Mümin Sekman

Stres ayrımcılık yapıyor!

Stresin etkilerine yönelik çalışmalarda dikkat çeken hususlardan biri stresin kadınlar ve erkekler üzerinde farklı etkilerinin olması. Strese maruz kalan kadın ve erkeklerin bu baskıya verdikleri tepki oldukça farklı…

Stres kadınları ve erkekleri farklı etkiliyor

Kadınlar stresli olduklarında erkeklere göre daha fazla olumsuz duygularla dolu oluyorlar

Kalp damar hastalıklarının daha çok bir erkek sorunu olduğu kanısının yanlış olduğu, her geçen gün daha iyi anlaşılıyor. Kalp krizi ve inme kadınlarda da bir numaralı ölüm nedeni olmasına rağmen, zamanında teşhis ve etkin tedavide, erkeklere nazaran dezavantajlı durumdalar.

Önceki hafta kalp krizi teşhisinin, kadınların erkeklere göre daha sık atlandığına değinmiştim. Bu durum eskiye göre bir ölçüde düzeldiyse de fark kapanmış değil. Aynur Hanım’ın durumu buna bir örnek.

Birkaç haftadır halsiz olmasına, merdiven çıktığında nefes darlığı çekmesine rağmen ‘geçer’ deyip dokora gitmemiş. Ama derin bir bitkinlik ve bulantı hissiyle uyandığı bir gün, gittiği acil servisten virüs enfeksiyonu teşhisi konulup ilaç verilerek evine gönderilmiş. Ertesi gün başka bir hastaneye gitmiş. Yine reçete ile eve yollanmış. 3 gün sonra bayılmış. Götürüldüğü hastanede çekilen EKG, bir süre önce kalp krizi geçirdiğini göstermiş.

Kadınlarda kalp krizi teşhisinin erkeklere göre daha geç konmasının bir çok nedeni var. Hâlâ bir çok insanın kalp sorunun daha çok erkeklerde görüldüğünü düşünmesi, kadınların şikâyetlerini ciddiye alıp doktora gitmemeleri, doktorların yakınmalarını hafife alması nedenlerden bazıları. Önemli başka bir sebep de kalp krizi geçiren kadınlardaki belirtilerin erkeklerdekinden farklı olması.

Kalp krizi belirtileri erkeklerden farklı

Bir araştırmada daha sonra kalp krizi teşhisi konan her 100 kadından sadece 30unda hastalığın kendini tipik göğüs ağrısı şikâyetiyle gösterdiği ortaya çıktı, çoğunda başka şikâyetler vardı.

Kalp krizi deyince gözümüzün önüne eliyle göğsünü tutan, yüzünden ağrı çektiği belli olan bir adam resmi gelir. Bu tablo erkekler için çoğu zaman doğru olsa da kadınlar için her zaman geçerli değildir. Bu konuda yapılan bir çok araştırma, kadınlarda kalp krizinde en önde gelen belirtinin göğüs ağrısı olmadığını düşündürüyor. Kadınlarda farklı şikâyetler ön plana çıkabiliyor; derin bir bitkinlik ve halsizlik durumu, kendini kötü hissetme, nefes darlığı, hazımsızlık, bulantı hissi, uykusuzluk, endişe ve tedirginlik halinin kalp krizinde ilk belirti olması ender değil.

Baypasın ve stentin yararı daha az!

1998de yayınlanan bir araştırmada kalp hastalıklarının kadınlarda daha çok can kaybına yol açtığı ortaya çıktı. Krizden sonraki 2 hafta içinde (kesikli çizgi) 100 erkekten 93ü, 100 kadından 83ü hayatta kaldığı görüldü.

Altı ayın sonunda durum daha da kötü. Günümüzde rakamlar bu kadar düşük olmasa da fark kapanmış değil.

Kalp krizi geçiren kadınlara teşhis konulup tedaviye başlanması gecikince, iyileşmeleri de erkeklerdeki kadar iyi olmuyor. 20 yıl öncesine göre bugün kadınların durumu daha iyi olsa da erkeklerle aralarında olan farkın kapandığı söylenemez. Tedavinin etkinliği de kadınlarda daha az. Stent takıldıktan ve baypas ameliyatı yapıldıktan sonra iyileşme oranları, erkeklerde daha yüksek.

