Kigem

İş yeri arkadaşlıklarında mesafe ayarı

Hangi arkadaşın bu yazıyı severdi?

#Blok Başlığı#

Zamanımızın büyük bir bölümü işyerinde, iş arkadaşlarımızla geçiyor. Bazen sabahlara kadar birlikte çalışıyoruz, bazen farklı görüşleri savunuyoruz, ama yine aynı ofisi paylaşıyor, her gün görüşüyoruz. Bu kadar çok vakit geçirdiğimiz kişilerle olan ilişkilerimiz de haliyle önemli. Sağlam arkadaşlıklar bireye, işe ve kuruma katkı sağlarken çürük ilişkiler hem çalışana hem de şirkete büyük zararlar veriyor.

İşyerindeki arkadaşlarımızı ailemizden, eşimizden dostumuzdan daha fazla görüyoruz. Günde 8-9 saatimizi birlikte geçirdiğimiz bu kişilerle olan ilişkilerimiz bu yüzden çok önemli. Bir yandan duygusallık diğer yandan profesyonellik... İş arkadaşlarıyla hangi konu ne kadar detaylı paylaşılır önemli bir konu. Siz karşınızdakine ne kadar güvenirseniz güvenin iş arkadaşınızla paylaştığınız özel bir konuyu yarın sağdan soldan duyma ihtimalini unutmayın! Tabii bunu sadece olumsuz yönden düşünmemek gerek. Sağlam ve güvenilir arkadaşlık ilişkileri hem bireye hem yapılan işe hem de şirkete büyük katkılar sağlıyor. İş arkadaşlarıyla olan ilişkilerde mesafeyi korumak gerekiyor. Ne çok soğuk, uzak ne de çok iç içe samimi ilişkiler kurmak gerekiyor.

Yapılan araştırmalar, iş yerindeki arkadaşlıkla iş doyumu arasında yakın bir ilişki olduğunu ortaya koyuyor. İş yerinde çok yakın bir arkadaşım var diyenlerin, iş doyumunu ölçen birçok parametrede daha yüksek değerlendirmeler yaptığı görülmüş. Yine bu araştırmalarda, işine odaklı, zevkle ve istekle çalışanların oranı "işyerinde yakın arkadaşı olanlar" arasında yüzde 56’yken, "işyerinde yakın arkadaşı olmayanlar" arasında sadece yüzde 8 olarak belirtilmiş. Sosyal hayatımızda görüşmek isteyip istemediğimiz insanları seçebilirken iş hayatında böyle bir lüksümüz yok.

Beraberliklerimizi sürdürmemiz gerekiyor
İş hayatındaki arkadaşlıkların en önemli özelliği, duygusal yakınlığın ve paylaşımların yardımlaşmayı ve dayanışmayı kolaylaştırması. Danışman Prof. Dr. Acar Baltaş bunun da ekip çalışmasında yüksek performansın ortaya çıkmasını sağladığını söylüyor. "Birçok iş yerinde kaçınılmaz olarak rekabet vardır. İşte, kişilerin olgunluk düzeyleri böyle zamanlarda ortaya çıkar. İş ortamında arkadaş gruplaşmaları belirli kişileri dışarıda bıraktığı için tehlikeli olabilir. Çatışmaya gruplar arası rekabete giderek, çeteleşmeye ve altını oymaya dönüşme potansiyeli vardır. Bu konuda yöneticilere önemli görevler düşüyor. Kendisinden daha genç olan çalışanlarına rehberlik ve koçluk yapması ve bu tür olumsuz durumların ortaya çıkmasını önleyici şekilde davranması bekleniyor." Yapılan araştırmalara göre, yönetici ile arkadaşlık, iş performansını olumlu olarak etkiliyor. Bu araştırmalara göre, yöneticisiyle arkadaşlık ilişkisi içinde olan çalışan sayısı çok az ancak bu çalışanların işten aldıkları doyum, diğerlerinin 2,5 katı kadar yüksek. Ayrıca karşı cinsle girilen duygusal ilişkilerde kişilerin olgunluk düzeyi büyük önem taşıyor. Bu ilişkiler bozulduğu zaman, iş ilişkilerini normalmiş veya hiçbir şey olmamış gibi yürütmek çok zor. Bu nedenle iş ortamındaki duygusal ilişkiler başlangıçta insanlara olumlu enerji verse de, büyük çoğunlukla ilerleyen zamanlarda taraflara maliyeti daha yüksek oluyor. İş ortamındaki arkadaşlıklarda en çok dikkat edilmesi gereken konulardan biri, ortamda bulunmayan üçüncü şahıslarla ilgili yapılan sohbetler. Bu sohbetler, büyük çoğunlukla dışarıya taşıyor, kırgınlık, küskünlük, kızgınlık ve hatta nefret yaratarak düşmanca tutumların doğmasına neden olabiliyor. Özetle, sosyal hayatta olduğu gibi iş ortamında da ilişkilerin kalitesini belirleyen, kişilerin olgunluk düzeyi.

