Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

10 başarılı kadın, başarıyla ilgili 10 soruyu yanıtladı!

Her biri kendi alanında başarısını ispatlamış, kariyer sahibi 10 kadın, Bazaar dergisinin ocak sayısına konuk oldu. Çocuk ve kariyer, kıyafet seçimi, ekip ruhu, iş hayatında yükselmenin yolları, pozitif enerji, yöneticilik kuralları ve kadın olmanın avantajları gibi konularda fikirlerini anlatan başarılı kadın yöneticiler, hayata dair önemli ipuçları verdi….

SABAH
12.1.2005

Her biri kendi alanında başarısını ispatlamış, kariyer sahibi 10 kadın, Bazaar dergisinin ocak sayısına konuk oldu. Çocuk ve kariyer, kıyafet seçimi, ekip ruhu, iş hayatında yükselmenin yolları, pozitif enerji, yöneticilik kuralları ve kadın olmanın avantajları gibi konularda fikirlerini anlatan başarılı kadın yöneticiler, hayata dair önemli ipuçları verdi….

Türk Usulü Başarı : 10 başarılı kadın, başarıyla ilgili 10 soruyu yanıtladı!

Nasıl yönetici olunur?

BAHAR AYSAN (B&T Plus Satış ve Marka Yönetmeni) Yöneticiliğin ilk kuralı, çalışanların sizinle aynı bakış açısıyla hareket etmelerini, işlerini sahiplenmelerini ve motivasyonlarını sağlamaktır. İkinci kural, yaptığınız işi gerçekten severek yapmanızdır. Doğru hedefler konulduktan sonra, zamanını iyi değerlendirenler, doğru düşünüp hızlı karar verenler ve istekli olanlar mutlaka başarıya ulaşır. Aslında ben yöneticiliği otomobil kullanmaya benzetiyorum. Trafikte kararsız davranırsanız, biri hemen önünüze geçer. Üstelik, kararsızlık sizi tereddüte düşüren hesaplardan daha pahalıya mal olur.

Hem çocuk, hem de kariyer nasıl yapılır?

LEYLA ALATON (Alarko Holding Yönetim Kurulu Üyesi) Geç evlenip geç anne olduğum için kendimi hem aile hayatı, hem de kariyer açısından çok şanslı addediyorum. Mesleğimde basamakları çıkmaya başladığımda beni aşağı çeken bir ev ve çoçuk sorumluluğu olsaydı bulunduğum yere gelemezdim. Gerçi bu işler plansız programsız oluyor.

Ancak ben evlenmek istediğim adama 38 yaşımda, kariyerimi oturtup çocuğa hazır olduğum dönemde rastladığım için şanslıyım. İş yerindeki başarılara doydum artık, o yüzden de şimdi önceliklerimi daha iyi sahiplenebiliyorum. Bu her insanın hayatında böyle olmayabilir. 23 yaşında da hayatınızın erkeğine rastladığınızı düşünebilirsiniz. Bu durumda ya kariyerinize ya da ailenize öncelik vermeniz gerekir.

Çünkü kariyer ve çocuk gibi iki önemli sorumluluk çok zor bir arada yürüyor. İkinsinden birini seçin demiyorum, Allah dengeyi bulmanıza yardımcı olsun diyorum. Bansettiğim dengeyi kurmak için her kadın ayrı bir formül uyguluyor. Kimi çocuğunu iş yerine götürüyor, kimiyse annesine bırakıyor. Dünyada ne kadar çalışan kadın varsa, bir o kadar da çocuk bakım formülü var ve herkesin formülü de kendine özel. Zaten kadın kariyerinde vazgeçilmez bir noktaya gelindiğinde onu çocuk doğurmak bile engelleyemiyor. Bu tamamen kadından kadına değişebilen, özel bir karar.

Türk Usulü Başarı : 10 başarılı kadın, başarıyla ilgili 10 soruyu yanıtladı!

Kadın olmak nasıl avantaja dönüştürülür?

