Kigem

Türk tipi yönetim

Hangi arkadaşın bu yazıyı severdi?

#Blok Başlığı#

TÜRK TİPİ YÖNETİM

Hiç düşündünüz mü, nasıl bir toplumuz? Çoğu zaman olduğumuz gibi görünmekten daha çok olmak istediğimiz, olmamız gerektiğini düşündüğümüz gibi görünmek isteriz ve davranırız. Bunun nedeni öz güven eksikliğimizdir. Çoğu zaman yetersizliklerimizi saklamaya, tartışmamaya ve üstünü örtmeye çalışırız.

Toplum olarak sanki kendimizden kaçıyoruz. Yabancı toplumların bizi kendilerinden ayırmak için kullandıkları bir söylemi uzun yıllar biz de çok benimsedik ve bunu çoğunlukla birbirimizi aşağılamak için kullandık; “Alla Turca-Alaturka”. Alaturka, bize özgülüğü, Türk’e özgünlüğü ifade eden bir yaşam, düşünüş ve davranış şeklini tarif eder. İş ve sosyal yaşamımızda alaturkalık karşımıza plansızlık, geleceği düşünmeme, günü yaşama, kolaycılık, taklitcilik, laubalilik, disiplinsizlik, rasgelecilik olarak çıkıyor.

Fakat değişiyor ve dönüşüyoruz ve artık bizler kendi içimizde bazı şeyleri tanımlar ve sıfatlandırırken bizim dışımızda geri kalmışlığı alaturkalık olarak tanımlıyor ve başkalarını küçümsüyoruz. Sosyal yaşamımızda alaturkalık hızla yerini modern düşünüş ve davranışa bırakıyor. İş yaşamımızda da aynı değişim ve dönüşüm sözkonusu, fakat hızı yeterli değil.

Daha hızlı ve daha etkin bir değişime ve dönüşüme ihtiyacımız var. Genel olarak “Türk Tipi Yönetim”in ve yöneticilerin olumsuz sayılabilecek özelliklerine baktığım zaman şunları görüyorum:

-Hızlı başlayıp, daha sonra işi yavaşlatma eğilimindeyiz

-Statükocuyuz, yeniliğe dirençliyiz. Değişimi sevmiyor, çekiniyor hatta korkuyoruz

-Amaç ve hedeflerimiz net değil, ya da yok

-Eleştirilmeyi hiç sevmiyor, fakat sık sık olumsuz şekilde yapıyoruz

-Kısa vadeli çözüm ve yaklaşımları tercih ediyor, bu uygulama ile uzun vadeli daha büyük sorunlar yaratıyoruz

-Teorik düşünmeyi sevmiyor, teoriden yola çıkmayan pratik yaklaşımlarla işin kolayına kaçıyoruz

-Uzmanlıktan çok, çevredekilere göre karar alıyoruz
Merkeziyetçi ve mevzuatçıyız

-Çekingeniz İletişimden anladığımız sadece konuşmak, dinlemeyi bilmiyoruz -Anlaşılamayanın, yanlış anlaşılanın hep biz olduğumuzu ve karşımızdakilerin bizi anlamadıklarını düşünüyoruz

-Kolay vazgeçiyoruz

-Çekişmeyi, itişip kakışmayı seviyoruz

-Sorgulayıcı değil, pasifist davranıyoruz

-Kurallara göre oynamak yerine, kuralları kendimize uydurmaya çalışıyoruz

-İlke ve değerlere önem vermeden tutarsızlığı benimsiyoruz

-İşbirliğine çok açık değiliz Birbirimizi, başkalarının
başarısını çekemiyoruz

-Söylemiyor, söyleniyoruz; dedikodu yapmayı seviyoruz

-Araçlarla, amaçlarımızı birbirine karıştırıyoruz

-Duygusal bir toplumuz, fakat duygularımızı yönetemiyoruz

-“Biz” yerine, “Ben”leri daha öne çıkarıyoruz

-“Nasıl olur?” sorusu yerine, “Neden olmaz?” sorusuna cevaplar arıyoruz

- Bilgiyi saklıyor, paylaşmıyoruz

-Unvanımıza, makamımız güç katmak yerine onun gücünün
arkasına saklanıyoruz

- Unvana, pozisyona, rütbeye, diplomaya çok önem veriyoruz

- Hatalara karşı savunmacı bir yaklaşım içinde direnç gösteriyoruz

- Öğrenmeyi okulla sınırlı görüyoruz

- Zamanımızı organize edemiyor, organize olamıyoruz

- Takip ve taklit etmeyi, çoğunlukla edilmeye tercih ediyoruz

- Kişiliklerle işi birbirinden ayrılmaz bir parça olarak görüyoruz

- Öz güven eksikliğimiz var Hatalarda sorumlu arıyor, mutlaka birini buluyor ve kelleleri uçuruyoruz

- Yaratıcı düşünceyi yeterince desteklemiyor, olanak yaratmıyoruz

Devamı www.toktamisoglu.com adresinde

Beğendiysen paylaş, herkes gelişsin:
x

Gelişimciler Facebook'ta

Mümin Sekman'ı Facebook'ta takip edin.