Kigem

Google sendromu hafızayı çökertiyor

Hangi arkadaşın bu yazıyı severdi?

#Blok Başlığı#

Siz de Google etkisi altında mısınız?

Teknolojinin yararları saymakla bitmiyor. Ama her zaman fayda sağlamıyor. Columbia Üniversitesi'nden Betsy Sparrow'un yaptığı Google'ın hafıza üzerindeki etkisi konulu araştırmasına göre, internetin her zaman her yerde kolayca ulaşılabilir olması ve buradan ulaştığımız bilgilere güvenmemiz hafızamızın zayıflamasına neden oldu. Bir şeyi unuttuğunuzda ya da bir bilginin doğruluğundan emin olamadığınızda ilk yaptığınız şey internete girip kontrol etmekse, siz de birçok kişi gibi Google etkisi altındasınız demektir.

En son ne zaman bir şey unuttuğunuzda internete bakmadan hatırlamaya çalıştınız? Veya etrafınızdaki kişilere sordunuz? Artık bilgi sadece birkaç tık ötemizde. Emin olamadığımız bilgiler daha aklımızdan geçerken klavyenin tuşlarına basarak doğruluğundan emin olabiliyoruz. Birkaç saniye içinde aradığımız şeye ulaşabiliyor, hatta çok daha fazlasını öğrenebiliyoruz. Akıllı cihazlarla bu kadar çok vakit geçirmemizin bir nedeni de bu zaten. Sürekli çantamızda, cebimizde olan bu aletler sayesinde bilgi her an her yerde ulaşılabilir oldu. Peki arama motorlarına duyduğumuz güven bilgileri hatırlamamızı engelliyor mu? Psikologların da cevaplamaya çalıştığı bir soru bu. Science dergisinin yaptığı bir araştırmaya göre psikologlar, insanların interneti bilgi için kişisel hafıza bankası olarak kullandığını doğruladı. Buna da Google etkisi adı verildi.

Bu sonuca da yapılan dört farklı deneyle ulaşıldı. Columbia Üniversitesi'nden Betsy Sparrow ve çalışma arkadaşları Wisconsin-Madison Üniversitesi'nden Jenny Liu ve Harvard Üniversitesi'nden Daniel M. Wegner ile insanların internet gibi bilgiye kolay ulaşım sağlanan bir durumda nasıl hatırladıklarını test etti. Araştırmacılara göre, bu durumlarda bilgiye internetten bakanlar bilgiye kolayca ulaştıkları zaman içeriğini değil, bilgiye hangi siteden ulaştıklarını hatırlıyorlar.

Columbia Üniversitesi'nden 34 öğrenciyle yapılan bir başka araştırma da, insanların, bilginin kendisini değil, bilginin bulunduğu yeri daha iyi hatırladıklarını göstermiş. Diğer yandan internette kolayca bulunamayan bir bilgi daha kolay hatırlanıyor. Ayrıca zor bir soru sorulduğunda cevaptan önce internette nereden bulabilirim düşüncesinin daha önce gelmesi de bir başka sonuç. Örneğin bayrağında sadece tek renk olan ülkeler hangileridir gibi bir soru sorulduğunda bayrakları mı düşünüyorsunuz yoksa internete girip bakmayı mı?

Bilgiyi değil nerede bulacağımızı hatırlıyoruz

Sadece interneti değil, çevremizdeki arkadaşlarımızı yakınlarımızı da aynı amaçla kullanabiliyoruz. Hafızalarından faydalanabiliyoruz. Önemli olan, o bilgiyi nerede bulacağımızı bilmemiz. Araştırmayı yapan Sparrow şöyle bir örnek veriyor: "Beyzbol izlemeyi seviyorum fakat eşim beyzbol konusunda benden daha bilgili. Aklıma takılan ya da öğrenmek istediğim bir şey olursa hatırlamaya çalışmak yerine gidip ona soruyorum."

Araştırmada yaklaşık 60 Harvard öğrencisinden bilgisayara bazı bilgiler girmesi istendi. Bu bilgiler devekuşunun gözü beyninden daha büyüktür gibi bilgilerdi. Bilgisayarlara girdikleri bu bilgileri hatırlayıp hatırlamadıklarını sormuşlar. Fakat sonuç öyle olmamış. Hatırlayacağını düşünenler yanılmış. Katılımcılardan sadece bilgileri hatırlamaları istenmemiş. Bilgisayarda hangi dosyalara yazdıklarını da hatırlayıp hatırlamadıklarını sormuşlar. Çıkan sonuç araştırmacıları şaşırtmış, katılımcılar hangi dosyalara girdiklerini hatırlamış.