RANA KARLIDAĞ (Merkez Dergi Grubu Reklam Genel Müdürü) Kadınların önsezilerinin her alanda daha kuvvetli olduğuna inanıyorum. Bu da iş yaşamında büyük bir avantaj. Türkiye gibi sık sık riskli kararların alındığı bir ülkede önseziler çok önemli.

İyi bir ekip nasıl oluşturulur?

FERYAL MENEMENLI (Doğa Bitkisel Ürünler Yön. Kur. Başkanı) İyi bir ekip, her oyuncunun sahanın farklı bölgelerindeki diğer oyunculara doğru hamleler yaptığı, ortak bir hedefe odaklanmış, kararlı, enerjik ve oyunu ahenk içinde sürdürebilen insanlar topluluğudur. Vizyon sahibi bir lider ve doğru iletişimle, bu ekibi elde etmek için gerekenlerin yüzde 50”sini sağlarsınız. Şeffaf, tutarlı ve sevecen bir yönetim tarzını benimseyerek onlara yaklaştığınız sürece, sürekli bakım gerektiren bu dinamik ruh halini ayakta tutmak kolaylaşır.

Türk Usulü Başarı : 10 başarılı kadın, başarıyla ilgili 10 soruyu yanıtladı!

İş hayatıyla özel hayat nasıl dengelenir?

ZEYNEP ÖZÇOBAN (Park Bravo Yön. Kur. Üyesi) Bizim sektörde işle özel hayatı dengelemek zor. Çünkü ikisi iç içe girmiş durumda. Akşamları doğruca eve, çocuklara koşuyorum. Evde ister istemez işi bir kenara bırakıyorum. Ofise gelince tam tersi oluyor, bu kez de çalışmaktan evi aramayı unutuyorum. Bulunduğum ortama iyice konsantre oluyorum.

İş dünyasında nasıl dikkat çekilir?

FEM GÜÇLÜTÜRK (Bernaylafem Halkla İlişkiler Kurucu Üyesi) Kişinin giyiminden tutun da, duruşu, temsil ettiği grup, hayat tarzı, sesi ve konuşma şekli dahi bir farklılıktır. Sahip olduğunuz bu duruşu işlerinize ve ürettiklerinize yansıtırsanız, uyumlu bir farklılık yaratırsınız. Mesele göze batmak değil çarpmaksa, aynı sonuca değişik yollardan ulaşmaya bakmak gerekir. Rengi, dokusu, mesajı kalıplaşmış, ezberlenmiş temalar içermeyen, biraz yaratıcılık, biraz da empati içeren çalışmalar kendini gösterecektir.

Ya Bir Yol Bul : 10 başarılı kadın, başarıyla ilgili 10 soruyu yanıtladı!

Güne nasıl enerjik başlanır?

ASLI EKŞİOĞLU (The Partners Pazarlama ve Iletişim Danışmanı) Evimde ailemle günlük sohbetler yapmak, ertesi güne enerjik ve pozitif başlamamda en büyük etken. Yaşamın ne kadar kısa ve değerli olduğunu bu minik ama yoğun paylaşımlarda tekrar tekrar hatırlatıyorum kendime. Her sabah o günkü hedeflerimi belirler, her akşam muhasebesini yaparım. Haftada 2-3 kez yatmadan önce reiki yaparım. Reiki, beni çok rahatlatıyor.

İş kıyafeti nasıl seçilir?

ÖZLEM GÜSAR (Özgü İletişim Kurucu Üyesi) Bence her kadının, özellikle de çalışan kadınların kendilerini ifade eden kıyafetleri tercih etmeleri gerekiyor. Bir kıyafet ne kadar şık olursa olsun, aynaya baktığımda içinde kendimi göremiyorsam asla o kıyafeti giymem. Modayı bire bir takip etmem, sadece o sezonun etkilerini taşıyan parçaları kendi tarzıma uyarlamaya çalışırım. Ama her kadın gibi, benim de ayakkabı-çanta takıntım vardır. Özenle seçildiklerinde, gerçekten de tüm görüntünüzü bir anda değiştirebiliyorlar. Aksesuvarlara gelince, işim gereği her an mücevher dünyasının içindeyim, dolayısıyla her zaman en iyilerini takmaya alışığım. Yine de, genellikle aynı anda birden fazla mücevher kullanmıyorum. İş kıyafetinde sadelikten yanayım, diyebiliriz.

