasıl poz vereceğiyle ilgileniyor…
Uluslararası üne sahip isimlerle röportaj yapmanın sinir bozucu tarafları var. 15-20 dakikaya sıkıştırılmış konuşma süresince karşınızdaki ünlüye hiperaktif çocuk muamelesi yapmanız, organizatör’den “bitiriyoruz” uyarısı gelmeden ağzından birkaç laf almanız gerekiyor.

Felix’le tüm bu negatif duygular içinde buluştum ve evvela “Bilimsel bir başarı yakalamışken şimdi popstar muamelesi görmekten sıkılmıyor musun” diye sordum. Halinden hayli memnun, “Hayır, hiç sıkılmıyorum” dedi. Karşınızda dijital çağın yeni ünlüsü Felix Baumgartner !

Hep aynı soruları cevaplamaktan bıkmış olmalısın. Klişe sorular sormamaya çalışacağım!

Ah evet, çok memnun olurum! (Gülüyor)

Şu an içinde bulunduğun durumdan başlayalım. Stratosferden atlayarak dünya rekoru kırdın. Şimdiyse organizasyondan organizasyona koşup popstar muamelesi görüyorsun. Sıkıcı değil mi?

Hayır, hiç sıkılmıyorum. O atlayıştan beri sürekli yollardayım ve hoş insanlarla tanışıyorum. Tom Cruise, Salma Hayek, Jennifer Aniston, Jeff Bridges, James Cameron gibi bir çok ünlüyle tanıştım. 2 yıl önce, ayak ilk ayak basan Neil Armstrong’la tanışmıştım, benim için çok önemliydi. Ne yazık ki geçen yıl öldü.Bu insanlarla tanışmış olmak başardığım şeyden daha önemli.

Şimdi röportaj vermek yerine dışarı çıkıp İstanbul’un tadını çıkarmayı yeğlemez miydin?

Röportaj ların sıkıcı olduğunu söyleyemem ama elbette burada bir hafta geçirip bu güzel şehri keşfetmeyi isterdim. İstanbul çok şey vadediyor. Harika bir mimarisi, “cool” insanları ve güzel restoranları var. Dün akşam çok hoş bir restoranda yemek yedim.

Türk yemeklerini nasıl buldun?

Sevdim, baharatlı ve çok lezzetli. Ayrıca sağlıklı da…

İstanbul’a ilk gelişin mi?

Hayır, geçen yıl da gelmiştim. Boğaziçi Köprüsü’nden atlama planım vardı ama çok rüzgârlı olduğu için vazgeçmek zorunda kaldım.

 

“BM BARIŞ ELÇİSİ OLACAĞIM’

Atlayıştan sonra psikolojinde değişimler oldu mu? Rekorlar kırmak mı yoksa artık sıradan bir insan gibi yaşamak mı istiyorsun?

Rekorlar kırmak gibi bir takıntım yok. Önemli olan hayatın tadını çıkarmak. Bir amaca sahip olmak. İlle de ses sınırını aşmak gibi olağanüstü bir hedefin olması gerekmiyor. Çocukların varsa onları eğitirsin…

Artık uzay atlayışı yapmayacağını açıkladın. Hayattaki yeni amacın ne olacak?

Bir süre başardığım şeyle ilgili konuşmak ve tecrübelerimi insanlarla paylaşmak istiyorum. Birbirimizi dinleyerek çok şey öğrenebiliriz. Neil Armstrong’u ya da James Cameron’u dinliyoruz çünkü büyük işler başardılar ve çok tecrübeliler.Fakat sözlerin tükeneceği bir gün gelecektir.

O gün geldiğinde ne yapacaksın?

Gelecek için, cebimde ne olduğu önemli. Kaptan pilot lisansım var. Helikopter pilotluğu yapmayı düşünüyorum. Ayrıca Birleşmiş Milletler’den elçilik teklifi aldım.

Teklifi kabul edecek misin?

Evet, çünkü genç kuşakla çalışmak istiyorum. Çocukların çoğu yolunu kaybetmiş durumda, hayatta hiçbir amaçları yok. Dünya doğru yöne doğru gelişmiyor, geriye gidiyoruz. Yolsuzluklar, finansal krizler artıyor. Bunu değiştirmemiz gerek. Dünyayı dolaşıp çocuklara “Ben başardıysam siz de başarabilirsiniz” demek istiyorum. Ban-ki Moon ile uzun uzun konuştuk ama biraz daha zamana ihtiyacım var.

