Mümin Sekman

Yoksa sizde sadece kendisini sevenlerden misiniz?

İnsan biraz narsist olmalı. Ancak bunun da bir bir sınırı ve sınır taşı olmalıdır. Dünyayı gözünüz görmüyorsa, hele her şeyden kötüsü narsizminizin altı boşsa o zaman vay halinize! Altını doldurmak için çaba mı sarf edin

Aynaların hem edebiyatımızda hem de tüm yaşamımızda yerini alalı uzun yıllar oldu. Özseverliğin sembolü haline gelen aynalar ve insan ilişkisi çok da anlamlı bir yerde durmuyor mu sizce de? Şiirler de ayrı bir gizem katar dizelere. Benim en sevdiğim iki şiirden, küçük iki alıntı yapayım: ''Aynalar, söyleyin bana ben kimim'' diyordu Necip Fazıl, ''Çile'' şiirinde. İç dünyasındaki değişimi anlatırken belki de. Türk edebiyatının en büyük özseveri olan Fazıl aynalardan yardım istiyordu. İçine ve iç dünyasının derinliklerine tutuyordu aynayı sanki. Bu haykırışın benzerlerini diğer şair ve yazarlarımızda da görüyoruz: ''Şakaklarıma kar mı yağdı, ne var/Benim mi Allah''ım bu çizgili yüz/ Ya gözler altındaki mor halkalar/ Neden öyle düşman görünürsünüz,/ Yıllar yılı dost bildiğim aynalar...'' Cahit Sıtkı Tarancı ''Otuz Beş Yaş'' şiirinde aynalara böyle sesleniyordu. Yıllar yılı dost bildiklerimizin ihaneti ile yıkılmak nasıl bir şeydir acaba.

Evet, aynalar kimilerinin dostu kimilerinin düşmanıdır. Pamuk Prenses''in sonunu sihirli ayna hazırlamıştır. Ve daha nicelerinin karşısına geçip saatlerini verdiği aynalar; kimine dost, kimine düşman mıdır?

Her insan ömrün bir deminde aynaları dost edinir. Kimi ergenlik döneminde saçını, sakalını, gözünü inceler. ''Güzel miyim ?'' diye bakınır. Kaşının bir teli bile epeyce zamanını alır. Bu süreç çoğunlukla ergenlik dönemi ve ilk gençlik yıllarına denk gelir. Erişkinliğin ilk yıllarında da ''yıllar yılı dost bilinen aynalarla'' samimiyet devam eder. Sonra bir ayrılık girer araya. Kiminde uzun kiminde kısa sürer. Ayrılık acısını ayna çekmez. Çünkü ona hep bakan ve onunla samimi olan birileri vardır. Bu ilişki sürecinde bazen küslükler, bazen ayrılıklar, bazen de saatler süren hasbıhaller bir sevgiyi yaşar gibi sarar sarmalar insanı. Nedir insanoğlunun aynaya sevgisi? O sevgiliye olan muhabbet nedendir? Bunu aynanın keşfinden öncelere de götürebilirsiniz. Sadece kendini seven insanların dünyasına kadar uzanabilirsiniz.

''Ben yalnızca kendimi seviyorum'' düşüncesini kimse kolay kolay itiraf etmez. Ancak yalnızca kendini sevenler dünyası ''Narsistler İmparatorluğu'' yaşayan bir hükümdarlıktır. Yaşıyor ve yaşatılıyor gerçek dünyada. Sadece kendini beğenenler için anlatılan mitolojik bir öyküyü buradan hatırlatmak isterim. Narkisos çok yakışıklı ve herkesin parmak ısırarak baktığı bir delikanlı imiş vakti zamanında. Ama o kimseye yüz vermez etrafındaki kızlar aşkından yanıp yıkılır, perişan olurmuş. Bu perişanlık hali diğer mitolojik tanrıların dikkatini çekmiş ve cezalandırılmasını gerektiren bir durum olmuş. ''Kendine aşık'' edilecekmiş. Bir gün bir suyun başında su içerken kendini görmüş. Hayran olmuş sudaki yansımasına. Ve düşmüş sevdanın kollarına. Bırakamamış sudaki hayalini, suyun kenarında erimiş gitmiş. Eriyip gittiği yerde nergis çiçekleri açmış. Ve kendini sevenlere hatta kendinden başkasını gözü bile görmeyenlere bu öyküye atfen ''narsist'' denir olmuş.

Evet insan biraz narsist olmalıdır. Özünü de sever olmalıdır elbet. Ancak bunun da bir yolu, yordamı bir sınırı ve sınır taşı olmalıdır. Dünyayı gözünüz görmüyorsa, hele her şeyden kötüsü narsizminizin altı boşsa o zaman vay halinize. Altını doldurmak için çaba mı sarf edersiniz, kendinizi ve olduğunuz yeri tekrar gözden geçirip dikkate mi alırsınız buna siz karar verin isterseniz. Küçük dağları yaratma iddiasındaki insanlar! Bunu sözlerinizle iddia etmeseniz de yaptıklarınızla ve tavırlarınızla çevrenize söylüyorsanız dikkat edin, bir gün aynadaki görüntü sizi de yanıltabilir. İşte o zaman kendinize nasıl bir misyon biçeceksiniz onu düşünün. ''Aynalar söyleyin bana ben kimim'' diyelim mi hep beraber!

Yazar: Dr. Mustafa Güveli
Kaynak: http://www.aksam.com.tr

x

Gelişimciler Facebook'ta

Mümin Sekman'dan Günlük Başarı Tavsiyeleri almak için.