Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

100 yaşında ödül aldın ya, bravo hakkı amca !

Mehmet Hakkı Yercan tam 100 yaşında. Edremit’e ilk pamuğu eken, mandalinayı yetiştiren, traktörü getiren, on binlerce kişiye iş veren, okullar yaptıran bir hayırsever. Bu hayırseverliği ona geçtiğimiz haftalarda TBMM Üstün Hizmet Ödülü’nü kazandırdı. Yercan ‘100 yaşında bu ödülü aldım ya, 10 sene daha yaşamak istiyorum’ diyor

Bugüne kadar on binlerce kişiye iş imkanı sağladı, sayısını bile hatırlamadığı kadar okul, cami yaptırdı, hastanelere de yardımlarda bulundu. Bu hayırseverliği ona, bundan birkaç hafta önce TBMM Üstün Hizmet Ödülü’nü getirdi. Bahsettiğimiz kişi Edremitli Mehmet Hakkı Yercan. Yercan bu ödülü alarak tarihe geçti. Çünkü 100 yaşında. Bir asırlık ömrünü bu ödülle taçlandırdı.

Edremit’te yaşayan Yercan çevresinde ‘Hacı Hakkı Amca’ olarak tanınıyor. Onun adı geçince Edremit’te akan sular duruyor. Edremit’e ilk traktörü getiren o, artezyen kuyusu açan o. Yine ilk kez o bölgeye pamuk eken, mandalinayı yetiştiren de Yercan. Mehmet Hakkı Yercan her şeyi dün gibi hatırlıyor. Tarihleriyle üstelik. İlerlemiş yaşına rağmen kendi başına yürüyor, suyunu içebiliyor. Televizyonda haber programlarını izliyor, halen hesap makinesi elinde hesap-kitap yapıyor, bütçesini kontrol ediyor.

DÜŞMAN GEMİLERİNİ GÖRDÜ

100 yıllık bir ömür yaşadı. Dile kolay. Hayat hikayesini anlatmaya başlıyor. 1908’de Makedonya’da doğdu. ‘Osmanlı İmparatorluğu yıkılınca Bulgarlar bizim memleketimize geldi. Katliama başladılar. Beş yaşındaydım. Bulgarlar amcamı da kapımızın önünde kesti’ diyen Yercan, Türkiye’ye geliş öykülerini şöyle anlatıyor: ‘Babamla Selanik’e geldik. Selanik ise Yunanlılara geçmişti. Vapura binerek Çanakkale’ye geldik. Çanakkale ile Ezine arasında Yenişehir vardı. Bizi Yenişehir’de iskan ettirdiler. İki yıl orada kaldıktan sonra sabaha karşı Çanakkale Savaşı çıktı. Babam beni kucağına alıp da merdivene çıkınca Boğaz’da düşman gemilerini gördüğümü hatırlıyorum. Gök-deniz gemi doluydu. Oradan ayrılarak Ezine’ye, sonra Edremit’e geldik. Edremit’e yerleştik.’

15’İNDE YAPAYALNIZ KALDI

Yercan sekiz yaşına geldiğinde rençper olan babası o dönem İspanyol hastalığı denilen ateşli bir hastalık nedeniyle yaşamını yitirmiş. Üç kardeş ve bir anne kalmışlar. Kardeşleri de hastalıklar nedeniyle bir bir hayata veda etmiş. Hayat annesini de ondan almış: ‘Ben 15 yaşındayken annem de öldü, yalnız kaldım. Annem ölmeden önce bana her gece ‘Sen sakın kötü kimselerle konuşma, sigara içme, içki içme. Biz memleketimizde zengin insanlardık. İyi çalış, tutumlu ol, oradaki malımızın aynısını burada yap’ diye nasihat ederdi. Hayatım boyunca sigara içmedim, içkinin acı mı tatlı mı olup olmadığını bile bilmem.’

40 YILDA 500 DÖNÜM ARAZİ

Bir başına kalan Yercan, çalışmaya başlamış büyük bir azimle: ‘Bahçelerde 40 kuruş yevmiye ile çalışıyordum. Bahçede çapa yapanlara su taşıyordum, getir-götür işleri yapıyordum. Aldığım paranın 20 kuruşunu yiyordum, 20 kuruşunu kenara saklıyordum. Beş yıl çalıştım 300 lira biriktirdim. Çünkü annem bana nasihat etti ya. Askere giderken biriktirdiğim parayı İstanbul Sarıyer’de yaşayan teyzeme verdim, saklaması için.’