Politikaya atılma planın var mı?

Hayır, politikaya bulaşmak istemem!

Yükseklik ve başarı takıntının çocukluğunla ilgisi var mı?

Evet, olabilir. Benden bir yaş büyük bir erkek kardeşim var. Çocuklukta ve gençlikte büyük rekabet içindeydik. Kendimi ispatlamak zorundaydım.

Bir keresinde erkek kardeşin paraşütünü erken açmış, yere çakılmışsın.Kasten yapmış olabilir mi?

Bilmiyorum, olabilir ama bunun cevabını vermek çok zor. Onun şimdi bambaşka bir dünyası var. Şef oldu.

Ünlü bir şef mi?

Hayır, o kadar başarılı değil. (Gülüyor…)

‘BÜYÜK POT KIRDIM’

Atlayışın yan etkileri oldu mu?

Renk duyumu kaybettim. O günden beri siyah-beyaz görüyorum.

Gerçekten mi?

Hayır, şakaydı! (Gülüyor…) Ama bu şaka yüzünden bir keresinde çok utandım.

Ne oldu?

6 ay önce, Robbie Williams ile birlikte Graham Norton’ın Londra’daki şovuna katılmıştım. Robbie Williams da aynı soruyu sordu ve renk duyumu kaybettiğimi söyledim. Programdan sonra menajeri geldi ve “Robbie’nin doğuştan renk körü olduğunu, siyah-beyaz gördüğünü biliyor musun” dedi. Milyonda bir rastlanan bir vaka ama şaka yapmak için yanlış kişiyi seçmişim! Büyük pot kırdım, çok utandım. Neyse ki sinirlenmedi… Bu arada benimle her gün onlarca kişi fotoğraf çektirir ama Robbie Williams o fotoğrafı Facebook’a koymak için izin isteyen tek insandı. (Gülüyor…)

Yerçekimi (Gravity) filmini seyrettin mi?

Hayır, henüz seyredemedim, güzel miydi?

Evet, seversin. “Her şey planlanmıştı, ölüm tehlikesi yoktu” diyorsun ama yine de “ölmeden önce yapılması gerekenler” listesi çıkarmış mıydın?

Hayır, hayatta kalabilmek için yapmam gerekenlere odaklanmak zorundaydım.

Yeme içme?

Listelenmişti zaten. Neil Armstrong sürekli et ve yumurta yediğini söylemişti.Ben de durmadan somon balığı ve pirinç pilavı yedim.

‘KIZ ARKADAŞIM BENİ TERKETTİ’

Tehlikeli bir iş yapıyor olman sevgili bulmanı zorlaştırıyor mu?

Hayır, ne iş yaptığımı baştan biliyorlar zaten!

Kız arkadaşın ne tepki veriyor tüm bu olup bitene?

Dayanamadı ve 2 ay önce beni terk etti!

Neden?

Çünkü işlerim kontrolden çıktı. Sürekli seyahat ediyorum, hiç zamanım yok. Uçaklar ve oteller arasında yaşarken ona yeteri kadar zaman ayıramadım, sağlıklı bir ilişki yürütemedim.

“DÜNYA GERİYE GİDİYOR”

Duyduğuma göre çok kötü dans ediyormuşsun! Beceremediğin başka şeyler var mı?

(Gülüyor…) Sesim de kötüdür. Beceremediğim çok şey var.

Nede iyi olmayı isterdin?

İspanyolca öğrenmeyi isterdim. Üçüncü bir dil öğrenmenin zamanı geldi. Birkaç gün önce Barcelona’daydım. İspanyolca’yı ne kadar istediğimi bir kez daha anladım.

Senin için “Korkusuz Felix” diyorlar. Korktuğun basit şeyler var mı?

Trafikte kalmaktan ve aptal insanlardan korkarım.

Aptallardan neden korkuyorsun?

