Mümin Sekman

Çocukları sınava değil hayata hazırlamak

Çocuğu olan herkesin aklında aynı sorular var. Ne olacak bu eğitim sisteminin hali? Çocuğum sınavda nasıl başarılı olur? Eğitim sistemine müdahale etmek mümkün değil ama çocuğunuza etki etmeniz mümkün. Asıl önemli olan çocukların sınava değil geleceğe hazırlanması. Bunun için yapılabilecek şeyler de var… Peki ama nasıl yapmalı?

Sınava Çocuk Hazırlamak, Yaşama Çocuk Hazırlamak

 

“Sınava hazırlanırken çocuğumu hep gözlemledim. Hedefine göre yeterli çalışmıyordu, sustum, hedef onundu ve yetişkindi. Ama sonuç hüsran.”

Böyle başlar genelde velilerden gelen şikayetler. Oysa yapılabilecek şeyler var aslında gözlemlemekten daha fazla.

1- Bir yandan onunla derin bir “sohbet içinde” olmak.

2- Diğer yandan davranışlarının sonuçlarını hiç müdahale edilmeden yaşayabileceği bir ortamın oluşmasında ısrar etmek.

Bu ne demek?

Yaşamın kendisi bize sürekli bir öğrenme olanağını yaratır. Soğuk havada hırka giyilmezse üşünür. Sınav için çocuk yetiştiren birçok anababa, “Hırkanı giy üşürsün!” der. Çocuk giymezse ısrar eder, zorla giydirir. Sonuç, çocuk kendi yaşamının sorumluluğunu yavaş yavaş ana babaya yüklemeye başlar.

Böyle bir çocuk “hedef” koyduğunda, o hedef aslında onun değildir; o nedenle ulaşmak için hiç çaba harcamaz.

Nedenini kendisi de bilmez.

Yaşam kendisinin değil ki, hedef onun olsun.

Yaşama hazırlama bilinci içinde çocuk yetiştiren anababa, “Giymek istersen hırkanın nerede olduğunu biliyor musun?” diye sorar. Çocuk bu cümleye ya önem verir, ya da önem vermez. Önem verirse üşümez, vermezse üşür.

Konuşulanları önemseme ya da önemsememe onun seçimidir. Hiçbir zaman ona hırka giydirilmez; o kendisi hırkayı giymeye karar verir.

Şimdi, “hedefine göre yeterli çalışmıyordu,” dediğinizde, gerçekte kimin hedefinden bahsediyorsunuz?

Öyle bir toplum içinde yaşıyoruz ki, önce belirli bir din anlayışı ile karşı karşıyayız: “Senin düşünmene gerek yok, inan ve teslim ol; neyi, ne zaman, hangi amaçla, ne kadar, nasıl yapacağın sen doğmadan kararlaştırıldı; senden inanmanı ve yapmanı bekliyoruz!” mesajını çocuk her yerden almaya başlıyor. Sınırlar ve sorumluluk bilinci bu toplumda oluşamaz.

Eğitim düzeni çocuğa diyor ki, “Senin gelişmen değil ilgilendiğimiz; biz seni kendi belirlediğimiz kalıplara sokup biçimlendirmek için varız. Senin bir birey olarak gelişmenle ilgilenmiyoruz; bu toplumun bir üyesi olarak kendine, olaylara, topluma şöyle bakmanı, şu düşünce ve duygular içinde olmanı istiyoruz. Bizim istediğimiz kalıplara göre düşünen ve duyan bir insan olmanın yanı sıra senin eğitimin sana para kazandıracak bilgi ve becerileri vermeli ve esas önemli olan senin gelişmen değil, senin para kazanacak bir birey haline gelmen. Meslek kazandıracak okullara sınavla girilir ve biz seni bu sınavlara hazırlamak için varız. Sınavda başarılı olursan seni takdir eder severiz; sınavda başarısız olursan senin işe yaramadığını tüm dünyaya ilan ederiz!”

Böyle bir ortamda çocuk gerçekten kendi hedefini seçebilir mi?

Sanıyor musunuz ki oğlunuz toplumun bu mesajlarına kayıtsızdı? Dilinizle söylemediğiniz, ama yüzünüzden ve sesinizden bağıra bağıra kendini ifade edilen hedeflerin farkında değildi?

Yaşamın her durumunda – su içme, yolda yürüme, kitap okuma, müzik dinleme, biriyle konuşma ya da alış veriş yapma gibi – farkında olduğumuz ya da olmadığımız bir niyetimiz vardır. Her niyet kendine bir özgü bir hedef oluşturur. Niyet ve hedef bir paranın iki yüzü gibidir; birbirlerinden ayrılamazlar. Her niyet otomatikman kendine özgü bir hedef, bir beklenti oluşturur. Beklenti geleceğe yön verir ve o gelecek kişinin motivasyon kaynağıdır. Bazı gelecekler çok güçlü bir motivasyon kaynağı oluştururken bazı geleceklerin motivasyonu zayıftır.

Niyet güçlü ise oluşan hedef önemlidir ve o hedefe ulaşmak için kişi kullanabileceği bilgiye yönelir. O hedefe ulaşmak önemli olduğu için kişi bu bilgiyi nasıl uygulayacağıyla ilgili beceri geliştirmek ister. Öğrendiği bilgiyi becerikli bir şekilde uygulamak ister, yani bir eylemde bulunur ve bu eylem bir sonuç doğurur. Şöyle bir zincirleme ilişkiden söz edebiliriz:

Elde edilen sonuç (EES) ile hedeflenen, beklenen sonuç (HBS) arasındaki ilişki kişinin kendini başarılı ya da başarısız görmesini belirleyecektir. Elde edilen sonuç beklenen sonuçtan büyükse ya da ona eşitse kişi kendini başarılı, küçükse başarısız görecektir.

EES>HBS başarı duygusu

EES < HBS başarısızlık duygusu

Yazar: www.dogancuceloglu.net
Kaynak: http://www.dogancuceloglu.net

x

Gelişimciler Facebook'ta

Mümin Sekman'dan Günlük Başarı Tavsiyeleri almak için.