Ne fazla mıç mıç ne uzak ve soğuk
Danışman Ufuk Tarhan ise işyerinde arkadaşlık ilişkilerinin ’cool’, ve oldukça kontrollü olması gerektiğini söylüyor: "Aşırı, gereksiz, yararsız, duygusallıktan uzak; ölçülü, akıllı ilişkiler geliştirilmeli. Ne fazla mıç mıç, iç içe geçmeli, ne de uzak, soğuk, gergin olunmalı. İçten, nazik, saygılı, yardımcı, kolaylayıcı, motive edici, destekleyen, teşvik eden, tutarlı tavırlar sergilenmeli. Kışkırtmayan, neşeli, olumlu, fazla meraklı olmayan, tüketmeyen, enerjiyi aşağı çeken değil, yükselten iletişim benimsenmeli. Vıcık vıcık bir samimiyet ya da husumet, kutuplaşma değil, içten bir paydaşlık, ortak menfaatler için yandaşlık, yoldaşlık geliştirilmeli. Burada kastedilen ortak menfaat; kurumsal olan menfaat." Tarhan iş arkadaşlarının, adı üstünde iş için bir araya geldikleri için genellikle işleri ile ilgili konuşmayı tercih etmeleri gerektiğini söylüyor. İşyerinde arkadaşlık üzerine önerileri ise şöyle:

İşe yararı olacak gözlem, fikir, toplantılar, kitap, ortam, buluş, tanışma, müşteri, pazar bilgisi gibi aktarımlarını paylaşmalı, işte iken konsantrasyon işe dönük iletişime ve iş için yaratıcı fikirler doğuracak sohbetlere kanalize edilmeli. Böylece hem iş gelişimlerine katkı sağlamış olur hem de gereksiz komplikasyonlara yol açılmaz.

Özel yetenekler, ilgi alanları varsa bunlardan bahsedilebilir. Bu tip paylaşımlar iş için yararı olacak bir projede fayda sağlayabilir, tanışıklık geliştirebilir.

Daha yakın çalışılan iş arkadaşlarına, çok derinlemesine olmamak kaydıyla özel hayata dair ufak tefek şeyler anlatılabilir. Özel hayat detaylarına asla fazla girilmemeli, bu konularda gevezelik edilmemeli. Özel hayatı çok fazla konuşmanın, özel hayatla ilgili fazlaca detay vermenin taraftarı olmayan Tarhan, bu alanlarda sonrası öngörülemeyen, iş için hiç de yararı olmayacak, aksine zarar verecek sıkıntılı durumlar olabileceğini söylüyor.