Askerden dönen Yercan annesinin vasiyetini yerine getirmek için kolları sıvamış: ‘Biriktirdiğim 300 liranın 120 lirasıyla bir bahçe kiraladım. Bir sene mısır, bostan ekip biçtim. Bir sene içinde 300 liram 500 lira oldu. 500 lira ile dönümü 100 lira olan 5 dönümlük bir tarla aldım. Onun çevresine kavak ektim. Niye kavak diktim? Diyarbakır’da askerdeyken bir amca sıra sıra kavak ekiyordu. Ona ‘Amca neden sıra sıra kavak dikiyorsun?’ diye sorduğumda ‘Bir evladın dünyaya geldi mi bu kavaklar büyür, evladın da büyür. Ona sermaye olur’ demişti. Ertesi sene bahçeden bin 500 lira kaldı. Bu kez o parayla 15 dönüm tarla aldım ve yine kıyılarına kavak diktim. Böyle böyle 40 senede 500 dönüm arazi yaptım.’

ISPANAĞI DA İLK BEN EKTİM

Araziler artınca tarım faaliyetleri de artmış Yercan’ın. Mısır, buğday, arpa, bostan az gelmiş. Çünkü sadece zeytin işiyle uğraşan köylü yılın üç ayı çalışıyormuş, diğer aylar ise işsizmiş. Edremit’te fabrika da yok o yıllarda. Yercan yeni iş sahası yaratmak için kolları sıvamış: ‘Asıl para pamuktaydı. Ama Edremit’te pamuk ekilmiyordu. Ama iklimi ve toprağı benzer olar İzmir Urla’da bir akrabamız ekiyordu. Bana 10 kilo tohum gönderdi. 20 dönüm araziye 10 kilo tohumu taksim ettim. Pamuklar büyüdü. Topladım pamukları, Edremit’te çırçır olmadığı için Kınık’a götürdüm. Çekirdeklerini ertesi sene 100 dönüme ektim. Pamuklar büyüdü, başka çiftçiler de pamuk ekmeye başladı.’

Zeytin işi üç ay sürüyor, pamuk işi de o kadar. Sonra kalan aylar için Yercan mandalina işini bulmuş. Edremit’e ilk mandalinayı o yetiştirmiş: ‘İnsanlar yılın 12 ayı iş sahibi oldu. Tarlalarımda 10 binlerce kişiye iş verdim.’

‘Çarliston biber ve tırtıklı ıspanağı da Edremit’e ilk kez ben ektim. Tohumlarını Bulgaristan’dan getirdim’ diyen Yercan’a kızları destek veriyor: ‘Babamın ektiği ıspanaktan bir tencere yemek yapardık…’

Anneme verdiğim sözleri tuttum

BUGÜNE kadar 10 binlerce kişiye iş imkanı sağlayan Mehmet Hakkı Yercan’ı TBMM Üstün Hizmet Ödülü’ne götüren ise yardımseverliği oldu. Arazilerinin üzerine onlarca okul yaptırmış, cami inşa ettirmiş, hastanelere yardımlarda bulunmuş. En son bir arazisini mahallede sağlık ocağı açılması için bağışlamış. Hastanelere maddi yardımlarda bulunmuş, onlara ek binalar yaptırmış.

Bugüne kadar pek çok ödül verilmiş kendisine. Ama onun için en önemlisi aldığı son ödül kuşkusuz. Çünkü ömrünün 80 yılını verdiği yardımseverliği bu ödülle taçlandırıldı.

‘Yardımseverliğiniz kimden miras?’ diye sorduğumuz Yercan şu yanıtı veriyor: ‘Kendimden. Annem anlatırdı, dedem biri yolda para düşürdüğünde ayağıyla basıp, fakirleri çağırıyormuş. Her yerde ismimi görünce gururlanıyorum, seviniyorum. Yardımlarımı Allah rızası için yapıyorum. İç huzurum yerinde. Anneme verdiğim sözleri tuttum. Hiçbir zaman vergiden düşmek için hayır yapmadım. TBMM bana ödül de verdi ya…’