Ya Bir Yol Bul : 10 başarılı kadın, başarıyla ilgili 10 soruyu yanıtladı!

Gündüz kıyafeti nasıl geceye uyarlanır?

SEDEF ORMAN (Derimod Yön. Kur. Başkan Yard.) Bir davete katılmam gerekiyorsa ve eve gidip hazırlanacak vaktim yoksa, ofise davetin içeriğine uygun yedek bir kıyafet götürürüm. Böyle bir fırsatım yoksa, en büyük kurtarıcım siyah takım elbisedir. Kıyafetimle uyum içinde kullanacağım bir broş ya da fularla farklılaşma yoluna giderim. Zaten dolabımda her zaman acil ve özel davetler için ayakkabı ve çanta bulunur. Makyaj malzemeleriyle son rötuşları yaparak yola çıkarım.

İş hayatında nasıl yükselinir?

SİBEL KUTMAN (Doluca Şarapçılık Pazarlama Müdürü) 1. Öncelikle daima olduğunuz gibi görünün. 2. Kendinize güvenin, hata yapmaktan korkmayın. 3. İnandığınız ve savunabileceğiniz konularda yılmayın. 4. Öğrenecek çok şeyiniz olduğunu kabul edin, karşı karşıya kaldığınız her sorunu bir eğitim fırsatı olarak görün. 5. Sürekli gözlem yapın; sektörü, firmayı, rakiplerinizi, çalışma ortamınızı ve kendinizi gözlemleyin. 6. Hayattan keyif almayı asla ihmal etmeyin.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Spor Dünyasından Resimli Şampiyon Sözleri

spor dünyası sözleri, şampiyonluk, şampiyon sözleri mümin sekman, şampiyon sözleri kitap, şampiyon sözleri, şampiyon

Şampiyon Sözleri Mümin Sekman tarafından yazıldı. Dünya şampiyonlarının hayat ve sporda başarı üzerine 1250 tavsiyesinin bulunduğu Şampiyon Sözleri kitabından sizler için en güzel ve motivasyon sağlayıcı sözleri seçtik.

Zorlu Zamanlarda Motivasyonu Arttıran Fikirler!..

ŞAMPİYON SÖZLERİ ARKA KAPAK YAZISI

Zorlu Zamanlarda Motivasyonu Arttıran Fikirler!..

SPOR DÜNYASINDA BAŞARILI OLMAK

Pes etmeyi bir kez öğrendin mi alışkanlığa dönüşür.

Vince Lombardi

Kan, ter ve saygı. İlk ikisini verir, sonuncuyu kazanırsın.

Dwayne Johnson

Yapmadığın atışları asla sayıya çeviremezsin.

Larry Bird

Zayıf olana herkes acır, “kıskanılmak” ise çabayla kazanılır.

Arnold Schwarzenegger

Olduğun yerden başla. Elindekini kullan. Yapabildiğini yap.

Arthur Ashe

Bir olimpiyat şampiyonu, size birebir başarı koçluğu yapsa ne kazanırdınız? 

Lazer gibi odak, çelikten bir irade ve ateşli motivasyon! 

Dünya şampiyonlarının hayat ve sporda başarı üzerine 1250 tavsiyesi bu kitapta. Şampiyonlar şöhret, servet, kudret, marifet, zafer ve hezimet üzerine hayat dersleri veriyor. Hayatın zorlu “unvan maçları”na çıkarken, mücadele gücünüzü artıracaklar. 

Bu kitap şampiyon sporcular kadar, işinin şampiyonu olanlar için. Hayatın olimpik mücadelesinde yarışan CEO’lar, TUS adayı doktorlar, genç girişimciler veya üniversite adayları “zorlu zamanlarda güçlendiren fikirler” bulacak.