Dışarıda onlardan çok var ve sayıları artıyor. Dünya geriye gidiyor. Her şey kısıtlanıyor. Çok fazla kanun var. Sürekli baskı altına alınıyoruz, özgür değiliz.Sabahtan akşama kurallar kurallar kurallar… Buna bir son vermeliyiz.Çocuklarımızı akıllı yetiştirmeliyiz ve onlara temel değerleri öğretmeliyiz. Eğer zeki ve saygılı biriyseniz ne yapmanız gerektiğine kendiniz karar verebilirsiniz.Dünyanın birçok yerinde, sizin için neyin daha iyi olduğunu yukarıdakiler söylüyor ve çoğu insan bunu kabulleniyor. Bu aptallıktır.

Demokrasi yeterli değil mi?

Bunun gerçek bir demokrasi olup olmadığını sorgulamak gerek. İsviçre’de gerçek anlamda demokrasi var. Oysa benim ülkem olan Avusturya’da politikacılar demokrasi varmış gibi davranıyor ama insanların ne istediğiyle ilgilenmiyorlar.

REKOR ADAM

Geçen perşembe Çırağan Sarayı’nda düzenlenen Brand Week İstanbul için gelen Felix Baumgartner hakkında birkaç bilgi:

. 1969 Avusturya doğumlu. İlk atlayışını 16 yaşında gerçekleştirdi.
. 1999’da Malezya’da Kuala Lumpur’daki Petronas Kuleleri’nden paraşütle atlayarak dünya rekoru kırdı.
. 2003’te
. Manş Denizi’ni özel bir karbon fiber kanatla hava dalışı yaparak geçen ilk insan oldu.
. Rio de Janeiro’da Kurtarıcı İsa heykelinden atlayarak 39 metre ile dünyadaki en alçak atlayışı gerçekleştirdi.
. RedBull Stratos atlayışına 7 yıl hazırlandı. Üst düzey önlemler sayesinde ölüm riski neredeyse hiç yoktu.
. 14 Ekim 2012’de 39 bin metreden dünyaya atlayıp en yüksekten ve en hızlı serbest düşüş rekorunu kırdı. Ses duvarını aşan ilk insan olarak tarihe geçti.
. Atlayıştan önce hastalık kapmamak için 2 hafta boyunca aynı restoranda somon ve pirinç yedi. Atlayışta ses duvarını aştığını fark etmedi. Kırdığı rekorun ardından emekli olmaya karar verdi.
. Önümüzdeki 10 yıl boyunca bu rekorun kırılamayacağına inanıyor.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

Kişiliğin Değişmesinde Yaşlılık Nasıl Rol Oynuyor?

“Yaşlandıkça çok değiştin.” cümlesini duymayan yoktur. Peki bunun gerçeklik payı var mı? İnsanin kişiliği yaşlandıkça neden değişir?

Yaşlandıkça insanların karakterleri nasıl değişiyor?

Gazeteci Henry Trewhitt, gözlerini Başkan Ronald Reagan’a kararlıkla dikti ve “Sayın Başkan, birkaç haftadır düşündüğüm bir konuyu gündeme getirmek ve bunu da özellikle ulusal güvenlik açısından yapmak istiyorum” dedi.

Takvimler, 1984 yılının Ekim ayını gösteriyordu. Bir dört yıl daha başkanlık görevini sürdürmek için kampanyasına devam eden Reagan, rakibiyle canlı tartışma programında karşı karşıya gelmişti.

Birkaç hafta önce yapılan bir önceki canlı tartışmada kötü bir performans sergilemişti.

73 yaşında başkanlık için çok yaşlı olduğu kulaktan kulağa fısıldanıyordu.

Reagan, o dönem başkanlık koltuğunda oturan en yalı siyasetçiydi. Bu rekor, önce 74 yaşındaki Donald Trump tarafından, onun rekoru da 77 yaşındaki Joe Biden tarafından kırıldı.

Zor soruya zeki yanıt

Trewhitt, aslında Regan’ın stres altında çalışmaya devam edip edemeyeceğini anlamak istiyordu.

“Hiç de değil, Bay Trehwitt” diye cevapladı, Reagan gülümsemesini geri tutarak:

“Ve yaş meselesini bu kampanyanın gündemine getirmeyeceğimi ve siyasi kazanım adına rakibimin gençliğini ve deneyimsizliğini kullanmayacağımı bilmenizi isterim.”

