Mümin Sekman

Benim guru, senin guruyu döver!

BENİM GURU, SENİN GURUYU DÖVER!

SİBEL BAYKAM

Aşağıda yazılanlar gerçektir. Yazarınca yaşanmıştır. İşin garibi, daha da yaşanacağa benzemektedir. Çevremde 7den 70e herkes Uzakdoğu öğretilerinden konuşuyor.

Kimi bir kurstan diğerine gidiyor, kimi video kasetlerden çalışarak hoca oluyor, Uzakdoğudan gelecek gurusunun uçak bileti parasını topluyor, work-shopların üç ay sonraki seansına biletler tükeniyor, internet üzerinden gurular bedavaya ya da küçük bir ücret karşılığı günlük tantra mantra yolluyor.

Bırakın anlamını, adını dahi toparlayamadığı hareketlerde arıyor herkes huzuru. Bulamayınca kızıyor, öteki kursa gidiyor.

Meditasyonla nefes alıyoruz. Yoga ile bedenlerimizi küçültüyoruz. Aikido yapıyoruz, savaş öğretilerinden barışa giden yolu filan karıştırmadan. İki aşama sonunda Reiki ile tedavi ediyoruz karın ağrımızı. Çocuklarımızı uyum için Bebelere Yoga kursuna gönderiyoruz. Feng Shui ile döşenmeyen mekânlarda içimiz daralıveriyor.

Bio-enerjicilere gidip bozulan dengemizi düzelttiriyoruz. Tai Chi ile huzuru yakalıyoruz, her nerede yaşanıyor ve yaşatılıyorsa... Sektörel boşluk vardı, öğreti merkezimiz bunu kapattı diyenler, yoga kavramını markalaştırıp bir dizi yan ürünü pazarlama yarışına girişenler gurularımız oluyor.
Yaşadığım kentin bazı çok özel gettolarında, tanıdık tanı-ya-madık herkes Nirvanaya beş dakika mesafede. Sohbetler pozitif enerji, chakra tıkanması, ışık avcıları, varoluş çizgisi, içimizdeki çocuk ile anlamlanıyor. Yeni dinimiz (haşaa!), yeni hobimiz (hah, işte şimdi oldu!) bu. Gece kulübü gibi, kimlerin hangi öğreti merkezine gittiğine göre, elbette, aydınlanmanın başarı yüzdesi ve naçizane ücreti de artıyor.

Çocuğunun bio-enerjisini ölçtürdün mü? diyorlar. New York caddelerinde nohut pilava bakan Chevey Chase gibi kalıyorum.

Uzakdoğu felsefesine ilgi duyuyoruz. Madonna yoga yapıyor, Mevlana okuyor. İkisinin karışımından savaş karşıtımsı American Life şarkısı çıkıyor. Madonna artık bakire olmayan Britney Spears ile öpüşüyor.

Uzakdoğu öğretisinin Amerikan sosuyla bulduğu vücut bize kadar yansıyor. Kulüplerde onların şarkılarıyla dans ederken, yarınki meditasyon kursuna geç kalacağımızı düşünüp hayıflanıyoruz. Uzakdoğunun yaşam sanatı iyi de, Amerikanınki daha tatlı geliyor.

Şimdi ben bu öğretilerin içsel, sakin, düşünsel, analitik ve ciddi bir şekilde ele alındığı durumlardan bahsetmiyorum elbette. Yanlış anlaşılmasın. Gerçekten ışığın, aydınlanmanın, kendini ve dünyayı tanımanın peşinde olanlar var.

Onların birbirine ekledikleri sayesinde iyilikler, güzellikler devam ediyor, bize ulaşıyor zaten. Ancak bu öğretilerden üç hafta içinde gereken feyzi alıp artık size bir başka noktadan bakanların bu kadar çok olduğuna inanmak... İstiyorum tabii... İstemiyor değilim de, bırakın gerisini, benim tanıdıklarımın yarısı nasıl guru olma yolunda, bunu pek yutamıyorum.

Çılgınca bir kurstan diğerine trafikte boğuşarak ulaşıp, çıkışta yağsız salata yemek; öğrendiklerini pek de uygulayamadığı yaşamına devam etmek zorunda kalanları başladıkları noktanın gerisine götürmesin, yeter.

Hayır korkum şu: Yıllardır light ürünler yiye yiye obez olduk. Geliştirmeye çalışırken ruhumuzun da başına aynı şey gelmesin diye, tüm bu çırpınışım.

x

Gelişimciler Facebook'ta

Mümin Sekman'dan Günlük Başarı Tavsiyeleri almak için.