Mümin Sekman

Yılmaz: ab olmazsa sefalet kapıda

YILMAZ: AB OLMAZSA SEFALET KAPIDA

Haber Tarihi : 20.05.2002
HÜRRİYET GAZETESİ

ANAP Genel Başkanı, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz, AB hedefinin yalnız bir medeniyet projesi değil, ondan öte ve öncelikli olarak toplumu harekete geçirebilecek en önemli motor güç olduğunu savundu.

Devletteki atalete dikkat çeken Yılmaz, Ürkütücü olan, devletteki ataleti yenmeyi hedeflerken toplumumuzdaki heyecan ve dinamizmi de kaybetme noktasına gelmemizdir. Felaketlerin ve yeni krizlerin kapımızı çalmasını istemiyor, dünya liginde devlet ve millet olarak daha alt bir kümeye düşmek istemiyorsak aklımızı başımıza devşirmeliyiz dedi.

ANAPın 19. kuruluş yıldönümü dolayısıyla Genel Merkez Konferans Salonunda, daha önce Erkan mumcunun yöneteceği duyurulan ancak görev değişikliğinden sonra Devlet Bakanı Yılmaz Karakoyunlunun başkanlık ettiği Türkiyenin Dünü, Bugünü, Yarını Işığında ANAP Gerçeği konulu panel düzenlendi.

Panel, Türk siyasi hayatını ve ANAPın kuruluşundan bugüne kadar olan süreci anlatan bir sinevizyon gösteri ile başladı. Panelin açılış konuşmasını yapan Yılmaz, geçmişi, bugünü ve yarını değerlendirmek için farklı bakış açılarının olabileceğini ve bunun için herkesin farklı kriterleri kullanabileceğini söyledi.

Yılmaz, Türkiyenin geçmişini, bugününü ve yarınını çok farklı bir bakış açısıyla ve Türkiyede çok da dikkate alınmayan yeni bir kriterle değerlendirmenin zamanı geldiğine inandığını kaydetti.

YA ATALET YA DİNAMİZM

Dün, bugün, yarın değerlendirmesinin ANAP ekseninde yapılması halinde, bugün, ellerindeki en önemli kriterin, atalet veya dinamizm kavramları olması gerektiğini vurgulayan Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:

Başka bir kriter yerine, bu ölçütleri kullanmamızın çok basit bir nedeni vardır. 2002 yılı Mayıs ayında, devlet ve millet olarak gittikçe büyüyen ve sadece bugünümüzü değil, geleceğimizi de tehdit eden boyutta bir atalet sorunuyla karşı karşıyayız. Bu hastalık elbette ki yeni değil. Asırlardır başımıza musallat olan bir hastalık bu. Yeni olan, bu hastalığın son dönemlerde farklı bir mahiyet kazanmasıdır. Atalet, bugün devlet ve millet olarak kırmamız gereken en önemli zincir, yenmemiz gereken en büyük hastalık haline dönüşmüştür.

Bugün devlet ve millet olarak gittikçe büyüyen ve geleceği de tehdit eden boyuta ulaşan bir atalet sorunuyla yeniden karşı karşıya olduklarını ifade eden Yılmaz, bunun, milletçe dinamizmi öldüren, heyecanı yok eden, azim, ümit ve inancı kemiren bir tehlike olduğunu kaydetti.

ALT KÜMEYE DÜŞMEK İSTEMİYORSAK...

Yılmaz, Her alandaki sorunların büyüdüğü görülürken, bu sorunların çözümü için zamanında ve gerektiği ölçüde tedbirler almaktan bizleri uzak tutan, bütün bir milleti üzerine ölü toprağı serpilmiş hale getiren bir hastalık bu dedi. Yılmaz, şöyle konuştu:

Halbuki Türkiyede devletin ataleti, bilinmeyen bir şey değildir. Yapısındaki hantallık, işleyişindeki verimsizlik devam ettikçe bu devlet yapısının atalet dışında bir şey üretmesi, zaten mümkün değildir.

Ancak, ürkütücü olan, devletteki ataleti yenmeyi hedeflerken toplumumuzdaki heyecan ve dinamizmi de kaybetme noktasına gelmemizdir. Felaketlerin ve yeni krizlerin kapımızı çalmasını istemiyor, dünya liginde devlet ve millet olarak daha alt bir kümeye düşmek istemiyorsak aklımızı başımıza devşirmeliyiz.