“Yetenek yoksulun servetidir,” der John Wooden. Yeteneği şöhrete, şöhreti servete, serveti kudrete, kudreti de daha büyük başarıya çevirmenin sistemini keşfedeceksiniz. 

Şampiyonluk bir zihin durumudur. Kazanmak için oynamak bir dünya görüşüdür. İnsan kendi hayatının şampiyonu olabilir. İçinde ve işinde “şampiyon zihniyeti inşa etmek” isteyenlere en kapsamlı kaynak…

Kitapta Muhammed Ali’den Pele’ye, Tiger Woods’tan Michael Jordan’a, Katarina Witt’ten Bruce Lee’ye, Roger Federer’den Ronaldo’ya alanın en iyileri kişisel sırlarını ve profesyonel sistemlerini anlatıyor. Çoğu kazanma taktiği Türkçeye ilk kez çevrildi. Türkiye’nin “başarı yazarı” Mümin Sekman da efsanelerin başarı sistemini analiz etti.

Hayatı bir şampiyon gibi yaşamak isteyenler ve şampiyonluktan başka bir hayat düşünemeyenler için… Daha ileriye, daha yükseğe, daha güçlü ve daha hızlı!

Okumaya devam et

MAKALE

Evlat edinilen çocuklar ve güvenli bağlanma süreci

yakın ilişkiler, evlat edinme, evlat edinilen çocuklar, çocuk, bağlanma

Evlat edinilen çocuklar, diğer çocukların uğraşmak zorunda kalmayacağı deneyimler yaşıyorlar. Bu deneyimler, evlat edinilen çocuklarda kaygı veren davranışlara yol açabilir. Peki, bu durumu nasıl baş edebiliriz? İşte yanıtı…

Evlat Edinilen Çocuklarda Bağlanma

Bağlanma teorisini ortaya atan John Bowlby’e göre bir çocuğun birine bağlanması; korktuğu, yorgun ya da hasta olduğu durumlarda özel olarak o kişinin yakınında ve o kişiyle iletişim içinde olmak istemesi anlamına geliyor1. Çocukların bağlanma stilleri güvenli, güvensiz (kaygılı veya kaçınmacı) ve düzensiz-güvensiz olmak üzere üçe ayrılıyor1. Ebeveynlerine güvenli bağlanan çocuklar, hem etraflarındaki dünya üzerinde bir etkileri olduğuna dair kendilerine hem de kişilerarası ilişkilerinde ebeveynlerine güveniyorlar1. Bu sayede problem çözme yeteneklerine daha fazla güvenen çocuklar, daha özgür bir biçimde dünyayı keşfedebiliyorlar1. Buna karşılık güvensiz bağlanan çocuklar gelişimleri boyunca bu keşif süreçlerini güvenle gerçekleştiremedikleri için daha fazla sorun yaşayabiliyorlar. Özellikle düzensiz-güvensiz bağlanan çocuklarda davranış bozuklukları ve psikopatoloji görülme olasılığı daha yüksek oluyor1.

Yapılan araştırmalarda evlatlık çocuklarda daha sık güvensiz ve düzensiz-güvensiz bağlanma stilleri, ideal olmayan çocuk-ebeveyn ilişkileri, tepkisel bağlanma bozukluğu ve rastgele arkadaşlık davranışları olduğu görülüyor1, 3, 4, 5. Evlat edinilmiş çocukların arasında güvensiz-düzensiz bağlananların fazla olmasına aslında bu grupta yetimhanede yetişmiş çocukların sayısının daha çok olması sebep oluyor. Çünkü yetimhanelerden çıkmış evlatlık çocuklar, çok küçük yaşta biyolojik ebeveynlerinden ve yetimhanede karşılaştıkları bakıcılardan sürekli ve sık sık ayrılmak zorunda kalıyorlar1, 4. Temel ebeveyn bakımından yoksun kalmanın getirdiği stres, çocukların beyinlerinin stresle baş etmeyi sağlayan bölümünün diğer çocuklarınkine göre daha farklı çalışmasına ve strese uygun tepki verilmesini sağlayan kortizol hormonunun daha az salgılanmasına sebep oluyor8. Bu işlevsel farklılıklar, çocuklarda zihinsel hastalıklar görülmesine ya da strese yeterince uygun tepki veremedikleri için gençliklerinde daha riskli davranışlar sergilemelerine yol açabiliyor8.

