Mümin Sekman

Kasım ayı, atalet ayı!

Eylemsizlik üzerine

Yıllar önce, üniversite öğrencisiyken, komşum Eda ile epey zaman geçirirdik. O daha lisedeydi ve okul çıkışları, geceleri, tatil günleri hayatımız hep beraberdi.

Müthiş bir komşuluk yaşardık. O zaman çıkan aylık kadın dergilerinin yarısını o alır, yarısını ben alırdım. Çünkü paramız anca yeterdi ama bir dergiyi bile kaçırmamız söz konusu olamazdı. Acayip güzel zaman geçirirdik. Bir gün İngilizce yeni bir kelime öğrenmiştik ve o çok hoşumuza gitmişti: "Inertia". Eylemsizlik demekti. Bayılmıştık kelimenin kulağa yansımasına...

Ne zaman Sinan’ı televizyon seyrederken ya da tembel tembel takılırken görsem kulağımda bu ses yankılanır.

Dolayısıyla neredeyse bütün yaz, "Inertiaaaa, Inertiaaaa" diye dolandım. Sonra da karar verdim bu kış böyle olmayacak. Süper anneler gibi hem at binmeye, hem karateye, hem tenise, hem resim derslerine, hem futbola, piyano derslerine, yaratıcılık kurslarına götürme ve süper adam yetiştirme derdinde değilim, ama bir anne olarak da çocuğumun farklı şeylerle ilgilenip vizyonunu genişletmesini istiyorum tabii. Bir hobi edinmesini ve sporu hayatına sokabilmesini...

İşte bu aşamada insanın aklı karışıyor.

Bütün yazı tembel tembel geçirdiğini kabul ettiğim oğlumun, cumartesi günlerini doldurma paniği kapladı içimi. Çok istediğim iki alternatifi sundum ona. İkisi çok farklı şeyler olduğundan birini tercih edeceğini bekliyordum. Cumartesi sabah önerilerimi sundum. Devamlılık fikri onun caymasına neden oldu. Hayır, ikisini de istemiyordu.

İçim sıkıldı. Ne yapacağımı bilemedim. Bir yandan cumartesilerin böyle boş ve televizyon ekranı karşısında geçirme fikri içimi sıkıyordu. Ama öte yandan o gün sınıf arkadaşları dışındaki arkadaşlarıyla görüşebileceği, doğum günlerine gidebileceği tek gündü. Zaten okulda 2 gün basketbol ve 1 gün gitar dersleri alıyordu. Daha fazla kasmaya gerek var mıydı?

Sonunda bir yere gitmedik. Anladım ki devamlılık fikri onu kastı. O yüzden ben de bağımsız hafta sonu programları yaratmaya karar verdim.

Bir sonraki cumartesi günü Santralistanbul keşfi yaptık. Eski Silahtarağa Elektrik Santralı burası. Müze haline getirildi ve içinde deneylerin yapıldığı bir bölüm de var. Mesela çocuklar pedal çevirip elektrik üreterek ampul yakabiliyor ya da mikseri çalıştırabiliyor. Ayrıca bazı cumartesi pazar günleri belli atölye çalışmaları da oluyor çocuklar için. Önceden rezervasyon yapmanız önemli tabii. Bizim gittiğimiz tepegöz atölyesiydi. Çocuklar iki saat içeride bilgilenirken biz de Bilgi Üniversitesi’nin kampusunda kahve içip sadece "Ahh ahh biz böyle mi üniversite okuduk" geyiği yapmayıp "Mahrem" sergisini de gezdik.

Ne zaman, nasıl atölyeler olduğunu öğrenmek için http://www.santralistanbul.com adresine girebilir ya da 311 50 00’ı arayabilirsiniz.

Bu arada harika bir mağazası da var. Burayı da gezmenizi öneririm.

Ertesi sabah kalktığımızda eve çok yakın olduğu için Atatürk arboretumuna gittik. Buradaki ağaçların çeşitliliğini ve güzelliğini size anlatamam. Ama buraya çat kapı giremiyorsunuz. Üye olmak lazım. Başka türlü burayı korumak mümkün değil. Yoksa insanlarımız piknik alanı muamelesi yaparlar ve mahvolur. Bu dikkate rağmen yerden plastik parçaları, sigara kutuları topladık.

Velhasıl dolu dolu bir hafta sonu geçirdik. Bu arada Smartkids’de her cumartesi bir önceki ile ana başlığı aynı ama takip gerektirmeyen iki saatlik dersler olduğunu da öğrendim. smartkids.com.tr adresinden haftalık programı takip edebilirsiniz. Mesela kasım ayı boyunca müzeler ve dünyanın 7 harikası ana başlığı altında her hafta bir konu ele alınacak. Bu arada sürekli dersler de var tabii. Hele hele biraz daha büyük çocuklar için çok heyecan verici olan smart robotics bölümü var.

Her neyse, süperannelerin baskıdan sıkılan çocukları için, süreklilik gerektirmeyen programlar bulmaya devam edeceğim.

Yazar: Nora Romi
Kaynak: http://Hürriyet

x

Gelişimciler Facebook'ta

Mümin Sekman'dan Günlük Başarı Tavsiyeleri almak için.