Mümin Sekman

Kravat üzerinden siyaseti okumak

 

Kravat üzerinden siyaset yapılır mı? Evet… Peki kravatsız siyaset yapılır mı? Evet... Ancak kravat takmayan siyasetçinin hali kaideleri bozmayan istisnalar gibi. Tıpkı Yunanistan Başbakanı Aleksis Çipras gibi… İşte size kravatsızlık üzerinden ülkemizin muhalefetsizlik sendromuna dair ezber bozan bir yazı…

Kravatsızlık ve muhalefetsizlik

Ne mühim bir çılgınlıkmış kravatsızlık, fark etmemişiz meğer. Adam kravat takmadı diye neredeyse yüzyılın kahramanı ilan edecekler.

Sanki 70’lerdeyiz de

Jim Morrison sahnede çırılçıplak soyunmuş.

Ya da 60’ların sonundayız da Londra’da bir adet Rolling Stones konseri gerçekleşiyor, kızlar Mick Jagger’ın seksi halleriyle kendinden geçiyor, müthiş bir cinsellik devrimi yaşanmakta.
Ya da Beatles ABD’ye ayak basmış ve “İsa’dan daha ünlüyüz” demiş de ortalık birbirine girmiş, tabular yerle bir ediliyor...

Artırıyorum, Spartaküs zincirlerini kırmış Roma’ya doğru yürüyüşe geçmiş de biz de heyecanlanıyoruz. “Zincirleri kırmaya az kaldı, haydi
koşun” diye...

Kravat yahu kravat. Aleksis Çipras kravat takmıyormuş.

Vay vay vay ne adam ama...

Makam arabalarını satıyormuş Çipras. Alkışlar alkışlar, çığlıklar...

Pardon Ecevit de satmamış mıydı? İlk başbakanlığında Cadillac’ı verip yerli olsun demiş,Renault 12’ye binmişti de alay konusu olmuştu. 90’larda başbakan yardımcısı oldu, Mercedes’i reddetti, Kartal’ı (evet Kartal) makam otomobili yaptı diye millet gülmedi mi? Başbakanlığında sırf bu yüzden, bunamış, yazık denmedi mi kendisine? Biz bunları yaşamadık mı? El âlemin genç başbakanı yapınca “seksi” oluyor ama o kesin.

Suçlamıyorum, eleştirmiyorum, aksine anlıyorum. Doğru dürüst muhalefet özlemimiz ne seviyelere gelmiş ki bir kravattan kahraman çıkarıyoruz.

Günlerdir dinmedi SYRİZA coşkusu. Yunanistan’ın çaresiz-likten ne yapacağı belli olmayan, ülkesini bir uçuruma mı yoksa refaha mı götüreceğini kimsenin bilmediği bir partiye oy vermesinden hareketle kendi-mize neler yontu-yoruz neler?

Koskoca Murat Belge tutmuş Çipras nasıl davranmalı, onu yazmış. “Dikkatli olunmalı, bu şans iyi kullanılmalı.” Kimin şansı? Umutsuzluktan artık kendimizi Yunanistan’da
falan sanıyoruz herhalde. Sanki Yunan sosyalistleri AKP’yi seçimde sandığa gömecek.

Kardeşim SYRİZA seçim stratejisini size mi sorup oluşturdu da bundan sonra sizden akıl alacak? Hani meşhur lafımız var ya “Kelin merhemi olsa...” diye.

Daha dün hocaların hocası lakaplı Prof. Dr. Korkut Boratav Hürriyet’e “SYRİZA dalgası yayılacak” diyor. Hocam, Allah aşkına, eğri oturun doğru konuşun, siz inanıyor musunuz bu söylediklerinize? Sosyalizm önce Avrupa’ya yayılacak. Ardından Türkiye akıllanacak ve “Bizim yerimiz de Doğu değil Batı” diyerek silkinip kendine gelecekmiş.

Bir diğer muhalefetsizlik sendromu kaynaklı çaresizliği dün Aslı Aydıntaşbaş yazdı. Milliyetçilik bu kadar yükselirken MHP yüzde 20’yi neden hâlâ geçemiyor, CHP dört seçimdir neden hâlâ yüzde 30’ları yakalayamıyor diye sormak yerine, insanlar sürekli HDP’yi konuşuyor. Barajı geçer mi, geçemez mi?

Oy oranı toplamı yüzde 40’ları bulan iki parti bugün neredeyse yok hükmünde. Sokağa çıkan, iki çift laf eden her sade vatandaş bunun farkında.

Halk oy verse de umudunu çoktan kesmiş bu iki partiden ve hayallerini el âlemin kravatına ve en nihayetinde vesayet altındaki bir partinin barajı geçmesine bağlamış. Bu durumdan partiler ne ders çıkaracaksa çıkarmalı bir an önce, seçimlere dört ay kaldı ve ciddi bir temsil sorunuyla karşı karşıyayız.

Çipras, Çaykovski, cacık...

Tsipras oldu Çipras. İtirazlar var. Halbuki tzatziki’nin cacık olması gibi bir şey. Peki, Çaykovski’yi neden kimse savunmuyor? Madem Çipras Tsipras olmalı, o halde gelin Çaykovski’ye de iadei itibar edelim, orijinali gibi yazalım, Tchaikovsky adamın adı zira. Cacığın ise işi zor. Kimse garsonu çağırıp da “Şuraya bir tzatziki getir evladım” demez bu saatten sonra geçmişler ola. Böyle abesle iştigaller işte kafamızda dönüp duranlar...

Yazar: Mehmet Tez
Kaynak: http://www.milliyet.com.tr

x

Gelişimciler Facebook'ta

Mümin Sekman'dan Günlük Başarı Tavsiyeleri almak için.