Yetimhaneden çıkıp evlat edinilen çocuklarda yeni ebeveynlerle bağlanmanın oluşabilmesi ve çocukların işlevselliklerinde buna bağlı olumlu gelişmeler görülebilmesi için çocuk ile ebeveyn arasındaki ilişkinin çocuğun önceki bakıcılarıyla olan ilişkisinden farklı olarak stabil, tutarlı ve kaliteli olması gerekiyor. Yapılan bir araştırmada hayatlarının ilk yıllarını yetimhanede sık sık bakıcı değiştirerek geçirmiş çocukların -en uzunu dokuz ayda olmak üzere- %40’ının ilk 3 ay içinde yeni ebeveynlerine bağlandıkları görülüyor5. Ancak çocuklarda bu şekilde bağlanma davranışlarının gözlenmesi, bağlanma stillerinin kesin olarak güvenli olduğu anlamına gelmiyor. Romanya’daki yetimhanelerde yetiştikten sonra evlat edinilmiş çocuklarla yapılan bir araştırmada, Kanadalı çocuklar ve dört aylıktan önce evlat edinilmiş çocuklara kıyasla araştırılan grubun belirgin bir kısmının yeni ebeveynlerine daha güvensiz bağlandıkları ortaya çıkıyor6. Bu durum elbette çocukların evlat edinilmeden önce karşılaştıkları, bakıcılar tarafından ihmal edilmek gibi kötü deneyimlere oldukça bağlı.

Yetimhanedeki koşullardan ötürü güvensiz bağlanmaya yatkın olan bu çocukların yeni ebeveynleriyle güvenli bir bağ kurmaları zor görünüyor ancak imkansız değil. Bowlby’ye göre çocukların hayatlarındaki ilk beş yılda karşı karşıya kaldıkları ebeveynlik davranışlarının hassasiyetindeki değişimler, çocukların bağlanma stillerinde ve dünyaya bakış açılarında iyi yönde bir değişim sağlayabiliyor4. Yapılan araştırmalarda bir yaşından önce evlat edinilen çocukların biyolojik ebeveynleriyle yetişen çocuklarla aralarında bağlanma stilleri açısından kayda değer bir fark olmadığı görülüyor4, 6. Genel olarak, evlat edinilme yaşı ile bağlanma stilinin iyi yönde değişmesinin zorluk seviyesinin paralel gittiği düşünülüyor2. Bu duruma sebep olarak bir yaşından küçük çocukların yetimhanelerin kötü şartlarına uzun süre maruz kalmadan ve henüz bağlanma sistemleri gelişmekteyken yeni ebeveynleri tarafından bakım görmeye başlamaları görülüyor6. Ancak aynı paralellik düzensiz-güvensiz bağlanma stiliyle evlat edinilme yaşı arasında bulunmuyor, yaştan bağımsız olarak düzensiz-güvensiz bağlanma stili genellikle yoğun bir şekilde kötü muameleye maruz kalma sonucu oluştuğu için değişmesi de daha zor oluyor4.