Yazıyla başladı

Aslında Google etkisinin başlangıcı binlerce yıl öncesine, yazının bulunmasına dayanıyor. Dil yazılı hale dökülmeden önce insanlar önemli olan her şeyi hatırlıyordu. Hikayeler, efsaneler, dedelerimizin küçükken bize anlattığı masallar ve onlarca şey hafızalarda uzun süre kalabiliyordu. Mağara adamlarının dönemini düşünürsek, o zamanlar için hayati olan bazı bilgiler de (ateş nasıl yakılır, hangi mantar zehirlidir) kültürün hafızası olarak nesilden nesile geçmiş. İnsanların hafızalarına olan ihtiyacı o zamandan beri azalıyor. Kaydedilebilen, saklanabilen her türlü imkan hafızayı zayıflattı. Şimdi her ne kadar çağ dışı gibi görünse de yazı da bunlardan biri.

Yakın zamana gidelim, cep telefonları olmadığı dönemde bir arkadaşımızı aramak istediğimizde genelde numarası ezberimizde olurdu. En kötü ihtimalle telefon defterinden numarasına bakar telefon ederdik. İlk çıktığı zamanlarda cep telefonlarının çok geniş bir hafızası da yoktu. O kadar eskiye gitmeye de gerek yok. Facebook'taki doğumgünü hatırlatmaları olmasa arkadaşlarımızın çoğunun doğumgününü hatırlamayız. Hatta listemizde olmayan birinin doğumgününü kaçırırsak bahanemiz de hazır: Facebook'ta yoksun! Oysa anneanneler, dedeler, yaşça büyük olan Facebook kullanmamış akrabalar genelde özel günleri hatırlar.

Şimdi durup bir düşünün, ezberinizde kaç telefon numarası var? Anne, baba, eş, işyeri, belki birkaç yakın akraba ve arkadaş?

Veya bir ödev ya da tez için araştırma yaptığımız zamanları hatırlayalım. Kütüphanelerde saatlerce kitapların içine gömülür, ufacık bir bilgi için bile onlarca sayfa çevirirdik. Binbir zorlukla ulaştığımız o bilgileri unutmak da kolay olmazdı. Şimdi birkaç tıkla aradığımıza kolayca, saniyeler içinde ulaşabiliyoruz.

Zararı sadece hafızaya değil

Psikiyatrist Dr. Başar Akman, teknolojik ilerlemenin; insan hayatından götürdüklerinin, getirdiklerinden çok daha fazla olduğunu düşünüyor: "Teknoloji ve internet sayesinde bilgiye ulaşmak kolaylaştı şeklinde klişe bir yaklaşım var. İyi de; hangi bilgiye ve ne nitelikte bilgiye? Bir hekim ve bir psikiyatr olarak; insanlarda çok sık gördüğüm bir durum var: insanların sağlık alanında internetten edindikleri 'bilgilerin' çoğu; hakiki bilimsel değil ve aydınlatmak yerine daha da kafa karıştırıcı oluyor. Merak, düşünme, kafa yorma, yorumlama, muhakeme etme, anlamlandırma, özümseme, öğrenme, soyutlama gibi zihinsel işlevler köreliyor. Yeni edinilen bilginin hafızaya kaydedilme kalitesi düştükçe, bilginin zihinden tekrar çağırılması (yani hatırlama) da bozuluyor. Hafıza kusurları, unutkanlıklar, dikkat dağınıklığı, konsantrasyon güçlükleri görülüyor."

Teknoloji sadece hafızayı etkilemiyor. Teknolojinin ve internetin aşırı kullanımının insanları kendilerinden ve birbirlerinden uzaklaştırdığını belirten Akman, yüz yüze sohbet etme, dokunma, zamanı paylaşma, birlikte bir şeyler yapma, seyahat etme, doğayla temas, kitap okuma, oyun oynama, yaratıcılık gibi yaşantıların azaldığını söylüyor. Bireyselcilik, rekabetçilik, sınırsızlık, doyumsuzluk, sabırsızlık, saldırganlık artabiliyor. Yeni yeni sanal suçlar ve hastalıklar tanımlanıyor.

Yazan: Zeynep Mengi

Kaynak: http://www.yenibiris.com/HuriiyetIK

Beğendiysen paylaş, herkes gelişsin:
x

Kigemciler Facebook'ta

Kigem'i Facebook'ta takip edin.