Kadınlar kontrolü çabuk kaçırıyor
Her gün görüşülen iş arkadaşlarıyla araya keskin bir çizgi çekmek mümkün değil. Bu tür konularda yegane kontrol mekanizması ’sağ duyulu, akıllı, iyi’ olmaktan geçiyor. Arkadaşlık ilişkisinin sınırlarını kişilerin nerede ne yapılacağını bilerek davranma kapasiteleri, yetkinlikleri çiziyor. Çalışanların duyguları ne olursa olsun orada olma amaçlarına uygun davranabilme, arkadaşlık ilişkisini olumlu ortam yaratacak şekilde yaşama becerilerini arttırmaları gerekiyor. İşin içine ’duygusallık’ ve o duyguları kontrol edip, takım oyuncusu olma gereği girince, ağırlıklı olarak kadınlar ’kontrolü daha çok ve çabuk’ elden kaçırıyor. Tarhan, bu durumun kadınların üst düzey yönetici seviyelerine çıkmalarını zorlaştırdığını söylüyor. Bu çizgi çekilmezse verim düşüyor, çatışma, güvensizlik ortaya çıkıyor, kısacası bir iş ortamında olmaması gereken her şey olabiliyor. Kontrolden çıkan durumlarda şirketin batışına kadar gidilebiliyor. Hedefli ve amaçlı davranamayan çalışanlar, bu sınırı genellikle kontrol edemeyip, hem kendilerine hem arkadaşlarına hem de kurumlarına çok zarar veriyorlar. Tarhan iş arkadaşlığını kontrol edemeyen insanların, gerçek iş başarısı ve etkin performans göstermesinin uzun vadede mümkün olmadığını söylüyor. Kontrollü, akıl-duygu ölçüsü iyi kurulmuş bir arkadaşlık ilişkisi hem kişisel hem kurumsal gelişimi, toplamda da işi olumlu etkiliyor, çünkü insanlar huzurlu, uyumlu oluyorlar. Bunun tersi de şirketi batıracak derecede olumsuz sonuçlar yaratabiliyor. Tarhan, batan, zorlanan ortamlara bakıldığında altında mutlaka, kontrolden çıkmış iş arkadaşlıklarının izlerinin olduğunu söylüyor. "Çoğunda bir zamanlar çok iyi dost, arkadaş olan insanların, daha sonra düşmana dönüşmesi hesaplaşma, çarpışma hikayelerini ortaya çıkarıyor. Bu özellikle biz Türkler’de çok yaygındır. İnsani özelliklerin olumlu ve akıllı şekilde, iş ilişkisine yardımcı olacak biçimde yaşanması, işe çok katkı sağlar, iş memnuniyetini de iş ve genel hayat başarısını da çok olumlu etkiler. Tersi de hem iş hayatını, hem özel hayatı zindan eder. İş yerindeki kişisel ve kurumsal başarısızlıkların, verimsizliklerin, kötü iletişimin altında yatan en önemli olumsuz faktörler; kontrolsüz, aptalca, duygusal, ölçüsüz ’arkadaşlık ilişkileri’ ve arkadaş gurupları arasındaki kutuplaşmalardır." Yakın arkadaşlık bağı olanlar işyerlerine de daha bağımlı oluyorlar. Çünkü onlar iş dışındaki ortamlarda da birbirlerini tanıma fırsatı elde ettikleri için zaman kazanıyorlar. Kuvvetli, zayıf yönlerini daha iyi bildikleri için bu bilgilerini işlerindeki etkinliklerini arttıracak şekilde, akıllıca, iyi niyetle, dostça kullanabiliyorlar. Tüm bunlar da iş huzurlarını, kurumsal ve bireysel kazançlarını artıracağı için işyerlerine daha bağımlı oluyorlar.

Ast-üst ilişkilerine dikkat
İşyerindeki arkadaşlıkların belki de en hassası ve en zoru, alt-üst ilişkilerindeki arkadaşlıklar. Aynı seviyede çalışırken iş arkadaşının birden terfi alması iki taraf için de sıkıntılı bir süreç doğurabiliyor. Bu ilişkinin salt birbirini kollamak adına değil, kurumun çıkarları için kullanılması gerekiyor. Her iki alanda da arkadaş olan ast-üst ilişkisi içindeki kişiler, kurum için değil de birbirlerine dönük fayda sağlamak üzere bunu kullanırlarsa genelde aksi sonuçlar doğuyor. Ofis içi dengelerin bozulmasına sebep olabiliyor. ’Neden patronla bu kadar yakın?’ sorusu çalışma arkadaşları tarafından düşünülebiliyor. Patron veya yönetici ’taraf tutmak’ ile suçlanabiliyor. Aynı zamanda çok iyi olan iş arkadaşlılarının, kişi bölüm veya pozisyon değiştirdiğinde de bittiği olasılığının çok yüksek olduğunu gösteriyor. Psikolog Selin Uçal bunu engellemek adına, yöneticilerin çalışanlarına gerekli açıklamaları detaylı ve net olarak yapmaları, terfi nedenlerini örnekler ile açıklamaları faydalı olacağını söylüyor.