Bu istisna göz ardı edildiğinde, evlatlık edinilen çocukların, biyolojik ebeveynleri tarafından yetiştirilen çocuklar gibi bağlanma stillerinin onları evlat edinen anneleriyle oldukça benzer olduğu görülüyor7. Yapılan uzun soluklu bir çalışma da erken ve orta çocukluk dönemlerinde annelerin çocuklarına gösterdiği hassas davranışların çocukların erken yetişkinliklerindeki bağlanma algıları üzerinde olumlu etkisi olduğunu ortaya koyuyor3. Bunun yanı sıra aslında ebeveynlerden en az birinin bile güvenli bir dünya görüşüne (state of mind) sahip olması, çocukların evlat edinilmeden önce yaşadığı travma ve mahrum kalmışlığa karşı koruma görevi görebiliyor7. Yani her ne kadar bağlanma stillerinin güvenliye dönmesi zor gibi görünse de geç evlat edinilen çocukların bile kurumların bakımı altından çıkıp sabit, korumacı ve ilgi gösteren bir aile tarafından bakım görmeleri sosyal ilişkilerinden bilişsel kapasitelerine ve zihinsel sağlıklarına kadar hayatlarının birçok alanındaki gelişimlerinde olumlu etkiler yaratıyor.

Yazan: Rengim Lal Kılavuz
Düzenleyen: Dr. Gizem Sürenkök
Kaynak: www.yakiniliskiler.com

Okumaya devam et

MAKALE

Müşteri memnuniyeti için öneriler

satın alma deneyimi, satın alma, pazarlama, müşteri, marka

Markalar müşterilerine iyi bir satın alma deneyimi yaşatmayı hedefler. Fakat maalesef bu konuda başarılı olan pek az şirket var. Peki, bu durum tam tersine nasıl çevrilir? İşte yanıtı…

İyi Müşteri Deneyimi Yaşatmak Neden Çok Zor?

İnsanın bir markayla ilişkisi sadece o ürünü kullandığı zaman yaşadıklarından ibaret değildir. Bilgi edinmek için internetten yaptığı araştırmalarla başlayan süreç; çağrı merkezi görevlileriyle konuşmalar, satın alma sırasında satıcıların tavırları ve satın alma yolculuğu sonunda yaşadıklarının toplamından oluşan bir marka deneyimidir.

Kısacası müşteri ve marka arasındaki ilişki bu “gerçeklik anlarında” yaşanan tüm adımları içerir.

Rekabetin gerisinde kalmamak için şirketlerin bu gerçeklik anlarının her birini incelemesi ve satın alma yolculuğunun her aşamasını müşteri için kolaylaştırması gerekir. Bunun için insanların motivasyonlarını, yapmak istediklerini anlayıp sonra da markayla ilişkiye girdiklerinde yaşadıkları zorlukları giderecek çözümler üretmesi lazımdır.

Bugün -maalesef- büyük şirketlerin birincil sorunu müşterilerin gerçekten ne istediklerini anlayamamalarıdır. Satın alma deneyimini iyileştirmek için bir araya gelen yöneticiler, çoğu zaman empati güçlerini kaybederler. Tüketicilerin de kendileri gibi insan olduğunu unuturlar. Çamaşır makinesi üreten bir şirket yöneticisi müşteri deneyimine odaklanmak yerine satış noktalarında yaşanan şirket sorunlarına odaklanır. Oysa her marka yöneticisi, günlük hayatta bir başka markanın tüketicisidir. Özel hayatında; o da yaptığı alışverişten şikâyet eden, aldığı ürünün fiyatından yakınan, gereğinde memnun kalmadığı ürünü iade eden olağan bir müşteridir. Fakat yönetici şapkasını giyip kurumsal bir kimliğe büründüğünde düşünceleri ve davranışları değişir. Müşterilerinin çamaşır yıkamakla ilgili gerçek sorunlarını çözmek yerine sosyal projeler üretmeye, toplumsal konulara duyarlılık kisvesi altında konu dışı alanlara kafa yormaya başlar. Tüketicinin bugünkü ihtiyaçlarını çözmek yerine ilgisiz konulara öncelik verir. Kendi kişisel hedeflerine veya kendi departmanının önceliklerine odaklanır.

Benzer şekilde müşteri deneyimini iyileştirmek için uluslararası danışmanlık şirketlerine büyük projeler yaptıran şirketler bile çoğu zaman kendi tüketicilerinin (müşterilerinin) ihtiyaçlarına yalın çözümler üretmek yerine mevcut sorunları daha da karmaşıklaştırırlar.

Oysa tüketiciler markaların vaat ettiklerini hakkıyla yerine getirmesini beklerler.