Verdiği bu yanıt, seyircilerden kahkaha ve alkış aldı. Birkaç hafta sonra yapılan seçimlerden de ezici bir galibiyetle çıktı.

Oysa Reagan’ın yaptığı espride sandığından daha çok gerçeklik payı vardı.

Sadece deneyim değil, aynı zamanda “olgun kişilik” faktörü de Başkan’ın yanındaydı.

Gizemli bir değişim

Yaşlanmanın getirdiği fiziksel dönüşümlere hepimiz aşinayız: Cilt esnekliğini kaybeder, diş etleri çekilir, burun uzar, saçlar tuhaf yerlerde çıkmaya, başka yerlerden ise dökülmeye başlar ve hatta boy da kısalır.

Bilim insanları, yaşlanmanın etkileri üzerine onlarca yıl süren araştırmaların ardından artık daha gizemli başka bir değişikliği daha ortaya çıkardı.

Edinburgh Üniversitesi’nden psikolog René Mõttus, “Bu araştırmadan elde ettiğimiz net sonuçlara göre, hayatımız boyunca aynı insan olmayız” diyor.

Çoğumuz kişiliğimizin hayatımız boyunca nispeten aynı olduğunu düşünmek isteriz. Ancak araştırmalar durumun pek de böyle olmadığını gösteriyor.

Karakter özelliklerimiz sürekli değişiyor ve 70 ile 80’li yaşlara gelindiğinde ise insanlar önemli bir dönüşüm geçirmiş oluyor..

Kişiliklerimizin kademeli olarak değişmesinin bazı olumlu yanları da var.

Daha vicdanlı, daha hoş ve daha az nevrotik olabiliyoruz.

Makyavelist yaklaşımlar, narsisizm ve psikopatiyi içeren ve “Karanlık Üçlü” olarak tanımlanan kişilik özellikleri, azalma eğilime girer ve böylece suç işleme ya da madde bağımlılığı gibi zararlı davranışlara bulaşma riski de azalır.

Araştırmalar, daha fedakar ve güven duygusu yüksek bireylere dönüştüğümüzü ortaya koyuyor. Yaşla birlikte irade gücünün arttığı ve mizah anlayışının da geliştiği görülüyor.

Ayrıca, ilerleyen yaşlarda insanlar duyguları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmaya başlıyor.

Bu araştırmanın sonuçları aslında yaşlıların daha huysuz ve geçimsiz olduğu klişesinin de değişmesi gerektiğine işaret ediyor.

Daha değişken ve uysal kişilikler

Uzmanların yıllardır düşündüğünün aksine, insanların kişilik özelliklerinin çocuklukta ya da 30’lu yaşlarda sabitlenmek yerine, daha akıcı ve şekillenebilir olduğu anlaşılıyor.

Mõttus, “İnsanlar daha iyi ve sosyal olarak daha uyumlu hale geliyor. Yaşamla ilgili beklentileri ile toplumun talepleri arasında giderek daha iyi bir denge kurmaya başlıyor” diyor.

Psikologlar, yaşlandıkça meydana gelen değişim sürecini “kişilik olgunlaşması” olarak adlandırıyor.

Bu, gençlik dönemlerinde başlayan ve en azından 80’li yaşlara devam eden kademeli ve fark edilmesi güç bir değişim.

İlginç bir şekilde bu evrensel bir süre. Bu eğilim, Guatemala’dan Hindistan’a kadar tüm kültürlerde görülüyor.

Houston Üniversitesi’nde sosyal psikolog Rodica Damian, “Bu kişilik değişikliklerine değer yargıları koymak genellikle tartışmalı bir durum. Ancak bunun faydalı olduklarına dair bulgular mevcut” diyor.

Örneğin duygusal istikrarın düşük olması akıl sağlığı sorunları, yüksek ölüm oranları ve boşanma gibi olaylarla ilişkilendiriliyor.

Diğer yandan Damian, vicdanlı birinin bulaşıkları yıkamak gibi işlere yardımcı olma ya da aldatma eğiliminin düşük olmasından dolayı hayat arkadaşının daha mutlu olasılığının yüksek olduğunu belirtiyor.