ABD’de 23 merkezde yapılan 50 bin baypas ameliyatını bu gözle inceleyen araştırmacılar, ameliyat sonrası ölümlerin kadınlarda daha sık rastlandığını gördüler. Her 19 kadından biri hastaneden çıkamadan hayatını kaybederken, sadece 34 erkekten birinin öldüğünü saptadılar.

İşin daha ilginç yanı, ölüm oranları arasındaki bu farkın orta yaşlarda çok daha belirgin olmasıydı. 50 yaş altındaki hastalarda, kadınların baypas ameliyatı sonrası ölümleri erkeklerden 3 kat fazlaydı. Stent takılan hastalarda yapılan araştırmalar da benzer sonuçlar ortaya koydu.
Bu büyük farkın neden olduğu tam olarak bilinmyor. Kadınların damarlarının daha ince olması; tedaviye başlandığında hastalığın kadınlarda daha ileri durumda olması, birçok araştırmanın erkekler üzerinde yapıldığı için kadınların özelliklerinin iyi bilinmemesi gibi nedenler sayılıyor.

Kadın kalbini yeterince tanımıyoruz

20’nci yüzyılın sonlarına kadar kalp krizi ve benzeri durumların daha çok erkeklerde görülen bir hastalık olduğu düşünülürdü. Sebep olarak kadınlarda daha az risk faktörü olduğu ileri sürülürdü.

1990’lardan sonra yapılan bilimsel çalaışmalar bu 2 görüşün de yanlış olduğunu ortaya koydu. Hatta bazı açılardan tam tersinin doğru olduğu gösterildi. Örneğin diyabeti olan bir kadının kalp krizi geçirme riski, aynı durumdaki bir erkeğin 2 katı daha fazla. Kadınlarda çok sık rastlanan fazla kiloluluk ve şişmanlık, kalp sağlığı için erkeklerdekinden daha tehlikeli.

Kadınlarda rastlanan ama erkeklerde olmayan veya az olan risk faktörleri var. Hamileyken yüksek tansiyonla seyreden tıbbi adı ‘preeklampsi’ hastalığı, yıllar sonra kadının kalp damar hastası olma riskini yükseltiyor. Benzer bir risk artışı, hamileliği sırasında diyabeti ortaya çıkan kadında da görülüyor.

Bağışıklık sisteminde ortaya çıkan sorunlarla kendini gösteren birçok ‘romatizmal’ hastalık, kadınlarda daha sık görülüyor. ‘Lupus’, ‘romatoid artrit’ gibi hastalıklarda, vücutta genel bir yangı hali olduğu için damar sertliğinin yarattığı sorunlara daha sık rastlanıyor. Kadın kalbinin özelliklerini yeni yeni tanımaya başlıyoruz.

Kadınlar stresli olduklarında erkeklere göre daha fazla olumsuz duygularla dolu oluyorlar. Sükunet, kendilerini kontrol altında tutma ve olumlu duygularını korumaları ise erkekler göre daha az. Bu duygusal farkların yanı sıra kalbin kanlanması bozuluyor ve pıhtı oluşumu kolaylaşıyor.

Stres kalplerini yoruyor

Stresin kalp hastalıklarının oluşumunda ve ilerlemesinde rol oynadığını biliyoruz. Son yıllarda bulunan bazı bilimsel ipuçları, günlük streslerin kadınları erkeklerden farklı etkilediğini düşündürüyor.

İki ay önce yayınlanan bir çalışmada, 300 kalp hastasında stres yaratacak 3 test yapıldı. Bir matematik problemini çözmeleri, bir şeklin tersini çizmeleri ve kızgınlık hissi uyandıran bir anılarını hatırlamaları istendi. Zihinde stress yarattığı bilinen bu uygulamalar sırasında, deneklerin duygu dünyasının ve kalp damar sisteminin nasıl etkilediğini anlamak için de bir dizitıbbi ve psikolojik test yapıldı.

Stresin kadının duygu dünyasını erkeğinkinden daha çok etkilediği gözlendi. Olumsuz duygularda artış, olumlularda azalış kadınlarda daha yoğundu. Aynı zamanda, kadınlarda kalbin kanlanmasının erkeklere göre daha sık bozulduğu, damarlarda pıhtı oluşmunun kolaylaştığı saptandı.
Bilim insanları, bu konuda kesin konuşabilmek için daha çok araştırmaya gerek olduğunu, ama kadınların kalp hastalığında erkeklere göre kötü durumda olmasının stresten daha çok etkilenmeleriyle ilişkili olabileceğini söylüyor.

