Kigem

Özer uçuran çiller "mistik gelişimci " oldu!

Hangi arkadaşın bu yazıyı severdi?

#Blok Başlığı#

Kigem.com notu:

Özer Çiller''in kişisel veya ruhsal gelişim konularında yazması bizce kötü bir şey değil. Onunla alay edenlerin yaptığını doğru bulmuyoruz.

Bununla birlikte, Çiller''e bizim de "teknik" bir eleştirimiz var. Özer Çiller''in dili 1903 yılından kalmış!

Hala "dimağ" veya "şuur altı" gibi kelimeleri kullanıyor. En son çıkan kişisel gelişim veya ruhsal gelişim kitaplarını okumadığı, gençlik bunalımları sırasında okuduğu kitaplardan aklında kalanları yazdığı çok belli!

Aşağıda bir makalesine yer veriyoruz.

ŞUURALTI AKLIMIZI NASIL KULLANABİLİRİZ?

ÖZER UÇURAN ÇİLLER
TERCUMAN

İç dünyamızdaki ve dış dünyamızdaki ilâhi kuvvetin sırları. İnsan beyni verdiğiniz emirleri her zaman uygulamaya koyar. Hatta beynimiz biz uyurken bile verilen hedefe ilerler

İlâhi kuvvetin, yaratış sırları arasında bulunan şuuraltı hâlâ çözülemeyenler arasında bir bilmece. Oysa içimizde bulunan bu gücü, denge felsefesine göre doğru amaçlar için kullanabiliriz. Çoğumuz, hasta ya da koma halindeki insanlara şahit olmuşuzdur. Bazen bu kimseler o halde bir şeyler sayıklayabilirler. Sayıkladıkları bazen bir isim, bazen bir yer, bazen bir olay olabilir. Hasta iken söylenilen ve tekrar edilenler şuuraltına yerleşenlerdir. Yani kişinin normal hayatında üzerinde çok düşündüğü ve konuştuğu konulardır. Hatta şuuru yerinde olmadığı bir zamanda bile bunlar dudaklarından dökülebilir. Bu açıdan rüyalar şuuraltı âlemi olarak tanımlanır. Yüzyıllar boyunca araştırmacılar, dinî, felsefî ve bilimsel yönden şuuraltımızı masaya yatırdılar. Herkes kendisine göre bir şuuraltı tanımı yaptı. Ancak ben, içimizde bulunan, sırlarla dolu bu gücü günlük hayatımızda denge felsefesine göre kullanabileceğimize inanıyorum. Bunun için doğru ve iyi niyetli amaçlarımızın olması gerekiyor.

Şuuraltınızı açık tutun

İnsan beyninin çok önemli bir özelliği vardır. İnsanların, verdiği emirleri uygulamaya koyar ve daha sonra verilen emir, kabul edilmesi şartıyla, insanlar unutsa da, yerine getirilir. Bu şuuraltının en önemli noktasıdır. Verilen emir, kişilerin çok disiplinsiz ve rast gele bir hayatları yoksa, mutlaka yerine getirilir. Önemli olan şuuraltına hedef göstermektir. Eğer hedefi gösterir, sonra açıkça tanımlar ve şuuraltımızı ikna edersek, beynimiz biz uyurken bile telkin ettiğimiz hedefte ilerler.

Kendinizi keşfedin

Çoğumuz günlük hayatın yoğunluğunda sahip olduğumuz güçlerin farkına bile varamayız. Oysa bana göre her birey aslında dünyanın en ilginç insanıdır. Mutluluk, sağlık, para, lüks gibi bütün isteklerinize rahatlıkla ulaşabilirsiniz. Bunları sağlamak için bir kurtarıcı beklemenize ya da aramanıza da gerek yok. Hayal gibi gördüğünüz isteklerinizi gerçekleştirecek güce sahip olan tek varlık kişinin kendisidir. Bunun için kendinizi tanımanız gerekiyor. Sizin aklınız, benim aklım ve diğer insanların aklı hep aynı "düşünme kanununa" göre işlemektedir.

Yaratıcı gücünüzü öldürmeyin

Şuuraltı aklının, yaratıcı yönünü göstermeye çalışalım. Mutlaka geriye baktığınızda hatırlayacaksınız. Zaman zaman dilinizin ucunda olup da bir türlü hatırlayamadığınız isimler veya çözümler olur. Saçlarınızı yolacak gibi olursunuz, fakat meret şeyi hatırlayamazsınız. Sonunda bıkkın, bir şekilde pes edersiniz. Aradan bir müddet geçtikten sonra, aradığınız şey bir anda aklınızda flaş gibi parlayıverir. "Şimdi bildim" veya "şimdi ne yapacağımı biliyorum" dersiniz. Gökten ilham geldi, ben de bildim gibi bir şey değildir bu. Hele bir tesadüf hiç değil. Bu sorun ne ise, onunla ilgili şuuraltı aklımıza verdiğimiz komut neticesinde aldığımız cevaptır. Yalnız sorunu bir yana koyup kendinizi rahat ettirdiğiniz an, şuuraltı, cevabı hemen şuur üstüne iletecektir. Arzularınızın birer birer gerçekleştiğini görürsünüz. Ancak şunu unutmayın. Her şeyden önce, hayatta ne elde etmek isterseniz isteyin, bunun yolu çalışmaktan geçer. Einstein "dâhi olmak, yüzde doksan dokuz tere eşittir" demiş. Ne olursa olsun, başarı kendinizin veya toplumun koyduğu değer yargılarının içinde kalarak, göstereceğiniz çaba ile fedakârlıklara bağlıdır.

* * *

İlâhi Kuvvetin denge denklemi

İnsanın kendisi başlı başına bir güç kaynağıdır. Bütün evren denge kavramı üzerine kurulmuştur. Tabiatta var olan dengeyi kendi hayatımıza da uygulamalıyız. Herkes, kendisine seçmek istediği eşinin veya dost olmak istediği kişinin dengeli olmasını arzular. Şuuraltımızı harekete geçirmeyi sağlayan komutlarımızı de denge prensibine göre vermeliyiz. Peki bunun için doğruyu nasıl bulacağız? Genellikle insanlar mutluluğu, hayatı düşünür ancak pek "doğru" nedir diye düşünmez. Çünkü hepimizin çocukluğundan itibaren oluşan bir "doğru" kavramı nasılsa vardır. Bu kuralları aile, toplum ve devlet koymuştur. Gerçekten doğru olup olmadığı konusunda fazla bir fikir yürütmeyiz. "Doğru" dinamik bir kavramdır. Bugün için doğru olan belki 50 yıl sonra doğru olmayabilir. Toplumun ve devletin koyduğu doğru kavramları da zaman içinde değişikliğe uğrayacaktır. O halde değişken olan doğru kavramını bulmak istiyorsak üç şeye dikkat etmeliyiz: Aradığınız doğru, Tanrı, ahlâk ve hukuk kurallarına göre bir denge içinde olmalı. Hele, hele zaman içinde gelişen yeni doğrulara da açıksanız, "büyük düşünmeye" başladığınızın işaretidir. Doğruluklardan oluşan denge üzerine kurulu bir hayat kurmayı başardığınızda, iyilik ve güzellikleri de yanı başınızdan eksik etmeyin.

* * *

Şuuraltı aklı nasıl geliştirilir?

Bu yeteneği geliştirerek öğrenebilmeniz için bazı formüller önerebiliriz:

- Vücudunuzu rahat ettirin.

- Şuur üstü aklınızı her türlü kaygıdan ve olumsuz düşüncelerden temizleyin.

- Elde etmeyi arzuladığınız ne ise onu aklınızda resimleyerek, tüm dikkatinizi verin. Kendinizi bir film rejisörü gibi hissedip, arzu ettiğiniz filmi aklınızda bütün detayları ile yaşayın.

- Kendinize ve etrafınıza karşı dürüst olun.

* * *

Sırlar dünyasına göre şuuraltı

Ezoterizm, şuuraltının yol açtığı rüyalara ve bu sırada oluşan görüntülere önem verir. Sırlar dünyası ile ilgilenenler, telkinlere açık hale gelen şuuraltına çok daha farklı ve kontrollü yaklaşmayı tercih ediyor. Kişiler, telkine, en çok şuuraltının ortaya çıktığı derin gevşeme döneminde açıktır. Sembolistler, rüyaları, şuuraltının değiştirici ya da dönüştürücü etkisi olarak görür. Bir kaynaktan gelen, haberi bir rüya tarzında alınan tesirler, insan zihninde yer ederken, ister istemez şuuraltında çeşitli sembollere dönüşür.

#Blok Başlığı#

Beğendiysen paylaş, herkes gelişsin:
x

Gelişimciler Facebook'ta

Mümin Sekman'dan Günlük Başarı Tavsiyeleri almak için.