100 yıldır kilosu bile değişmedi

ASTIM bronşit hastası Mehmet Hakkı Yercan’a uzun yaşamanın sırrını da soruyoruz. ‘10 yıl daha yaşamak isterim’ diyerek şunları anlatıyor: ‘Bakıyorum 70 yaşındaki adamlar bunuyor. Ama bende bunama yok. 100 yaşındayım ama. Kendime iyi bakıyorum. İçki içmem, sigara kullanmam. Üç öğün yemek yerim. Hayatım boyunca hep 55-60 kilo civarındaydım. Yediklerime dikkat ederim. Gerçek tereyağı, bal yerim. Abur cubur tüketmem. Her gün tartılırım. Şimdi de 60 kiloyum. Televizyonda haber programlarını izliyorum. Eşim dizi seyredince kızıyorum. Sevmiyorum o dizileri. ‘Diziye bakacağına, dünyayı dinle’ diyorum.’

Hakkı Amca’nın dört çocuğu, sekiz torunu ve sekiz de torunun çocuğu var

Bugüne kadar üç kez evlenmiş Mehmet Hakkı Yercan. İlk eşi Hanife Hanım ile 60 yıl evli kalmış. Beş çocukları olmuş. Beş çocuğundan birini 18’ine geldiğinde trafik kazasında kaybetmiş; dört çocuğundan en büyüğü 73 yaşındaki Şükriye Dağlı. Yercan’ın sekiz torunu var, torunlarından en büyüğü 54 yaşında. Torununun torunları henüz yok ama torunun çocuklarından en küçüğü 4 aylık Hafsanur.

Hanife Hanım romatizma hastalığından mustaripmiş. Hatta 20 yıl hasta yatmış. Vefat edince Yercan, Şükriye Hanım ile evlenmiş. Ama evlilikleri yedi yıl sürmüş, çünkü eşi safra kesesi rahatsızlığından vefat etmiş. Şimdiki eşi 56 yaşındaki Fatma Hanım. Eşini genç yaşta kaybeden Fatma Hanım, Yercan ile altı yıldır evli.

Okumayı kendim öğrendim kurs muallimi bile seçildim

Onlarca okul yaptıran Mehmet Hakkı Yercan bunca işinin arasında okula geceleri gitmiş. Harf inkılabı olunca da yeni yazıyı kendi kendine öğrenmiş. Bununla ilgili bir de anısını anlatıyor: ‘Dönemin Milli Eğitim Bakanı gelmişti, herkesi topladılar yeni yazıyı halkın öğrenip öğrenmediğini tecrübe ediyorlardı. ‘Kim var yazacak yeni yazıyı?’ diye sordu, ben elimi kaldırdım ve tahtaya künyemi yazdım. Bana bir kağıt verdi üzerinde ‘Kurs muallimi daire amiri’ yazıyordu.’

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Kişiliğin Değişmesinde Yaşlılık Nasıl Rol Oynuyor?

“Yaşlandıkça çok değiştin.” cümlesini duymayan yoktur. Peki bunun gerçeklik payı var mı? İnsanin kişiliği yaşlandıkça neden değişir?

Yaşlandıkça insanların karakterleri nasıl değişiyor?

Gazeteci Henry Trewhitt, gözlerini Başkan Ronald Reagan’a kararlıkla dikti ve “Sayın Başkan, birkaç haftadır düşündüğüm bir konuyu gündeme getirmek ve bunu da özellikle ulusal güvenlik açısından yapmak istiyorum” dedi.

Takvimler, 1984 yılının Ekim ayını gösteriyordu. Bir dört yıl daha başkanlık görevini sürdürmek için kampanyasına devam eden Reagan, rakibiyle canlı tartışma programında karşı karşıya gelmişti.

Birkaç hafta önce yapılan bir önceki canlı tartışmada kötü bir performans sergilemişti.

73 yaşında başkanlık için çok yaşlı olduğu kulaktan kulağa fısıldanıyordu.

Reagan, o dönem başkanlık koltuğunda oturan en yalı siyasetçiydi. Bu rekor, önce 74 yaşındaki Donald Trump tarafından, onun rekoru da 77 yaşındaki Joe Biden tarafından kırıldı.

Zor soruya zeki yanıt

Trewhitt, aslında Regan’ın stres altında çalışmaya devam edip edemeyeceğini anlamak istiyordu.