İlk belirti inme olabilir

Damarsertliği, kalbi besleyen damarları daraltarak kalp krizine, kalp yetersizliğine ve ölüme yol açar. Damar sertliğinin yarattığı veya zemin hazırladığı bir başka sorun da beyindeki damarların tıkanması sonucu oluşan inmedir. Bu açıdan kadınlar, erkeklerden daha şanssız. Hollanda’da yapılan bir araştırmada, yaşı 55’in üstünde olan 8 bin 500 sağlıklı insan 20 yıl süreyle izlendi. Bu süre içinde çalışmaya katılan yaklaşık 3 bin kişide, bir çeşit kalp damar hastalığı ortaya çıktı. Bu araştırmada, erkeklerde kalp damar hastalığının kendini ilk olarak daha çok kalp krizi veya benzer bir tabloyla gösterdiği saptandı. Kadınlarda ise kalp damar hastalığının ilk belirtisinin sıklıkla inme  ya da kalp yetersizliği  olduğu görüldü.
Bu sonuçlar ülkemiz için çok önemli. İnme oluşumunda ve kalp yetersizliğinin gelişmesinde çok güçlü bir etken olan yüksek tansiyon Türkiye’deki kadınlarda sık rastlanan bir sorun. Şişmanlığın ve diyabetin de çok yaygın olduğu düşünülecek olursa, kadınlarımızın ne büyük bir tehdit altında olduğu anlaşılır.

Göğüs ağrısı var ancak anjiyo normal gözüküyor

Kalp krizini akla getiren göğüs ağrısıyla hastaneye gelen bazı kadınlarda anjiyo yapılınca kalbi besleyen damarlarda bir darlık bulunmaz. Daha doğrusu gözle görülen damar sisteminde bir sorun yoktur. Bu durumdaki her 3 kadından 1’inde daha ayrıntılı incelemeler yapılırsa gözle görünmeyecek kadar olan ince damarlarda sorun olduğu saptanır.
Kalp kasının içindeki kılcal damarların duvarlarının esnekliği kaybolmuştur. Normalde olması gerektiği gibi gevşeyip genişleyemez hatta kolayca büzüşürler. Bu damarların duvarlarında damar sertliğine ait belirtiler bulunabilir.
Uzmanlar daha çok kadınlarda görülen bu hastalığın ileri yaşlarda daha ciddi kalp sorunlarına yol açabildiğini söylüyor. Nasıl oluştuğu tam olarak bilinmese de, kalp damar hastalıklarının bilinen risk faktörlerinin ve menapozdan sonra görülen östrojen hormonunu azalmasının kılcal damarların sağlığını bozduğu belirtiliyor.

Kırık kalpler

Dört dörtlük bir kalp krizi tablosuyla acile gelen, kadınların küçük bir bölümünde yapılan anjiyoda damarların açık ama kalbin kriz geçirenlerde olduğu gibi yaralandığı ortaya çıkar.  Çoğu zaman sorun kırık kalp sendromu denilen hastalıktır. Yoğun bir duygusal travmadan sonra ortaya çıkan, daha çok kadınlarda görülen bu durum bir süre sonra kendiliğinden düzelir.

Kadınlarda hiç damar sertliği olmasa da kalp krizine yol açan başka bir sorun da tıpta “diseksiyon” denilen durumdur. Kalbi besleyen bir damarın duvarındaki katmanların ayrışmasıyla tıkanmaya yol açan bu ender hastalık daha çok genç kadınlarda ve lohusalıkta daha sık görülür.

Son söz: Kalp damar sorunlarında kadın erkek farkı hakkındaki bilgilerimizin hemen hepsi batı kaynaklı. Ülkemizdeki eşitsizliğin, kadınların karşı karşıya kaldıkları haksızlıkların, adaletsizliklerin, sözel ve fiziksel şiddetin ve her gün yaşadıkları stresin bu farkı daha da arttırdığını düşünmek yanlış olmasa gerekir. 

Yazar: Prof. Murat Tuzcu
Kaynak: http://www.t24.com.tr

x

Gelişimciler Facebook'ta

Mümin Sekman'dan Günlük Başarı Tavsiyeleri almak için.