Bir çalışan terfi aldığında önceleri aynı pozisyonda çalıştığı arkadaşına taviz verebiliyor. Ya da tam tersi çalışan terfi alan arkadaşından uzaklaşabiliyor. Hatta çoğunlukla olumsuz davranışlar gelişiyor. Terfi eden, herkese eşit mesafede durma kaygısı ile farklı davranıyor. Hatta dozunu kaçırıp, kırıcı olabiliyor. Alt kademede kalan da hem kıskançlık hem de öyle olmasa bile ’terfi etti değişti’ hassasiyetiyle tavır alabiliyor, daha kırılgan olabiliyor. Doğal olarak, terfi edenin temposu, odağa alması gereken konular, kişiler, sorumluluklar değişiyor. Kötü niyeti olmasa dahi, artık arkadaşı ile daha az zaman geçiriyor, daha farklı ortamlarda bulunmak durumunda kalıyor, bazı bilgileri paylaşamıyor. Bu da alt kademedeki arkadaşı tarafından rahatlıkla olumsuz algılanabiliyor. Terfi eden; ’aman bana değişti demesin, kırılmasın’ diye hassas davranırsa da diğer çalışanlar, ’bak arkadaşını kayırıyor’ diyorlar.

İşyerindeki arkadaşlık, işe odaklanma konusunda bir engel de olabiliyor. Kaygı, gevşeklik veya ciddiyetsizlik yaratabiliyor. Aşırı samimiyet yaşanmış ise ona güvenilerek, işe yakışmayacak tavırlar sergilenebiliyor. Bu da odaklanmayı zorlaştırıyor. Önce arkadaş olup aynı yerde çalışmaya başlamak, o yere daha kolay adapte olunmasına, bağlanılmasına ve güvende hissetmeye yardımcı oluyor. Çalışılan yerde arkadaşlık edinmek ise iş ve özel hayat dengesini daha rahat kurmayı sağlıyor. Uçal, güven oluşumu daha geç olabileceğini ama sınırların korunması adına bir avantaj oluşacağını belirtiyor.

’İş başka arkadaşlık başka’ bitti
Tarhan, son yirmi yılda internet ve GSM’in dönüştürüp iyice hızlandırdığı dünyada, Yaşamak=Para=İş üçlemesinin hayatın en önemli gerçeği haline geldiğini söylüyor: "Kimse kimsenin gözünün yaşına bakmaz oldu. Bir yandan kıtlaşan kaynaklar, iş olanakları, artan nüfus, öte yandan performans değerlendirmeleri, daima daha fazlasını gerçekleştirme mecburiyeti, artan satış, kár, üretim, tüketim hedefleri... Tüm bunlar tam bir ’güçlü olan kazansın’ ortamı yarattı. Bu da doğal olarak ’iş başka, arkadaşlık başka’ söylemini anlamsız kılıp, ’rekabet her yerde rekabettir, rakip de her yerde rakiptir’ durumlarını tek gerçek haline getirdi. Bırakın arkadaşı, insanlar artık ’anasını, babasını, çocuğunu tanımaz’ hale geldi. Rekabette öne çıkmak dışında korunan başka bir değer kalmadı. Kanaatimce, söylemler böyle olmasa da, içsel davranış motifleri tamamen bu zorlayıcı faktöre, rekabetten paçayı kurtarmaya dayanıyor. Aksi davranışlara en kibar ifadeyle ’saf’ deniyor."