“Hiç de değil, Bay Trehwitt” diye cevapladı, Reagan gülümsemesini geri tutarak:

“Ve yaş meselesini bu kampanyanın gündemine getirmeyeceğimi ve siyasi kazanım adına rakibimin gençliğini ve deneyimsizliğini kullanmayacağımı bilmenizi isterim.”

Verdiği bu yanıt, seyircilerden kahkaha ve alkış aldı. Birkaç hafta sonra yapılan seçimlerden de ezici bir galibiyetle çıktı.

Oysa Reagan’ın yaptığı espride sandığından daha çok gerçeklik payı vardı.

Sadece deneyim değil, aynı zamanda “olgun kişilik” faktörü de Başkan’ın yanındaydı.

Gizemli bir değişim

Yaşlanmanın getirdiği fiziksel dönüşümlere hepimiz aşinayız: Cilt esnekliğini kaybeder, diş etleri çekilir, burun uzar, saçlar tuhaf yerlerde çıkmaya, başka yerlerden ise dökülmeye başlar ve hatta boy da kısalır.

Bilim insanları, yaşlanmanın etkileri üzerine onlarca yıl süren araştırmaların ardından artık daha gizemli başka bir değişikliği daha ortaya çıkardı.

Edinburgh Üniversitesi’nden psikolog René Mõttus, “Bu araştırmadan elde ettiğimiz net sonuçlara göre, hayatımız boyunca aynı insan olmayız” diyor.

Çoğumuz kişiliğimizin hayatımız boyunca nispeten aynı olduğunu düşünmek isteriz. Ancak araştırmalar durumun pek de böyle olmadığını gösteriyor.

Karakter özelliklerimiz sürekli değişiyor ve 70 ile 80’li yaşlara gelindiğinde ise insanlar önemli bir dönüşüm geçirmiş oluyor..

Kişiliklerimizin kademeli olarak değişmesinin bazı olumlu yanları da var.

Daha vicdanlı, daha hoş ve daha az nevrotik olabiliyoruz.

Makyavelist yaklaşımlar, narsisizm ve psikopatiyi içeren ve “Karanlık Üçlü” olarak tanımlanan kişilik özellikleri, azalma eğilime girer ve böylece suç işleme ya da madde bağımlılığı gibi zararlı davranışlara bulaşma riski de azalır.

Araştırmalar, daha fedakar ve güven duygusu yüksek bireylere dönüştüğümüzü ortaya koyuyor. Yaşla birlikte irade gücünün arttığı ve mizah anlayışının da geliştiği görülüyor.

Ayrıca, ilerleyen yaşlarda insanlar duyguları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmaya başlıyor.

Bu araştırmanın sonuçları aslında yaşlıların daha huysuz ve geçimsiz olduğu klişesinin de değişmesi gerektiğine işaret ediyor.

Daha değişken ve uysal kişilikler

Uzmanların yıllardır düşündüğünün aksine, insanların kişilik özelliklerinin çocuklukta ya da 30’lu yaşlarda sabitlenmek yerine, daha akıcı ve şekillenebilir olduğu anlaşılıyor.

Mõttus, “İnsanlar daha iyi ve sosyal olarak daha uyumlu hale geliyor. Yaşamla ilgili beklentileri ile toplumun talepleri arasında giderek daha iyi bir denge kurmaya başlıyor” diyor.

Psikologlar, yaşlandıkça meydana gelen değişim sürecini “kişilik olgunlaşması” olarak adlandırıyor.

Bu, gençlik dönemlerinde başlayan ve en azından 80’li yaşlara devam eden kademeli ve fark edilmesi güç bir değişim.

İlginç bir şekilde bu evrensel bir süre. Bu eğilim, Guatemala’dan Hindistan’a kadar tüm kültürlerde görülüyor.

Houston Üniversitesi’nde sosyal psikolog Rodica Damian, “Bu kişilik değişikliklerine değer yargıları koymak genellikle tartışmalı bir durum. Ancak bunun faydalı olduklarına dair bulgular mevcut” diyor.

Örneğin duygusal istikrarın düşük olması akıl sağlığı sorunları, yüksek ölüm oranları ve boşanma gibi olaylarla ilişkilendiriliyor.

Diğer yandan Damian, vicdanlı birinin bulaşıkları yıkamak gibi işlere yardımcı olma ya da aldatma eğiliminin düşük olmasından dolayı hayat arkadaşının daha mutlu olasılığının yüksek olduğunu belirtiyor.

