Kigem

Başarıyı aile nasıl etkiler?

Hangi arkadaşın bu yazıyı severdi?

#Blok Başlığı#

BAŞARI VE AİLE

Her anne-baba çocuğunun okulda ve sınavlarda başarılı olmasını arzu eder. Çocuğuna bu konuda destek vermek kuşkusuz her anne-babanın en önemli görev ve sorumluluklarından biridir, böyle de olmalıdır. Çoğu anne-baba bu konuda duyarlı olmasına rağmen neleri, nasıl, ne zaman yapacağını tam olarak bilemez.

Değinilen konular; başarı kavramı, çocuklarımızın başarılı olması adına yaptığımız yanlışlar, başarıyı destekleyen aile tutumları.

BAŞARIDAN NE ANLAMALIYIZ?

Her anne-baba çocuğunun başarılı olması için elinden geleni yapar ve iyi bir eğitimin çocuğunu başarılı kılacağını umar. Bu umudun altında, okul başarısının kısa vadede meslek ve iş başarısının, daha uzun vadede yaşam başarısının temelini oluşturacağı inancı yatar. Oysa okul başarısı bireyin meslek başarısını garanti etmez. Okul başarısı başka bir tür başarı,meslek başarısı ise okul başarısını da kapsayan ama daha birçok yönü de içeren daha karmaşık bir başarı türüdür. Yaşam başarısı ise, kişinin tüm gereksinmelerinin (yaşamsal gereksinimler, zihinsel gereksinimler, duygusal gereksinimler, yaşama anlam verme gereksinimi) hepsine hitap eder ve onun yaşamının tümünü kapsar. Okul yıllarında ders başarısı orta olan, hatta gerektiği kadar uyum sağlayamayan, buna karşılık yaşam başarıları yüksek olan çok sayıda birey vardır.

Anne-babalar çocuklarının başarılı olmasını isterken gerçekten ne istediklerini çok iyi bilmek zorundadırlar. Çünkü anne-babanın başarı anlayışı, onların çocukla etkileşimine yirmi dört saat boyunca yön verir, anne-babanın çocukla kurduğu bu temel ilişki, onun özünü, karakterini, yaşama bakış tarzını biçimlendirir.

BAŞARI
Yaşamdaki amacını bilmek,
Potansiyelinin son noktasına ulaşmaya çalışmak
Ve başkalarına yararlı tohumlar ekmektir.

BAŞARILI İNSANLARIN BİRKAÇ ÖZELLİĞİ;

Başarma İsteği ve Hevesi
Başarılı insanlar çalışmaya başlarken stres, panik yaşamazlar, istek, heves, şevk duyarlar. Çocuğun başarma isteğini, hevesini canlandırmak için onun sınırlarına ve sorumluluklarına saygı duymak, onun yerine karar vermeyi bırakmak, o konuştuğunda yargılamadan dinlemek gerekmektedir.

Çocuğun kendisini, yaşamını, ilişkilerini keşfetme çabasına ve birşeyleri deneme yanılma yoluyla bulmasına yani yaşam direksiyonunu eline almasına izin verilmelidir. Yaşamının direksiyonuna oturduğunu hisseden çocuk da heyecan ve şevk artması görülecektir.

Hedef Belirleme
Her çocuğun, yapmak istediği şeyler hakkında hayalleri ve umutları vardır. Ailelerin bu hayalleri ve umutları küçümsemeden, yargılamadan dinlemesi, bu hayal ve umutların gerçekçi olması yönünde çocuğu desteklemesi çok önemlidir. Çocuk kendisinin belirlediği ve ailesinin desteğini aldığı hedeflerine ulaşmak için ders masasının başına istekli oturur ve şevkle ders çalışır.

Duygu ve Düşüncelerinin Farkında Olma
Çocuklar ilk olarak dış dünyayı keşfederler, zamanla kendi içlerine yönelirler, kendi duygu ve düşüncelerini gözleyerek farkına varmaya başlarlar. Çocuğun kendisiyle, duygu ve düşünceleriyle ilgili farkındalığının gelişmesi, kendine saygı ve güven duyması için ailenin çocukla iletişim içinde olması ve ""Seni umursuyorum"", ""Seni olduğun gibi kabul ediyorum"", ""Sen değerlisin"", ""Sana inanıyorum"", ""Seni sen olduğun için seviyorum"" mesajlarını vermesi gerekir. Bu mesajlar ilişki içinde sözle değil, davranışla iletilir. Bu tür iletiler, yaptığı seçimlerle kendi yaşamını oluşturan ve bu seçimlerin sorumluluğunda olan çocuklar ortaya çıkartır.