Dijitalleşmeyle, bugün pazarlama disiplini bir evrim geçiriyor. Satın alacağı ürünü internetten iyice araştıran, tüketici yorumlarını didik didik okuyan yeni nesil müşteriler markaların önüne farklı taleplerle gelmekte. Bütün şirketlerin bu talepleri iyi anlamaları, analiz etmeleri ve bunlara çözüm üretmeleri şart. Aksi takdirde bugünün insanına zorla iteleyerek ürün veya hizmet satmak mümkün değil.

Son yıllarda hayatımıza giren Inbound Pazarlama, modern insanın beklentilerine karşılık veren bir felsefeyi benimser. Yaklaşımı, dijital ortamda edindiği bilgi ile güçlenen modern müşterinin (tüketicinin) yapmak istediğini anlamak ve ona yol göstermektir. Inbound Marketing felsefesi eski usul yöntemler kullanarak, ısrarla bir ürün veya hizmeti zorla satmaya çalışan pazarlama anlayışının tam tersidir.

Inbound Marketing’in hedefi, markayı insanlara itelemek yerine onları markaya çekmek ve gönüllü bir şekilde markadan alışveriş yapmalarını sağlamaktır.

Inbound Pazarlama yöntemini uygulamak isteyen yöneticilere önerilerim şunlardır:

  • Markanın odağına insanı koy. Onun ne yapmak istediğini, amacını anla. Tüketicilerini veya müşterilerini “persona”lar ile tanımlayabilir, onları segmentlere ayırabilirsin ama unutma ki her biri senin benim gibi gerçek birer insandır. Dolayısıyla markanın müşterisinin önce insan sonra tüketici olduğu hatırla.
  • İnsanlar her gün kendilerine zorla bir şeyler satmaya çalışan yapışkan satıcılardan bıktı. Bu nedenle Web sitene ya da mağazana gelen insana hemen satış yapmaya çalışma. Onun ihtiyaçlarını anlayabilmek için sorman gereken bütün soruları sor. Ona bilgi vermekte cömert ol. Kendini bir satıcı gibi değil, o insana yardım etmek için görevlendirilmiş bir yetkili gibi gör.
  • Alışveriş yapan her insanı tedirgin eden birçok konu vardır. Yanlış ürüne veya hizmete para harcamak, verdiği karardan dönememek, satın aldıktan sonra markanın ilgisiz kalacağından endişe etmek… Bunlar insanların “acı noktalarıdır”. Her sektörde insanların markalardan alışveriş yaparken karşı karşıya kaldıkları sayısız acı noktası vardır. Kendi markan için bunların hepsini listele ve bunlara çözüm üret. Bugün Amazon, insanların bütün acı noktalarını çözdüğü için dünyada 1 numara olmuştur.
  • Eğer böyle davranırsan insanlar senin markana güven duyacak ve alışveriş yapmaya gönüllü olacaklardır. Markanı kendilerine zorla satış yapmaya çalışan diğer markalardan ayrı bir yere konumlayacaklardır.
  • Satın alma yaptıktan sonra senin markanla ilişkiye devam edecekler, kendi çevrelerine markanı tavsiye edeceklerdir.
  • Bütün bunları hayata geçirmek ve insanlara iyi bir alışveriş deneyimi yaşatmak için dijital teknolojileri hakkıyla kullan.

Dijital çağda istediği bilgiyi edinebilen, önünde sayısız seçenek olan, istediği markadan alışveriş yapabilen modern insana hitap edebilmek, onu markana çekebilmek, onun aklını ve gönlünü kazanabilmek, onun senin markandan can-ı gönülden alışveriş yapmasını sağlamak için gerekli dijital dönüşümü gerçekleştir.

Bu dijital dönüşümü gerçekleştirmeyen markaların bugünün dünyasında iyi bir alışverişçi deneyimi yaşatmaları ve ayakta kalmaları mümkün değil.

Yazar: Temel Aksoy
Kaynak: www.temelaksoy.com

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND