Kigem

"başarının altın kuralları" hakkında altın kurallar!

Hangi arkadaşın bu yazıyı severdi?

#Blok Başlığı#

Kigem.com notu:

Kigem''de çok sayıda başarı taktiği önerisi var. Kendi şartlarınızı düşünerek, size en uygun olanını seçip uygulamanız gerekiğini düşünüyoruz. her taktik her insanda aynı sonucu vermez. Bu amaçla aşağıdaki yazıyı dikkatinize sunmak istedik..."Bilene danış bildiğini işle" atasözünü temel ilkeniz yapabilirsiniz.

ULAŞ BIÇAKCI

Sadece başarı konusunda değil her konuda insanlar, kendilerine yapılan tavsiyeleri, verilen akılları ve önerilen kuralları kendi süzgeçlerinden geçirmeli ve kendi durum ve koşullarına göre irdelemelidirler.

Size bence biraz esprili de olan bir örnek vereceğim. KOÇ Grubu’na kurumlaşmış gözü ile bakılır ve bu grup dünyanın en büyük grupları arasına girmiştir. Kurucusu Vehbi Koç’un bireysel olarak kendi ismi dahi kurumlaşmıştır. Türkiye’nin Lee Iacocca’sı diye tanınan ve KOÇ’un en tepe yöneticiliğine yükselerek bir kaç yıl önce emekliye ayrılmış olan Can Kıraç, “Anılarımla Patronum Vehbi Koç” adı altında bir kitap yazdı. İşin içinde bulunan insanları dinlemek hoş ve doğrudur. Ancak bu kişiler özellikle kendileri, şirketleri ve patronları ile ilgili konuları dışarıya aynen yansıtmazlar, isteyerek veya istemeyerek. Anlattıkları ile gerçekte yaşananlar arasında farklar vardır. Can Kıraç bence bu yansıtmalar konusunda, en azından yansıttığı kadarında söz konusu farkları en az olan kişidir. Onun için ondan yapılan alıntılar daha çok yararlıdır diye düşünüyorum.

Vehbi Koç’un başarı konusunda yöneticilere verdiği öğütlerden birisi, öğle uykusudur. Sayın KOÇ bunu çok çeşitli ortamlarda söylemiştir. Bu tavsiye üstelik sadece Vehbi beyin kendi sübjektif tavsiyesi değil tıbben de yapılan bilimsel bir tavsiyedir. Şimdi bu tavsiyenin yaşanırlılığına bakalım. Can Kıraç, kitabının Eylül 95 tarihli 1. baskısında (sayfa 328) şöyle bir olay anlatıyor. Olayı kitaptan aynen alarak aktarıyorum:

“Yaşamış olduğumu sandığım(!) bir olayı sizlere nakletmek istiyorum... Yaşanmış bir olayın ‘sanılmış’ olmasındaki çelişkiyi fark ettiğinizi biliyorum!.. Ama bu, olayın gerçek olmadığı hususunda Suna Kıraç’tan gelen baskılar karşısında; ‘Sen, Suna’dan daha doğrusunu bilecek değilsin ya!’ diyerek şüpheye düşmemi doğal karşılayınız... Buna rağmen, tereddütlerimi kendime saklayarak, olayı, yaşamış olduğumu sandığım şekilde sizlere anlatacağım...

KOÇ Holding’in Fındıklı’daki binası, zaman içinde eskimiş ve her yönüyle çağdışı kalmıştı... Bu yüzden Nakkaştepe’ye taşındığımızda kendimizi cennete gelmiş sanmıştık!

Hele üst yönetimdeki arkadaşlarımızın keyiflerine diyecek yoktu!.. Bürolarımızın yanında, hem de duşlu, birer dinlenme odası bulunuyordu... Otuz yedi yıllık bir didinmeden sonra benim bir dinlenme odasına sahip olmam, eşim İnci’yi de sevindirmişti... Bana; ‘Vehbi bey sık sık tavsiye eder, öğlenleri mutlaka uyuyun der. Sen artık belli bir yaşa geldin, kendine dikkat etmen gerekiyor. Madem dinlenme odan da var, sana yastık, çarşaf ve pike vereyim, yemekten sonra bir saat uyursun’ teklifi yapmış ve bu teklif bana da cazip gelmişti... Ancak, öğlen uykusuna yatacağımı söylediğim zaman sekreterim Aylin bile şaşırmıştı!..Alışılmamış şeyleri yapmak hayli zor olacağa benziyordu... İlk gün, bir hayli merasimden sonra dinlenme odama geçtim... Aylin, çarşaf ile pikeyi hazırlamıştı... O sırada aklıma Rahmi Koç’un bir öğüdü geldi... ‘Öğle uykusuna yatmadan önce tamamen soyununuz ve pijamanızı giyiniz!’ Ben ise pijama getirmemiştim...

Buna rağmen ‘patronun dediği daima doğrudur!’ diyerek soyunmaya karar vermiş ve iç çamaşırlarımla pikenin altına girmiştim... Tam içim geçerken kapının tıkladığını fark etmiştim!.. Aylin heyecanla Suna hanım’ın beni görmek istediğini haber veriyordu!.. Aylin’e, kapıyı açmadan ‘Yattığımı söylemedin mi?’ diye çıkışırken o da bana; ‘söylemez olur muyum! Hatta, Vehbi Bey’in öğlen uykularını kitabında tavsiye ettiğini bile hatırlattım’ demiş ve şöyle devam etmişti: ‘Suna hanım; ‘Vehbi bey kitabında yapılacak doksan şeyden daha bahsediyor, Can bey onlara uysun, öğlen uykusu da kusur kalsın! diyor’. Böylece, benim öğle uykusu sefam, beklenmedik şekilde son bulmuş, yastığı, çarşafı ve pikeyi eve geri götürmüştüm... Aradan birkaç yıl geçtikten sonra, 1992 yılında, emeklilikle beraber öğlen uykusu konusu tekrar gündeme giriyordu... İnci bana; ‘Artık rahatsın, sana karışacak Suna da yok, öğlenleri muhakkak uyuyacaksın’ ikazında bulunmuştu... ‘Doğru söze ne denir?’ düşüncesi ile ben de yemekten sonra, bu defa pijamalarımı da giyerek yatağa uzanmıştım... Ancak, uykuyu bir türlü tutturamıyordum...O zaman gerçeği anlamaya başlamıştım. İnsan, 41 yıl öğlen uykusu uyumamışsa 42. yılda uyuması mümkün olmuyordu...

Bugün KOÇ Topluluğunda, Vehbi bey’in ‘öğlenleri uyuyunuz!’ önerisine, kendisinin dışında iki kişi daha uymaktadır. Bunlar; Rahmi Koç ve Mustafa Koç’tur...

“Beyefendi! Şu öğlen uykusu konusunu KOÇ Holding’e yerleştiremediniz? Uyumak için kimse sizi dinlemiyor!

Sabahları hepsi işe geç geliyor... Öğlen uykusu kontenjanlarını doldurarak güne başlıyorlar!.. Sen, daha çok mu uyusunlar istiyorsun?

Böylece Vehbi Koç, ‘gelenekler yalnız ailede uygulanır’ kuralını bir defa daha iş arkadaşlarına kabul ettirmiş oluyordu...”

Bol bol gelenekler, kurallar, tavsiyeler, akıllar, öneriler var. Bence gereğinden de fazla. Ancak onların yaşanabilirlilikleri, gerçekleşme oranları az. Üstelik insanların durmadan değişen durumlara göre, duruma göre hareket edebilme kabiliyetlerine gem vuruyor ve benim iş yaşamında doğaçlama dediğim bu yeteneğin gelişmesini engelliyor.

Biliyorsunuz ben, “bireycilik”ten yanayım. Her şey yine birey’e yani insanın kendisine kalıyor. Kurala göre hareket etmek kolay. Öteki zor mu? Bence değil. Üstelik daha doğru ve gerçekleşme oranı daha fazla. Sentetik kuralların gerçekleşmedikleri zaman bizde yarattıkları sıkıntı, stres, düş kırıklıkları, umutsuzluk, mutsuzluk ve karamsarlık da cabası.

#Blok Başlığı#

Beğendiysen paylaş, herkes gelişsin:
x

Gelişimciler Facebook'ta

Mümin Sekman'dan Günlük Başarı Tavsiyeleri almak için.