Kigem

Düşünen adam heykeli...

Hangi arkadaşın bu yazıyı severdi?

#Blok Başlığı#

RODİN''İN ünlü düşünen adam heykeli... Türkiye''de ilk defa geçen eylülde Sabancı Müzesi''nde sergilenmişti. O zaman yazmak istedim, güncel olaylar izin vermedi. Dün Alem dergisinde Ömer Çelik''in verdiği mülakatı okuyunca "düşünen adam"ı yazmaya karar verdim.

Benim için siyasi kimliğinden çok entelektüel kimliği önemli olan Ömer Çelik şöyle diyor:

Rodin''in ''Düşünen Adam'' heykeli Batı''da büyük üniversitelerin bahçesinde dururken, bizde ruh ve sinir hastalıkları hastanesinin bahçesinde duruyor!
Çelik, sözlerine "Hatta biz düşünmeyi tehlikeli buluruz" diye devam ediyor.
Çelik''in bu satırlarında tarihteki ve günümüzdeki birçok problemin kaynağına işaret var. Bunu kısaca "insan beynini yeterince çalıştıramamak" diye özetlemek istiyorum.

Beynimiz düşük kapasiteyle çalışınca, üretimi de ona göre oluyor! Kol gücüne dayalı bir toplum ile "bilgi toplumu" arasındaki farkı bir düşünün!
Hem maddi refah hem zihni ve kültürel kalite bakımından...

Düşünmenin heykeli

Fransız heykeltıraş Rodin''le ilgili bir anekdot çok ilginçtir. Rodin bir heykel yapıyor, öğrencilerine gösteriyor...

Hocam elleri muhteşem! Şu ellere bakın, sanki Tanrı özenip de yaratmış!
Bütün tepkiler böyle. Sinirlenen Rodin atölyedeki çekici alıp heykeli paramparça ediyor:

Demek ki eller bütünle uyumlu değil! Hiçbir parça bütünden önemli olamaz!
Düşüncenin bu yüksek düzeyi olmadan, sırf doğuştan gelme yetenekle "Rodin" olunabilir miydi?

"Bütün-parça münasebeti" insan düşüncesinin yüksek düzeylerinden biridir.
Her yüksek bilim ve sanat ürününün ardında onu yaratan büyük bir felsefi ve zihni birikim mutlaka vardır.

Yüksek bilim, sanat ve düşünce ancak "beynin tam kapasite çalışması"yla mümkün oluyor. Beynin çalışmasından korkan veya beyni dürtecek, tahrik edecek, çalıştıracak özgürlük ve çeşitlilik ortamına sahip olmayan toplumlar geri ve yoksul kalıyor.

Avrupa''da bilim devrimini yapan "büyük yüzyıl", 16. yüzyıl yaşanmamış olsaydı, Rodin, bir senyörün bahçesine herhangi bir heykel yapabilirdi ama "Düşünen Adam"ı heykelleştirmeyi düşünebilir miydi? Emin değilim.

Üniversite ve düşünce

Bahçesine "27 Mayıs Anıtı"nı değil de "Düşünen Adam"ı veya öyle bir heykeli diken bir üniversite daha verimli olmaz mıydı?

Üniversite kurumuna elbette en çok yakışan, "beynin tam kapasite çalışması"nın zihniyetini ve heyecanını oluşturmaktır. Elbette böyle üniversitelerimiz var. Ama genelde üniversite sistemimiz "tam kapasite" çalışıyor mu?
Bizde üniversite kurumu "öğretim üyeleri tasfiyeleri" ile kuruldu! Öyle devam etti. Bizde bütün düşünce akımlarının da mutlaka tasfiye edilmeli diye baktığı "öteki"leri vardır!

Böylece beynimizin bir bölümünü tembelleştirip dumura uğratmıyor muyuz?
Dürtülmeden, tahrik edilmeden, serbest bırakılmadan beyinler nasıl yüksek kapasiteyle çalışacak?!

Şehirleşmenin geç başlaması yüzünden Türkiye geçici bir ''köylüleşme'', daha doğrusu varoşlaşma süreci yaşıyor, evet ama geçici. Her şeye rağmen iyiye gidiyoruz. Türkiye''ye lokomotiflik yapan girişimci orta sınıf hızla gelişiyor ve Türkiye''yi de geliştiriyor. Rodin''i de Türkiye''ye onlar getirdiler zaten. Bakın, geliştikçe düşünmeye, bilmeye, yenileşmeye ihtiyacımız da artıyor.

#Blok Başlığı#

Yazar: Taha Akyol
Kaynak: http://www.milliyet.com.tr

Beğendiysen paylaş, herkes gelişsin:
x

Gelişimciler Facebook'ta

Mümin Sekman'dan Günlük Başarı Tavsiyeleri almak için.