Kigem

Aşk acısı nasıl geçer?

Hangi arkadaşın bu yazıyı severdi?

Acıların en eşitlikçisidir aşk acısı. Dil, din, ırk, cinsiyet ayırt etmez… ‘Aşk acısı geçmez’ demek yerine bu süreci sağlıklı bir şekilde geçirmeniz mümkün. Nasıl mı? İşte size aşk acısı ile baş etmenin bilimsel yöntemleri… 

Aşk Acısı Geçer Mi?

Evrensel duygu Aşk’ın, kendi gibi, din, dil, ırk, cinsiyet ayırt etmeyen acısı, acıların belki de en eşitlikçisidir. Beraberinde hayal kırıklığı, şok, kızgınlık, melankoli, yalnızlık, kafa karışıklığı, üzüntü, güvensizlik, ve korku gibi dev duygularla gelen ayrılık sonrası aşk acısından bir çoğumuz nasibimizi almış, akibetini yaşamışızdır. Peki nedir bu acıyı sağlıklı bir şekilde yaşayabilmenin sırrı? Ve neler bizi iyileşme sürecine götürür? İşte bugünkü yazım, her seferinde hiç geçmeyeceğini sandığımız ve belki de hiç bir zaman mutlak bağışıklık kazanamayacağımız aşk acısını çeken okurlar için. 

KARŞI KOYMAKTANSA KABULLENMEK 

Hislerle anlaşma içinde olabilmek devam edebilmek için atılabilinecek ilk adım. Mutluymuş gibi davranmaktan çok, “mutsuzum” diyebilmek gücün kaynağı; kaybettiklerine, hissettiklerine rağmen hayatın (subjektif) anlamını koruyabilmek. Acıyı kabullenmek, ona karşı direnmemek; kalbimizin çarpmak istediği şiddette çarpmasına izin vermek büyük ehemmiyet taşıyor bu süreçte. Çünkü duygulara karşı koymak, gerçeğe karşı koymakla es anlamlı. Acıdan kaçmak ise, ayrılıktan kaçmak esasında. Popüler kültür “her şeyin ilacı zaman” diyerek, çaresini zaman koşmuştur yaralarımızın. Maalesef bu ifade biçimi bir çokları tarafından eksik yorumlanmış ve sonucunda her acının zamanla tesadüfi ve mucizevi bir şekilde iyileşeceği yanılgısını bırakmıştır bizlerde. Halbuki, bilinçli bir çabadır iyileşmek. Kendiliğinden, düşünmeden, istemeden, kazara gerçekleşmez. Zaman değil, zamanla ne yaptığımızdır bizi iyileştirecek olan. Kabullenmek bu yüzden bu denli vurgulanan bir adımdır iyileşme sürecinde. Ne zaman kaçmayı bırakıp ayrılığı beraberindeki kederle kabulleniriz, o zaman başlar iyileşme sürecimiz. Çünkü kabullenmek kendine acımayı bırakıp, harekete geçmenin ön koşuludur. Kabullenmek, hayatın bize sunduklarını değerlendirebilmektir; çünkü eğer izin verirsek, kayıplar kazançlar kadar güç verir.

ANI YAŞAYIP GELECEĞİ RAHAT BIRAKMAK

Ayrılık sürecinin sancılarını arttıran diğer bir eğilim ise kontrol etme eğilimidir, hemde en kontrolü bizde olmayan iki zaman dilimini: geçmişi ve geleceği. Geçmişi kurcalamamalı ve geleceği rahat bırakmalıyız; çünkü ikisinin üzerinde de hiçbir yaptırım gücümüz yok. Gerçek olan ve telafisi olmadan kaybolup giden tek bir yaşam var o da içinde bulunduğumuz şu zaman. Geçmişle ilgili pişmanlıklar, gelecek ile ilgili kurgular, içinde bulunduğunuz bu en değerli zamanı sizden çalar. Durum böyle olunca da, anı yaşamanın ve ondan korkmamanın önemini geliyor gündeme. Şu an acı çekiyorsanız, onu tamamiyle, korkusuzca yaşayın. Burada maksat, şu an acı çekerken “Hiçbir zaman düzelemeyeceğim”, “Bir daha kimseyi onun kadar isteyemeyeceğim” demek yerine, “Şu an, şu saniye acı çekiyorum ve bunu kabullenmeliyim.” diyebilmek; sadece şu ana odaklanıp, geçmişle geleceği şu anki acınıza dahil etmemek. Çünkü neden korkarsak, kendimizi daha fazla ona çekeriz. Çünkü korkularımızı kendi düşüncelerimizde yaratırız, ve bir süreden sonra karşımıza zaten ne çıkarsa da düşüncelerimizle onu korktuğumuz şey haline getiririz. 

KAZANÇLARI GÖZDEN GEÇİRMEK VE KENDİNİ TANIMAK

Ayrılık kararını sizin vermemiş olmanız, ayrılığın size getirilerinin olmayacağı anlamına gelmez. Hüzün ve acı insana kendini tanıtır. Onlarla ne kadar yoğun bir şekilde tanışırsanız kim olduğunuzu, ne istediğinizi, nelerin sizi üzüp, nelerin mutlu ettiğini daha iyi anlarsınız. Neticede, bazen en derin mutsuzluklarımız daha “ben ne istiyorum”a cevabımız olmadan istenme arzumuzdan kaynaklanmıyor mu? Kendinizi bu acının içindeyken araştırın, inceleyin ve keşfe çıkın, böylelikle duygularınızla birlikte karakterinizin de gelişmesine ve olgunlaşmasına izin vermiş olacaksınız. Böylelikle ileride yalnız kalmaktan korktuğunuz için değil büyüyebilmek için sever; arayışa değil, var olana verirsiniz enerjinizi. Kazançlarınızı gözden geçirmenin bir diğer popüler metodu da günlük tutmaktır. Günlük tutarken şu an içinde bulunduğunuz duygular kadar ayrılığın size getirdiği kazançlar için de yer ayırmayı unutmayın.

Yazar: Zeynep Selvili
Kaynak: http://www.zeynepselvili.com

Beğendiysen paylaş, herkes gelişsin: