Mümin Sekman

ATALETİ YENMEK

  • Her sabah güne başlarken izlenmeli!

    Sabah ayaklarınızı yerde sürüyerek uyanıyorsunuz. İşinizin çok ağır, patronunuzun da bir canavar olduğunu düşünüyorsunuz. Hayat daha zor olmak zorunda değil, niye bana yüklenip duruyor bu hayat diyorsunuz. Biz de diyoruz ki, bu videoyu bir izleyin, ondan sonra karar verin.

  • Şimdi tam zamanı! evet şimdi tam zamanı!

    "Ne zamandır sürdürmektesiniz, yüzyıllık uykunuzu? Ne zamandır boşvermişliğin karşı konulmaz çekimiyle kovalıyorsunuz günleri? Ve uyanmaya değil, yeniden uyumaya açıyorsunuz gözlerinizi her sabah? Çoook uzun zamandır, değil mi?Her sabah, bir ertesine "erteliyorsunuz" planlarınızı. Hiç gelmeyecek işaretleri bekliyorsunuz, silkinmek için. Uzayda salınan bir cisim gibi hissediyorsunuz kendinizi. Ve gizli gizli zevk alıyorsunuz, "bekleme odası"ndaki yaşantınızdan. Çünkü korkuyorsunuz." Son dönemin en başarılı çıkış yapan gazetecilerinden Nagehan Alçı yazdı..

  • Mazeret yok! mazeret yok!mazeret yok!

    Mazeret üretimi ve başkalarını haksız yere suçlama kültürü insanlık tarihi kadar eskidir. Bir başarısızlık durumunda hatayı başkalarında, kullandığı araçlarda veya ortamda bulan kişi, özgüveninin zedelenmesini önlemek ister. Açıkça ve mertçe “Ben başarısız oldum” diyemeyen kişi, itibarını korumak için bulabildiği mazeretleri arka arkaya sıralar. Bir kez mazeret üretmeye başlayan kişi bu huyunu kolay kolay bırakamaz. Çünkü mazeretçilik, bir uyuşturucu madde gibi önce insanı rahatlatır ama sonraları şiddetli bir bağımlılığa yol açar.

  • Şimdi harekete geçeceğim!şimdi harekete geçeceğim!

    Düşlerim değersiz, planlarım yanıltıcı, hedeflerim imkansızdır. Eylem ile tamamlanmadıkça, tümünün hiçbir değeri yoktur.Şimdi harekete geçeceğim. Şimdi harekete geçeceğim. Beni geride tutan ağırdan almanın kaynağı korkudur ve artık ben bütün cesur yüreklerin derinliklerinde kazılı olan bu sırrı keşfettim. Artık biliyorum ki, korkuyu yenmek için duraksamadan davranmalıyım, o zaman kalp çarpıntılarım geçecektir. Artık biliyorum ki, terör aslanını sakin bir karıncaya dönüştüren şey, eylemdir.

  • Tembellik hakkının kutsallığı üzerine!

    Azınlık hakları, kadın hakları, çocuk hakları derken şimdi de "tembellik hakları" davası çıktı! Hiçbir şey yapmama, hiçbir şey başarmama haklarının üzerine bir Can Dündar yazısı...

  • Savur düşüncelerini polenler gibi havaya...

    Ahmet Altan yazdı: Hayatı hayat yapan ne?Buna tek kelimeyle cevap verebilirim: Hareket. Hayat, hareketle var olur. Rüzgarı düşünün... O rüzgar, çiçeklerin polenlerini, ağaçların tohumlarını alıp savurur, çiçekler, bitkiler rüzgarla yayılır. Rüzgar olmasaydı, hava hareket etmeseydi, hayat dururdu, dünyanın bereketi kalmazdı.Çoğalmak, yayılmak, bereketi sürdürebilmek için insanların da sadece bedenleriyle değil ruhları, zihinleri, duyguları ve düşünceleriyle hareket etmeleri gerekiyor.

  • Hafızanızı geliştirmenin 10 kolay yolu...

    Randevularınızı mı unutuyorsunuz? Otomobilinizin anahtarlarını nereye koyduğunuzu hatırlamıyor musunuz? Tanıdığınız biriyle karşılaştığınızda adı bir türlü aklınıza gelmiyor mu? Bu soruların yanıtı "evet"se, hafızanıza sahip çıkmanın zamanı gelmiş de geçiyor...

  • Zamanınızı verimli kullanın!

    Uygulanacak basit yöntemlerle, durdurulamayan ve yavaşlatılamayan zamanı daha verimli bir şekilde kullanmak mümkün. Plan yapma, erken kalkma, ayrıntılarla uğraşmama, öncelikleri belirleyerek çalışma ve kararlı olma zamanı verimli kullanmayı sağlıyor. Tıklayın, detaylar sizin için açılsın…

  • Günün hangi saatinde biyolojik ritminiz daha yüksek?

    Herkesin biyolojik ritmi farklıdır. Bu ritme göre en önemli işleri, performansın en yüksek olduğu zaman yapmak, önemsizleri daha sonraya bırakmak zamanı etken kullanmak açısından oldukça önemlidir. Siz de biyolojik ritminizi öğrenmek ister misiniz? Zamanını daha iyi kullanmak ve daha iyi performans göstermek isteyenlere...

  • Tükenmişlik sendromu ile tükenmeyin onu aşın!

    Kendinizi sürekli yorgun mu hissediyorsunuz? Enerjinizin hızla tükendiğini ve yerine aynı hızla koyamadığınızı mı fark ettiniz? Belli bir nedeni olmaksızın kendinizi huzursuz mu hissediyorsunuz? Üzerinizdeki baskılar nedeniyle duygularınızda hızlı değişmeler mi oluyor? Yatağa yapıştığınızı, işe gitmemek için bahaneler bulmaya çalıştığınızı mı fark ediyorsunuz? Bana neler oluyor böyle mi diyorsunuz, korkmayın siz de "tükenmişlik sendromuyla" karşı karşıyasınız. Bilgi sahibi olmak en etkili ilaçtır diyenler, tükenmişlik sendromunu tanımak ve yenmek için tıklayın...

  • Türk gençleri hayatı nasıl algılıyor?

    ULUSLARARASI Politik ve Strateji Araştırmalar Merkezi (UPSAM), 17 ilde 1850 lise 1, 2 ve 3. sınıf öğrencilerine 38 soru yöneltti. Haziran ayında yüz yüze yapılan "Gençler Hayatı Nasıl Algılıyor" başlıklı ankette "Hayatta en çok korktuğunuz şeyler" soruldu. Gençler ne dedi, okuyalım.

  • Neden saçların beyazlamış arkadaş, sen de benim gibi tükenmişlik sendromu mu var!

    Tükenmişlik sendromu stres nedeniyle insanın hayat enerjisinin bitmesi demek. Kendinizi şarj ve deşarj etmek için uzmanlar neler öneriyor? Piliniz bittiğinde gidebileceğiniz "psikolojik LPG istasyonları"nın adresleri, bir tık ötede:)

  • Kaderim buymuş ne yapalım demeyeceksin!

    Bazen rüzgar ters eser, hayatımızdaki her şey alt üst olur. Ne kadar çabalarsak çabalayalım bir yere götürmez bizi ayaklarımız...Gücümüzün tükendiğini düşünür, durumu kabullenmeye başlarız. Ağzımızdan o meşhur teslimiyet sözcüğü çıkacaktır, belalı bir sihri vardır. Bir kere söylendin mi etkisinden kurtulmak zordur, güçtür: "Kaderim buymuş ne yapalım," demiyeceksin diyoruz, kendi yolunu kendin çizecek, olmadı bir daha, olmadı bir daha çizeceksin.

  • Düşündükçe büyürsün!

    "İnsanlar düşündükleri kadar vardırlar!, İnsanlar sadece çözebilecekleri meseleleri kendilerine ''mesele'' ederler, Küçük insanlar yalnız gördüklerini var zannederler." Cüneyt Ülsever, düşündükçe büyüyeceğimizi söylüyor. Ve Türk insanın az düşündüğünü, düşünmekten olabildiğince kaçtığını söylüyor. Bizde düşünmeme zihinsel atalettir diyor, yazımıza bağlanıyoruz...

  • Kaybedenler ve kazananlar üzerine bir yazı...

    "Hayatta her zaman kazananlar ve kaybedenler var. Değişmeyen kural; kaybedenlerin, hiçbir zaman kazananların kazanmasını istememesi. Kazananlar da kaybetsin diye ellerinden geleni yaparlar." Bazen bu eğilim o kadar ağır basar ki koskoca bir toplum sırf yanıbaşındakiler üzülmesin diye, veya başkalarının aralarından sivrilmenin tehlikesi yüzünden "kaybetmeyi" yüceltir. Ve onu gerçek bir "kazanma" olarak görür. Aslında gizli bir el, perdenin arkasındaki bir yüz yine bize oyun oynamıştır. Ve adeta şöyle der, içimizdeki güç "Herkes aslında kazanmak ister."