Sorunları çözmeye çalışmak yerine, eyyamcı tavırlarla günü kurtarmakla yetinen siyasi anlayış, maalesef toplumumuza da sıçramıştır. Yalnız devletimiz değil, toplumumuz da dinamizmiyle birlikte gelecek perspektifini kaybetmek üzeredir. Sivil siyasetin güçsüzleştirilmesi, siyaset alanının daraltılması ve siyasetin dengeleriyle sürekli oynanması bir başka nedendir.

Etnik ve dini temelli bölünme ve çatışma eğilimlerinin devamlı kışkırtılması ve bu alandaki yangının söndürülememesi bir başka nedendir. Siyaset yoluyla millete hizmet etmesi beklenen bazı siyasi partiler, toplumdaki bu eğilimleri kışkırtarak kendi menfaatleri için uğraş vermeyi siyaset sanmışlardır. Bugün için ağırlıklı sorun olmaktan çıksa bile bölücü terörle mücadele ve 28 Şubat öncesinde ve sonrasında yaşanan gelişmeler, yıllar boyu toplumumuzun enerjisini boşa harcamasına neden olmuştur.

ACI REÇETELER ANLATILAMADI

Yılmaz, artan işsizlik, yükselen yoksulluk, büyüyen geçim sıkıntısı ve her alandaki geriye gidişin, milleti hayatından bezdirmeküzere olduğunu, bu durumdan çıkış için toplumun önüne konulan acı reçetelerin ise vatandaşlara gereği gibi anlatılamadığını söyledi. Yılmaz, kısa zamanda kendi hayatında düzelme bekleyenlere, sabır tavsiye etmenin fayda getirmediğini kaydetti.

Her geçen gün daha da fazla atıl hale gelen bir devlet ve toplum gerçeğiyle karşı karşıya olduklarını savunan Yılmaz, Türk insanını atıl hale getirenin, en başta devlet olduğunu belirtti. Yılmaz, Dünyada bizim devletimiz kadar kendi insanını atalete sürükleyen ve adeta atalete mahkum eden başka bir devlet yoktur dedi.

Çalışma şevki kırılmış, geleceğe ilişkin ümitleri kalmamış, nereye gideceğini bilemediği bir boşluğa düşmüş toplumla gidebilecek hiçbir yerin bulunmadığını vurgulayan Yılmaz, şunları kaydetti:

GİDİŞAT İYİ DEĞİL

Eğer en kısa zamanda insanımızın önüne çok ciddi ve elle tutulabilir somut hedefler koymaz, onu canla başla bu hedefler doğrultusunda çalışmaya sevk etmezsek bu gidişin sonu iyi değildir.

Devlet ve millet olarak, bugüne kadar yaptıklarımızı yapmaya devamederek ataletten kurtulmamız mümkün değildir. Aynı şeyleri yapmaya devam edersek aynı durumlarla karşılaşırız. Bize bütün alanlarda topyekun köklü değişiklik imkanı sunan AB hedefine doğru süratle yürümeliyiz. Gözle görülür, elle tutulur hale gelen AB hedefi çerçevesinde sorunlarımızı bir takvim içerisinde çözmek mümkündür. Devletimizi ve insanımızı amaçsızlıktan, belirsizlikten ve hedefsizlikten kurtarmak istiyorsak gözle görülür, elle tutulur hale gelen bu hedefe kilitlenmeliyiz. Milletçe atalet zincirini kırmak, geleceğe umutla bakmak istiyorsak bu amaç peşinde azim ve gayretle çalışmalıyız.

Bugün AB hedefimiz, yalnız bir medeniyet projesi değil, ondan öte ve öncelikli olarak toplumumuzu harekete geçirebilecek en önemli motor güçtür. Eğer bu motoru harekete geçiremezsek bizi bekleyen tek şey, gittikçe düşen üretim, çığ gibi büyüyen işsizlik, artan sefalet ve her alanda sürekli yükselen iç gerilim olacaktır. Bunun sonunun ne olacağını ise hepimiz biliyoruz.

x

Gelişimciler Facebook'ta

Mümin Sekman'dan Günlük Başarı Tavsiyeleri almak için.