Sorumluluk Bilinci
Çoğu ailede çocuğun sorumluluğunu anne-baba kendi üzerine aldığından, çocukta sınırlar ve sorumluluk bilinci gelişmemektedir. Sınırlar ve sorumluluk bilinci gelişmeyen çocuk gelişemez. Çünkü yıllarca koruyucu ve denetleyici tutum içinde olan anne-baba çocuğunun karşısına çıkan sorunlarla onun yerine uğraşmış, iyi niyetli bu yaklaşımıyla çocuğun sorunla başbaşa kalarak gelişmesine engel olmuştur.

Koruyucu ailelerin çocukları onlar için herşeyden önemlidir. Bu tür ailelerde cocuğun yoğun olduğu dönemlerde ödevlerin anne-baba tarafından yapıldığı bile görülür.

Denetleyici aileler çocuğun ders çalışma süreçlerini kontrol altında tuttuklarından çocuklarının tek başlarına iş yapabileceklerine inanmazlar. Denetleyici anne-baba değişik bahaneler bulup sık sık çocuğun odasına girer ve ne kadar ders çalışmış diye çaktırmadan kontrol etmeye çalışırlar. Ailelerin çocuğun sınırlarını ihlali yalnız ders çalışma zamanına müdahaleyle kalmaz. Bazı anne-babalar çocukların sosyal yaşamlarına izin vermez. Bu durumda öğrenci ""Nasıl olsa annem-babam benim yeterince çalışmadığımı düşünüyor, bari çalışmayayım"" diye düşünmeye başlar.
Kimi ailelerde de çocuğu aşırı serbest bırakma ve aşırı bağımsızlık verme eğilimi vardır. Bu ailelerde çocuk hiçbirşeyden sorumluluk duymaz. Bu tür bir aile tutumuyla büyüyen çocuk soruşturmayı, fikir almayı öğrenemez.

Gençlerde sorumluluk bilinci oluşturabilmek için; yaş dönemine ve gelişimsel düzeye uygun sorumluluklar vermek, kararları onun vermesini istemek, onu bu yolda desteklemek, sonuçları düşündürmek, değerlendirmek, eleştirmek ve onun bunu yapmasını sağlamak ,yanlışlarını görmesine, yanlışlarını kabul etmesine yardımcı olacak analiz gücünü kazandırmak gerekir.

""İzin verelim de çocuklarımız yaşamlarını tirübünlerde seyirci olarak değil , sahada oyuncu olarak geçirsinler""

BAŞARIYI OLUMSUZ ETKİLEYEN BAZI DÜŞÜNCELER

Ondan birşey istemiyoruz ders çalışsın yeter!
Anne-babalar zaman zaman çocukları için yaptıklarını dile getirerek onları baskı altına alma gayreti içine girmektedir. Çocuklarına çok emek verdiklerini, çok masraf ettiklerini, iyi bir yere gelmesini istediklerini anne-babalar tekrar tekrar söylemeye başlayınca bu sözler ilgi ve sevgi ifadesi olmaktan çıkıyor, çocuk üzerinde yoğun bir baskı oluşturabiliyor ve bu sözler sevgi ilişkisinin alışveriş ilişkisine dönüşmesine neden oluyor.

Başarıya endeksli ilişkide, anne-baba çocuğa ""Ne kadar başarı, o kadar sevgi"" mesajı vermektedir. Çocuğun özgüvenini ve kendine saygısını en çok zedeleyen, bu tür başarıya endeksli anne-baba-çocuk ilişkisidir. Başarıya endeksli koşullu sevgi çocuğa yarar yerine zarar verir. Sözkonusu ailelerde anne-babaların genellikle ""Dersler nasıl"" gibi okulla ilgili konular dışında çocuklarıyla geliştirebildikleri bir iletişim alanı yoktur. Oysa çocuklarla konuşulan konular sadece ""okul-ders-kurs"" olmamalıdır. Bunların dışında ve olabildiğince özel ve duygusal konular gündem yapılmalıdır. Bunun içinde mümkün olduğu kadar ortak yaşantılar paylaşılmalıdır.