İşyeri arkadaşlığı sosyal hayata taşınmalı
Tarhan, işyerinde kurulan arkadaşlıkların kontrollü ve olumlu yönetilebildiğinde, ölçü kaçırılmıyorsa sosyal hayata taşınabileceğini hatta taşınması gerektiğini söylüyor: "İş yerinin stresli ortamlarının, tekdüzeliğinin dışında, değişik, keyifli, motive eden ortamlarda, ortak ilgi alanlarına yönelmişken, iş için çok yaratıcı sohbetler, paylaşımlar, projeler, fikirler, tanışıklıklar geliştirilebilir. Birbirini daha iyi tanıma, keşfetme fırsatı bulunur. Daha iyi tanımak, daha iyi anlamayı bu da daha uyumlu, verimli, etkin çalışmayı getirir. Zaten tıpkı kötü arkadaşlık ilişkileri nedeniyle zorluklar yaşayan şirketler gibi hep büyüyen, sağlıklı şirketlerde de iş ve sosyal ortamlardaki arkadaşlıklarını dengeleyebilmiş, birbirini besleyebilmiş kişiler vardır. İshak Alaton-Üzeyir Garih, Sezai Türkeş-Fevzi Akkaya gibi..."

Arkadaşlık sayesinde sosyal ihtiyaçlar karşılanıyor
Uçal, iş yeri arkadaşlıklarının özellikle İK sektöründe her zaman tartışıldığını ama uzlaşılamayan bir konu olduğunu vurguluyor. Bu konuda yapılan araştırmaların bazıları işten ayrılma nedenlerinin başında ofis ortamında yaşanan anlaşmazlıkların ilk sırlarda yer alığını gösteriyor. Bazı araştırmalar ise iş yeri arkadaşlıklarının kariyere olumlu yönde etki yaptığını belirtiyor.

İş yeri arkadaşlıklarının, çalışma ortamının daha keyifli ve eğlenceli bir hale getirdiği, çalışanların performansını, motivasyonunu ve üretkenliğini artırdığı yapılan araştırmalarla kanıtlanmış. Uçal, insanları motive eden ve bu motivasyonun sürekliliğini sağlayan faktörlerin başında ’arkadaşlık’ konusu geldiğini söylüyor: "Kişiler, iş yerinde iyi arkadaşlık ilişkileri sayesinde sosyal ihtiyaçlarını karşılayabiliyor ve böylelikle de motivasyon ve performanslarında artış sağlanabiliyor. Hepimiz ’toplumsal’ niteliklere sahip olduğumuz için ilişki kurma ve bağlılık ihtiyaçlarına gereksinim duyuyoruz. İnsanlar iş ortamında, tıpkı özel hayatlarında olduğu gibi başkaları ile birlikte olma, sosyal ilişkiler kurma ve paylaşım ihtiyaçlarını duyuyorlar." Fakat işle ilgili gizli bilgileri ya da iş yeri ile ilgili fikirleri iş arkadaşlarıyla paylaşmadan önce iyice düşünmek gerekiyor. Çünkü iş arkadaşlıkları, diğer arkadaşlardan farklı olarak, bu bilgileri kariyeri ya da işteki güvenirliliği yaralayabilecek birikimler içerebilir. Ayrıca duyguların ve derin sevginin iş ortamında ayrımına da dikkat edilmesi gerekiyor. Çalışma saatlerinde profesyonel davranış biçimini korumak gerekiyor. Arkadaşlık kurulan kişilerde ’güven’ duygusunun iyi tartılması da uzun vadede iş arkadaşlıklarının sürekliliğini sağlamaya yardım edebilir. İş arkadaşlıklarının özel hayattaki arkadaşlıklardan en büyük farkı ise işin kişiye ’finansal korunma’ sağlaması. Uçal, şirketlerde bir anket yapılıp ’arkadaşınız ve işinizden birini seçmenizi istesek, hangisini koruma altına alırsınız?’ diye sorulduğunda, çoğunluğun işini tercih edeceğini, çünkü ekonomik yönden işe bağımlı olduklarını gösterdiğini (Yager) söylüyor.

Yazar: Zeynep Mengi
Kaynak: http://www.yenibiris.com

Beğendiysen paylaş, herkes gelişsin:
x

Kigemciler Facebook'ta

Kigem'i Facebook'ta takip edin.