Kişiliklerimizin daha istikrarlı yanı

Yaşlandıkça kişiliklerimiz belirli bir yöne doğru evrilirken, aynı yaş grubundaki insanlarla kıyaslandığında belli bir istikrar olduğu da gözlemleniyor.

Örneğin, yaşlandıkça bir kişinin nevrotiklik düzeyinin azalması beklenir. Bununla birlikte 11 yaşındayken yaşıtlarına göre daha nevrotik olan bir kişi, 80 yaşına geldiğinde de yine kendi yaş grubundaki en nevrotiklerden biri olabilir.

Damian, “Özümüz belli düzeyde aynı kaldığı için yaşıtlarımızla kıyaslandığında sıralamamızda fazla bir değişim olmaması normal. Ancak kendimize göre, kişiliklerimiz kesin değil, değiştirilebilir şeyler” diyor.

Kişilik değişiklikleri nasıl gelişir?

Kişilik olgunlaşması evrensel bir olgu olduğundan bazı bilim insanları kişilik değişiminin genetik etkenlerden ya da evrimsel güçlerden kaynaklanıyor olabileceğini düşünüyor.

Diğer yandan başka uzmanlar ise kişiliklerimizin kısmen genetik unsurlar tarafından şekillendirildiğine ancak yaşamımız boyunca sosyal baskılarla dönüştürüldüğüne inanıyor.

Örneğin, California Üniversitesi’nden psikolog Wiebke Bleidorn’un araştırması, insanların evlenmek, çalışma hayatına atılmak ve yetişkin sorumluluklarına üstlenmek gibi daha hızlı büyümelerinin beklendiği toplumlarda kişiliklerinin de daha genç yaşta olgunlaşma eğiliminde olduğunu ortaya koydu.

Damian, “İnsanlar davranışlarını değiştirmeye ve zamanla daha sorumlu olmaya zorlanıyorlar. Kişiliklerimiz hayatın zorluklarıyla başa çıkmamıza yardımcı olmak için değişiyor” diyor.

Peki ama çok yaşlandığımızda neler olur?

Yaşam süremiz boyunca nasıl değiştiğimizi incelemenin iki olası yolu var.

Birincisi, farklı yaş gruplarına mensup çok sayıda insanı ele almak ve kişilikleri arasındaki farkları incelemek.

Bu yöntemin sorunlarından birisi, belirli bir dönemin kültürü tarafından şekillendirilmiş kuşak özelliklerinin yanlışlıkla yaşlandıkça meydana gelen değişimlerle karıştırmanın kolay olması.

Uzun süreli bir çalışma

Bunun ikinci yolu ise bir grup insanının hayatları boyunca büyümelerini takip etmek.

İskoçya’da böyle bir çalışma yapıldı. Mõttus, Edinburgh Üniversitesi’ndeki meslektaşları ile birlikte yıllar boyunca yüzlerce kişinin kişilik dönüşümlerini izledi.

Mõttus, “İki farklı insan grubumuz olduğu ve her ikisi de aynı ölçümlere tabi tutulduğu için, her iki stratejiyi de aynı anda kullanabildik” diyor.

Bu araştırmada iki nesil arasında ciddi farklar olduğu anlaşıldı.

Genç gruptakilerin kişilikleri genel olarak aşağı yukarı aynı kalırken, yaşlılarda ise kişilik özelliklerinin değişmeye başladığı, daha az dışa dönük oldukları ve daha huysuzlaştıkları görüldü.

Mõttus, “Bence bu mantıklı, çünkü yaşlılıkta insanların başına gelenler de hızlanmaya başlıyor” diyor ve yaş ilerledikçe sağlığın bozulduğunu, hayatlarında önemli insanları kaybetmeye başladıklarına dikkat çekiyor.

Kişiliklerimizin hayatımız boyunca değiştiğini bilmek bunları takip edebilmek için de önem taşıyor.

Damian, “İnsanlar uzun süre böyle olmadığını düşündü. Artık kişiliklerimizin uyum sağlayabildiğini görüyoruz ve bu, hayatın bize getirdiği zorluklarla başa çıkmamıza yardımcı oluyor” diyor.

Yazar: Zaria Gorvett
Kaynak: BBC Future

Okumaya devam et

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND