Kigem

Mutlulukla 'arkadaş' olmak

Hangi arkadaşın bu yazıyı severdi?

#Blok Başlığı#

Kim derdi ki, Jean Paul Sartre’ın meşhur ‘cehennem başkalarıdır’ lafının üzerine, bir araştırma yapılsın ve başkaları ‘cennet’ çıksın?

Nicholas Christakis ve James Fowler, beyindeki mutluluk ışıklanmalarını MRI sistemiyle ölçerek, başkalarının bizim için ne ifade ettiğini ölçmeye kalkıştıklarında, beklenmedik bir sonuca vardılar. Bizi mutlu eden -hazır mısınız?- başkalarının mutluluğu! Peki kim bu başkaları? Bize sigarayı bıraktıran, hayatımızın aşkıyla tanıştıran, obez yapan, sağlıklı yapan, mutlu eden bu insanlar kim? Arkadaşlarımız, arkadaşlarımızın arkadaşları ve de arkadaşlarımızın arkadaşlarının arkadaşları! Hiç tanımasak bile!

Farkında olarak ya da olmayarak girdiğimiz ve parçası olduğumuz sosyal ağ, her şeyimizi belirliyor. O sosyal ağın kimlerden oluştuğu, kaç kişi olduğu ve bizim bu ağın neresinde durduğumuzun hayati önemi var. Ne kadar çok arkadaşın varsa, mutlu olma ihtimalin o kadar yüksek. Bu arkadaşlar ve onların arkadaşları ne kadar mutluysa, mutlu olma ihtimalin yine yüksek. Arkadaşlarının birbirini tanıması da iyi. Bu seni sosyal ağda orta noktalara getiriyor.

Kısaca: Çok arkadaşın olsun ve o insanlar mutlu olsun ve mutlu insanlarla arkadaşlık etsin.

Arkadaşın ‘yalnız’ biriyse, senin de yalnız olma ihtimalini yüzde 52 artırıyor. Arkadaşının arkadaşı yalnızsa, senin yalnızlık ihtimalin yüzde 25, arkadaşının arkadaşının arkadaşı yalnızsa, bu ihtimal yüzde 15!

Yalnızlık da, sağlık da, zenginlik de, mutluluk da bulaşıcı. Duygular bulaşıcı.

Bu araştırmayı okurken, duyguları kokuya benzettim. Ve bana inanması güç gelen bu uzak etkileşimleri anlayabilmek için, görsel bir resim uydurdum. Bütün tanıdıklarım ve onların tanıdıklarıyla bir odada olduğumu ve duyguların da kokulara benzediğini düşündüm. Herkese yayılıyorlar! Birinin mutsuzluğu herkesin mutsuzluğu oluveriyor. Tıpkı bir sürüdeki hayvanlar gibi, birinin yön değiştirmesiyle hepsi o yöne gidiyor. Delice bir bağ var aramızda. Bu bağa kadeh kaldırıyorum, saygı duruşuna geçiyorum.

İki insan konuşurken, birbirlerinin surat ifadelerini taklit etmeye başlıyormuş. Karşımızdaki gülüyorsa, gayri ihtiyari gülüyoruz, ağlıyorsa üzülüyoruz. ‘Ayna etkisi’ diyorlar buna. Gülen birine geri gülüyorsun. Ve beyne kaslardan şu mesaj gidiyor: güldü. Beyin de hemen onun hormonunu salgılıyor: mutluluk! Hep tersi sanırdık di mi? Böyle bir otoyol da varmış yani, kaslardan beyine tek yön giden. Kalbin kırıksa, gülmeyi bir denemekte fayda var.

Tanıdığın her mutlu insan mutluluğunu yüzde artırırken, her mutsuz insan yüzde 7 azaltıyor.

Bilmiyorum bu yüzdelerle, bu kadar çok başkalarıyla napılır... Ben ilk iş, arkadaşlarımın ağını çizip, basit ve kabaca bir :) ve :( kondurucam isimlerinin yanına. Bakalım durum ne? Bakalım mahremiyetine yastığa sarılır gibi sarılan ben, sosyalin ağına kendimi ne kadar bırakmışım?
Arkadaşımın arkadaşının arkadaşı kimdir benim sahi?

#Blok Başlığı#

Yazar: Nil Karaibrahimgil
Kaynak: http://www.hurriyet.com.tr

Beğendiysen paylaş, herkes gelişsin:
x

Gelişimciler Facebook'ta

Mümin Sekman'dan Günlük Başarı Tavsiyeleri almak için.