Mümin Sekman

Başarıda yetenek mi, alın teri mi önemli?

Başarı, doğal yeteneği mi bağlıdır, yoksa çok çalışmaya mı? Bu konuda yapılan araştırmalar çok çalışmanın önemini gösterse bile genel kanı tam aksine söylüyor. Peki neden insanlar doğal yeteneğin, alın terinden daha etkili olduğunu düşünüyor?

Başarı ölçütünü belirleyen faktör ‘doğal yetenek’ mi ‘çok çalışmak’ mı?

Çok çalışmanın her zaman bir karşılığı olduğunu ve çok çalışan insanların başarılı olduklarını düşünebilirsiniz. Oysa yapılan araştırmalar, doğal yeteneğe sahip insanların çok çalışanlara göre başarılı olarak görülme konusunda 1 adım önde olduğunu söylüyor. Dilerseniz o araştırmalara bir göz atalım:

Personality and Social Psychology Bulletin dergisinde yayınlanan yeni bir araştırmaya göre, girişimciler tarafından çok çalışma doğal yeteneğe göre daha az çekici algılanıyor.

Başka bir çalışmada, College London Üniversitesi’nden Profesör Chia-Jung Tsay tarafından gerçekleştirilen 3 çalışmadan elde edilen bulgulara göre, eş değer kazanımlara ve başarılara sahip insanları değerlendirilirken, doğal olarak yetenekli insanları daha başarılı, daha işe alınabilir ve çok çalışan insanlara göre daha başarılı görüyoruz.

Tsay bu konu hakkında şunları dile getiriyor: ‘Sahip olunan inanışa göre bazı kazanımlar yalnızca çok çalışmayla ya da sabretmeyle açıklanamıyor. Doğal yetenek bu noktada devreye giriyor. Ne yazık ki bu doğal yetenek bazı insanlarda var, bazılarında ise yok’

Başarıyı belirlemek için yapılan çalışmalar

Tsay, ilk çalışmasında girişimcilik deneyimi olan 212 katılımcıyla çalışıyor. Bunlardan bazıları kendilerini acemi olarak tanımlarken, bu kişiler girişimcilik alanında neredeyse hiç profesyonel deneyime sahip olmayanlardan oluşuyor. (Toplam oranın %44’ü). Girişimcilik dünyasında azımsanmayacak süre yer alıp, start-up şirketlerde çalışmış kişiler kendilerini uzman olarak tanımlıyorlar. (Toplam oranın %56’sı)

Katılımcılara Charles adında bir girişimciyle ilgili bilgiler sunuyorlar. Charles, kısa bir süre içerisinde, geri dönüşüm şirketinde yeni bir ürün geliştirmesi sayesinde yüksek bir konuma geçiyor. Katılımcıların yarısına Charles’ın doğuştan yetenekli olduğu belirtiliyor. (İlk günden beri gerçek bir lider olduğu söyleniyor.) Katılımcıların diğer yarısına ise Charles’ın aslında köle gibi çalıştığı söyleniyor. (Önemli ilişkilere sahip olarak lider pozisyona geçtiği söyleniyor.)

Katılımcılara daha sonra, görünüşte başarılı girişimci Charles’a ait olduğu düşünülen  iş sunumuna ait 1 dakikalık bir ses kaydı dinletiliyor, (Aslında ses kaydı MIT Girişimcilik Yarışması’na ait). İş sunumuna ait ses kaydını dinledikten sonra katılımcılar, Charles’ı ve onun konuşmada bahsettiği iş teklifini çeşitli faktörlere göre değerlendiriyorlar: Başarı şansı, yeteneği gösterme ve Charles’ı işe alarak onun şirketine yatırım yapma isteği. Genel olarak katılımcılar, doğal yeteneğe sahip gibi davrandığı için Charles’a ve onun iş teklifine yüksek puan veriyor.

Devam eden çalışmada ise, 383 katılımcıya daha aynı çalışma yapılıyor ve yeni çalışma da benzer sonuçlar taşıyor. İnsanlar Charles’ı ve onun iş planını, doğal olduğu için daha başarılı buluyorlar.

İlginç bir şekilde, her iki çalışmada da kendilerini uzman olarak sınıflayan insanlar, ‘doğallık’ adlı bu ön yargıya daha eğilimli oluyorlar.

Üçüncü çalışmada ise insanların doğal yeteneğe diğer özelliklere göre tam olarak ne kadar değer verdiği belirlenmeye çalışılıyor. 294 yeni katılımcı, 20 dolar karşılığında bilgisayar laboratuvarında 1 saatlik bir çalışmaya katılıyorlar. Katılımcılara 18 çift gösteriliyor ve bu kişiler girişimcilikle ilgili 5 farklı özelliğe dayandırılıyor: Liderlik deneyimi (2, 5 veya 8 yıl), yönetim becerisi (%70, %80 veya %90), IQ (100, 130 veya 160 puan), önceden artırılan yatırım sermayesi (50.000$, 100.000$ ve 150.000$) ve doğal yeteneğe karşı çok fazla çalışma. Katılımcılara çiftlerden hangisine yeni bir iş için yatırım yapabilecekleri soruluyor.

Doğal yeteneğe sahip kişiler başarılı olarak görülüyor

Katılımcıların ortalama %60’ı aşırı çalışan girişimci yerine doğal yeteneğe sahip insanları tercih ediyorlar. Katılımcılar, daha az yetenekli insanı almaktansa daha maliyetli olmasına karşın, doğal olarak olarak yetenekli insanları işe almaya daha hevesli oluyorlar.

Birleşik analiz denilen bu tarz ölçümlemeyi kullanmak Tsay’a insanların, birbirleriyle alakalı, farklı ve değerli özelliklerini karşılaştırma imkanı veriyor.

Tsay’ın bu konudaki fikirleri oldukça ilginç: ‘Doğallık ön yargısını hafifleten deneyimin doğasına yönelik detaylı araştırmalar garantili olduğu için, spesifik çözümler ön yargının etkilerinin görüldüğü yerler üzerinde belirlenmiş ve önceliklendirilmiş durumda.

Her ne kadar bu işe alımlarda bir rutin olsa da, yeteneğin ilk veya ikinci eğitimde belirlenmesi veya hakimin ya da jüri üyelerinin ahlaki karakterinin değerlendirilmesinde, kritik kararlar verirken doğallık ön yargısının etkisini göz önünde bulundurmalıyız.’

Kaynak: http://www.uplifers.com

x

Gelişimciler Facebook'ta

Mümin Sekman'dan Günlük Başarı Tavsiyeleri almak için.