Çok zeki ama çalışmıyor...
Anne-babanın çocuğun gerçek kapasitesini görememesi ve beklentilerinin yüksek olması başarı konusunda yapılan hatalardan biridir. Bu hata, anne-babanın, ""Çok zeki ama çalışmıyor"" diye öfkelenerek çocuğun üzerinde daha büyük bir baskı uygulamasına neden olur. Çocuktan beklentinin onun sınırları dahilinde olması ve bu sınırlar içinde hareket edilmesi başarı için önemlidir. Anne-babalar çocukların sınırlarını tanımaya, onların yetenekleri, ilgi ve değerlerini anlamaya çalışmalıdır

Komşunun oğlunun onun kadar imkanı yok ama daha başarılı...
Bu cümleyi duyan çocuğunuz karşınıza geçip ; ""Siz beni arkadaşımla kıyasladınız. Şimdi sıra bende dese ve başlasa kıyaslama yapmaya. Arkadaşımın babasının yüzünden gülümseme eksik olmuyor. Haftada en az bir saat bütün aile bir masanın etrafında toplanıp konuşuyor ve birbirlerini dinliyorlar. Sıklıkla birbirlerine sarılıyorlar ve çocuklarını cesaretlendiriyorlar. Küçük hatalarını görmemezlikten geliyorlar ve çocuklarının yaptığı hatalardan ders çıkarmasına, öğrenmesine fırsat tanıyorlar. Çocuklarının hangi yeteneklere sahip olduğunu biliyorlar ve onu yeteneklerini geliştirmesi yönünde destekliyorlar. Çocukları eve geldiğinde ilk cümleleri ""nasılsın"" oluyor. Nasihat etmek yerine örnek davranışlar göstererek eğitiyorlar ""dese ne hissederdiniz? Bir insanı kıyaslamak kadar inciten, yaralayan ve üzen, başarı ve performansına zarar veren bir başka ebeveyn tutumu yoktur. Eleştirmeniz gerekiyorsa, cümleleri iyi seçerek ve eleştirinizi onun kişiliğine değil, yaptığı davranışa yönelterek yapınız.

Çalışmak için oturuyor ama sürekli aklı başka yerlerde...
Bir geçiş döneminde olan genç ergenlikle birlikte bir ""değişim ve başkalaşım"" sürecinden geçmektedir. Bu hızlı büyüme ve değişime paralel gencin ilgileri de değişmektedir. Unutkan, dalgın, dikkatini yoğunlaştıramayan, okuduğunu anlayamayan bir genç haline gelmesi bundandır. Pek çok ergen başarma isteğini uyandıracak o kıvılcımı yaşayamaz. Bu durumda en iyi yaklaşım ""genci anlamaya çalışmak"" onu empatik dinlemektir.

O kadar söyledim ama dinlemiyor ki!
Çok konuşan aile, giderek etkisini yitirdiği için artık çocuklarda onları önemsemiyorlar. Bazen o kadar çok konuşuyoruz ki sırf bizim bu çok konuşmamızdan dolayı isteklerimiz yerine getirilmiyor.
Halbuki bazen susmak, bazen beden dilini kullanıp sözel hiçbir ifade kullanmamak bazen de tam bir cümle bile kurmadan kısacık bir sözlü mesaj göndermek. İşte yapılması gereken bunlar.

Sonuç olarak;
Ailenin çocuğu gerçek anlamda tanıması, onunla ilgili gerçekçi beklentiler içinde olması çok önemlidir. Çünkü, ailenin çocukla kurduğu ilişkinin türü, çocuğun okul başarısını etkileyen en önemli ve en can alıcı nokta olarak karşımıza çıkmaktadır.

""Şu dünyada herşeyin en iyisine layık çok özel ve güzel bir çocuk var!
O, sizin evinizde yaşıyor.

KAYNAKÇA
Doğan Cüceloğlu; Başarıya Götüren Aile
Remzi Kitabevi; İstanbul 2006
Hasan Yılmaz;Sevgili Anne ve Babacığım Lütfen Bu Kitabı Okur musunuz!
Çizgi Kitabevi; Konya 2004
Erdal Atabek; Erken Büyüyen Çocuklar
Altın Kitaplar; İstanbul 2002
Haluk Yavuzer; Gençleri Anlamak
Remzi Kitabevi;İstanbul 2005

Kaynak: http://MİLLİYET

Beğendiysen paylaş, herkes gelişsin:
x

Gelişimciler Facebook'ta

Mümin Sekman'ı Facebook'ta takip edin.

KİGEMCİLER FACEBOOK'TA

GÜÇLÜ BEYİN