Kigem

Başarılı yöneticilerin

Hangi arkadaşın bu yazıyı severdi?

#Blok Başlığı#

BAŞARILI YÖNETİCİLERİN "BAŞARISIZ" ŞİRKETLERİ

GÜNGÖR URAS
Milliyet

Bir yöneticinin başarısı yönettiği şirketin bilançosuna bakılarak ölçülür. Rahmetli Sakıp Sabancı da derdi ki: "Arkadaş bana boş laf anlatma! Bilançonu göster? Şirketin mali yapısını ne kadar güçlendirmişsin? Ne üretip, ne satmışsın?..." Şimdi şirket kesesinden kendi reklamını yapan, halkla ilişkilerde ve tanıtımda etkin olan, medya ile iyi ilişkiler kuran 'başarılı' ilan ediliyor

Serbest piyasa ekonomisinin hâkim olduğu ülkelerde bir yöneticinin başarısı 'yönettiği şirketin bilançosuna bakılarak ölçülür.'

Yönetici; (1) Şirketi nereden almış, nereye götürmüş? (2) Pazar payını nasıl artırmış? (3) Mali bünyesini nasıl güçlendirmiş? (4) Şirket ne kadar net kâr etmiş? (5) Kârda, istikrar ve devamlı tırmanış sağlanabilmiş mi? (6) Ortaklara her yıl daha yüksek reel temettü dağıtılabiliyor mu? (7) Şirket sürdürülebilir bir büyüme ve kârlılık içinde mi? Bütün bunlar yöneticinin başarılı olup olmadığını gösterir.

Bunları görmek için de şeffaf olarak hazırlanmış bilançoya bakmak yeter. Rahmetli Sakıp Sabancı da derdi ki: "Arkadaş, ben şunu yapacağım, şunu yaptım diyerek bana boş laf anlatma... Bilançonu göster? Şirketin mali yapısını ne kadar güçlendirmişsin? Ne üretip, ne satmışsın?"

Türkiye'de birçok şirket halka kapalı aile işletmesi. Halka açık şirketlerde bile ailenin hâkimiyeti devam ettiği için yöneticinin gerçek başarısını değerlendirme şansı olamıyor. Halka kapalı şirketlerin bilançoları bilinmiyor. Halka açık şirketlerin bilançolarının bazılarının gerçeği yansıttığı şüpheli... Bu durumda yöneticilerin "başarı öyküleri kendilerinden menkul!" oluyor.

Şirket kesesinden kendi reklamını yapan, halkla ilişkilerde ve tanıtımda etkin olan, medya ile iyi ilişkiler kuran yöneticiler, kamuoyuna 'en başarılı yönetici' olarak takdim ediliyor. Burada ciddi bir iş etiği sorunu ortaya çıkıyor. Şirket ortakları, reklamı yapılıyor diyerek, yöneticinin abartılı başarı öykülerine ses çıkarmıyor.

Halkla ilişkiler ve reklam kuruluşları gerçek olmayan bilgilerin kamuoyuna aktarılmasına aracılık ediyor. Medya kuruluşları reklam geliri veya haber dürtüsü ile bu öykülerini incelemeden halka sunuyor.

Böylece kamuoyunda belli yönetici isimleri 'başarı sembolü' haline geliyor. Bu kadarla da kalmıyor. Dernekler, okullar, dergiler, gazeteler, kurumlar bazı yöneticileri 'yılın başarılı yöneticisi' seçiyor.

Burada 'yöneticinin' de etik olmayan yaklaşımı bu tür oluşumlara zemin hazırlamak, bu tür oluşumları teşvik etmek şeklinde ortaya çıkıyor. Bir süre sonra, bu 'başarılı yöneticilerin', başında bulundukları şirketlerin 'ne kadar başarısız olduğu' anlaşılıyor. Genelde, şirketlerin başarısızlığı ortaya çıkmadan bu 'başarılı yöneticiler' başka şirketlere geçmiş, veya kendi işlerini kurmuş oluyor.

Türkiye'de son yirmi yılda bunun çok örnekleri görüldü. Özellikle bankacılık sektöründe başarılı yöneticilerin bankaları battı. Sanayi sektöründe de çok başarılı olduğuna inanılan bazı yöneticilerin, şirketlerinin güç durumda bulunduğu anlaşıldı. Burada bir başka etik sorun, 'başarılı olarak ün yapan yöneticilerin' , başarısız şirketlerin batmasından, şirketlerin başarısız olduğunun anlaşılmasından sonra hiçbir sorumluluk hissetmemeleri...

Türkiye'de kamuoyu o kadar yönlendirilmekte ve başarılı yöneticinin ismi o kadar 'parlatılmaktadır' ki, şirket ortakları başarısızlığın ortaya çıkması ve şirketin güç duruma düşmesi nedeniyle yöneticinin işine son verdiklerinde, bu davranış kamuoyunda 'yanlış bir yaklaşım' olarak eleştirilebilmekte, 'başarılı olarak ün yapmış yönetici' kamuoyundaki ve medyadaki taraftarlarıyla, işine son verilmesi kararına cephe alabilmektedir.

Başarılı yönetici olarak isim yaptığı halde şirketini başarısızlığın batağına iten yöneticinin işine son verilme nedenlerini şirketler genelde açıklayamamaktadır.

Halka kapalı şirketlerde bilançoya yansıyan, halka açık şirketlerde bilançoda saklanan zarar rakamları ile ağır borç yüklerinin açıklanmasının şirketi güç duruma düşüreceğini düşünen ortaklar, 'başarılı yönetici olarak ün yapan' yöneticiyi haksız yere şirketten uzaklaştırmış duruma düşmektedir.
Türkiye'de şirketler kurumsallaşmaya yeni yeni başladığından, profesyonel yönetici kültürü de yeni yeni oluşuyor. Bu oluşum içinde yöneticilerin, şirketteki başarılı sonuçlara dayalı olarak alkış toplamak yerine, şirket imkânlarını kendi isimlerini parlatmak için kullanmalarının iş etiği bakımından kabul edilebilir yanı yoktur.

Hele hele başarısızlıkları nedeniyle şirket bilançoları sorunlu hale gelirken, şirketlerin mali bünyeleri çökerken, şirketler batmaya doğru giderken, başındaki yöneticilerin önce kendilerini 'başarılı yönetici' olarak kamuoyunda parlatmaya dönük çabaları ve buna bağlı olarak başarısız şirketlerin gerçek durumunun kamuoyunca öğrenilmesini engellemeleri etik açıdan kabul edilebilir bir davranış değildir.

Beğendiysen paylaş, herkes gelişsin:
x

Gelişimciler Facebook'ta

Mümin Sekman'dan Günlük Başarı Tavsiyeleri almak için.