Kişiliklerimizin daha istikrarlı yanı

Yaşlandıkça kişiliklerimiz belirli bir yöne doğru evrilirken, aynı yaş grubundaki insanlarla kıyaslandığında belli bir istikrar olduğu da gözlemleniyor.

Örneğin, yaşlandıkça bir kişinin nevrotiklik düzeyinin azalması beklenir. Bununla birlikte 11 yaşındayken yaşıtlarına göre daha nevrotik olan bir kişi, 80 yaşına geldiğinde de yine kendi yaş grubundaki en nevrotiklerden biri olabilir.

Damian, “Özümüz belli düzeyde aynı kaldığı için yaşıtlarımızla kıyaslandığında sıralamamızda fazla bir değişim olmaması normal. Ancak kendimize göre, kişiliklerimiz kesin değil, değiştirilebilir şeyler” diyor.

Kişilik değişiklikleri nasıl gelişir?

Kişilik olgunlaşması evrensel bir olgu olduğundan bazı bilim insanları kişilik değişiminin genetik etkenlerden ya da evrimsel güçlerden kaynaklanıyor olabileceğini düşünüyor.

Diğer yandan başka uzmanlar ise kişiliklerimizin kısmen genetik unsurlar tarafından şekillendirildiğine ancak yaşamımız boyunca sosyal baskılarla dönüştürüldüğüne inanıyor.

Örneğin, California Üniversitesi’nden psikolog Wiebke Bleidorn’un araştırması, insanların evlenmek, çalışma hayatına atılmak ve yetişkin sorumluluklarına üstlenmek gibi daha hızlı büyümelerinin beklendiği toplumlarda kişiliklerinin de daha genç yaşta olgunlaşma eğiliminde olduğunu ortaya koydu.

Damian, “İnsanlar davranışlarını değiştirmeye ve zamanla daha sorumlu olmaya zorlanıyorlar. Kişiliklerimiz hayatın zorluklarıyla başa çıkmamıza yardımcı olmak için değişiyor” diyor.

Peki ama çok yaşlandığımızda neler olur?

Yaşam süremiz boyunca nasıl değiştiğimizi incelemenin iki olası yolu var.

Birincisi, farklı yaş gruplarına mensup çok sayıda insanı ele almak ve kişilikleri arasındaki farkları incelemek.

Bu yöntemin sorunlarından birisi, belirli bir dönemin kültürü tarafından şekillendirilmiş kuşak özelliklerinin yanlışlıkla yaşlandıkça meydana gelen değişimlerle karıştırmanın kolay olması.

Uzun süreli bir çalışma

Bunun ikinci yolu ise bir grup insanının hayatları boyunca büyümelerini takip etmek.

İskoçya’da böyle bir çalışma yapıldı. Mõttus, Edinburgh Üniversitesi’ndeki meslektaşları ile birlikte yıllar boyunca yüzlerce kişinin kişilik dönüşümlerini izledi.

Mõttus, “İki farklı insan grubumuz olduğu ve her ikisi de aynı ölçümlere tabi tutulduğu için, her iki stratejiyi de aynı anda kullanabildik” diyor.

Bu araştırmada iki nesil arasında ciddi farklar olduğu anlaşıldı.

Genç gruptakilerin kişilikleri genel olarak aşağı yukarı aynı kalırken, yaşlılarda ise kişilik özelliklerinin değişmeye başladığı, daha az dışa dönük oldukları ve daha huysuzlaştıkları görüldü.

Mõttus, “Bence bu mantıklı, çünkü yaşlılıkta insanların başına gelenler de hızlanmaya başlıyor” diyor ve yaş ilerledikçe sağlığın bozulduğunu, hayatlarında önemli insanları kaybetmeye başladıklarına dikkat çekiyor.

Kişiliklerimizin hayatımız boyunca değiştiğini bilmek bunları takip edebilmek için de önem taşıyor.

Damian, “İnsanlar uzun süre böyle olmadığını düşündü. Artık kişiliklerimizin uyum sağlayabildiğini görüyoruz ve bu, hayatın bize getirdiği zorluklarla başa çıkmamıza yardımcı oluyor” diyor.

Yazar: Zaria Gorvett
Kaynak: BBC Future

Okumaya devam et

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND