Kigem

Algılarımız nasıl çarpık görüyor?

Hangi arkadaşın bu yazıyı severdi?

Baktığımız ve gördüğümüzün her zaman aynı olmadığı durumlarla eminiz ki siz de karşılaşmışsınızdır. Bazen bu tür olayların “öznesi” olurken bazen de “mağduru” olabiliyoruz. Peki ne oluyor da beynimiz çarpık algılarımızın kurbanı oluyor? İşte kafa karıştıran sorunun bilimsel cevabı…

Beklentilerimiz, Gördüğümüz Şeye Dair Algımızı Çarpıtabiliyor

Gün içerisinde bazen fark etmediğimiz, bazen de fark edilmediğimiz durumlarla karşılaşırız. Hemen hemen hepimizin başına geliyordur: Bazen gözümüzün tam önünde duran şeyleri bile göremeyebiliyoruz. İş yerindeki arkadaşımızın yeni gözlüklerini fark etmiyoruz, ya da gazetedeki bir yazı başlığındaki yazım hatasını fark etmiyoruz, hatta durum bazen daha da “tehlikeli” olabiliyor ve sevgilimiz ya da eşimizin saçlarını kestirdiğini fark etmiyoruz. Bu tarz durumların bazen öznesi olabilirken bazen de bizzat “mağduru” olabiliyoruz. İnsanlar dış görünüşlerindeki değişimlerin fark edilmesini ister, çünkü bu durum söz konusu kişiye ne kadar odaklandığınızın bir göstergesidir ve ayrıntıları kaçırmak bazen ilişkilerde tartışmaların çıkmasına bile sebep olabilir. Fakat, ilişkilerimizin sağlamlılığı konusunda yardımımıza koşan yine bilim oldu.

Friedrich Miescher Institute’den Georg Keller ve beraberindeki araştırma ekibi, bu dikkatsizliklerin sebebinin ilgisizlik değil, biyolojik bir gerekçesinin olduğunu ortaya koydu. Araştırma ekibi, beynimizdeki görsel korteks alanımızda bulunan ve görevi yaklaşan bir görsel uyaranı önceden kestirmek olan nöronları belirledi. Söz konusu nöronların bu aktivitesi, tecrübeyle ortaya çıkıyor ve mevcut duyusal girdi ile de entegre haldedir. Dolayısıyla, algıladığımız şey, görmeyi beklediğimiz şey ile aslında gördüğümüz şeyin bir kombinasyonudur.

Nature Neuroscience’da yayımlanan çalışmada, bilim insanları; beynimizdeki görsel korteks alanımızda bulunan belirli nöronların –tecrübeyle–, oldukça bariz durumlardaki spesifik görsel girdiyi önceden tahmin ettiğini ortaya koydu. Ekip, araştırma makalelerinde, beynin, ne göreceğimize dair önceden tahminler oluşturduğunu söylüyor. Örneğin, bir kişiyi günün başında ve sonunda görüyorsak, ne göreceğimize dair bir tahmin oluşturuyoruz ve bu yüzün iç bir görüntüsünü oluşturuyoruz. Yani beklentilerimize bağlı olarak bir resim çiziyoruz beynimizde ve bu beklentilerimiz de, gerçekte ne gördüğümüzü etkiliyor.

Araştırma çerçevesinde yapılan deneylerde, fareler, duvarlarında farklı desenler bulunan ve görsel işaretler oluşturan bir sanal tünelde gezinmeyi öğrendiler. Tekrarlanan oturumlarda, fareler deneyim/tecrübe kazandıkça, beyinlerindeki görsel korteks alanında bulunan ve yaklaşan bir uyarana dair önceden tahminler geliştiren son derece belirgin nöronların spesifik bir tepki oluşturduğu gözlemlendi.

Araştırma ekibi, bu sinir hücrelerinin (nöronların), belirli bir görsel ipucu ortaya çıkmadan önce aktifleşme gösterdiğini gözlemlediklerini ve bu sinir hücrelerindeki aktivasyona bakarak farenin bir sonraki adımının ne olacağına dair bir tahmin geliştirebildiklerini söylüyor. Söz konusu bu nöronlardan gelen sinyaller, daha sonra beyindeki görsel korteks alanına taşınıyor ve gözden gelen asıl duyusal sinyallerle birleştiriliyor.

Bunun yanı sıra, eğer ki fare, beklediği uyaranla karşılaşmadıysa, görsel kortekste bulunan nöronların bir alt grubu, beklenen uyaranın yokluğuna dair güçlü ve seçici bir tepki oluşturuyor. Bu da değişimleri fark etmemizi mümkün kılıyor, çünkü beklenen profille karşılaşılan profil uyumsuzluk gösteriyor. Yapılan araştırma, beyindeki görsel işlemenin, beklentilerden son derece etkilendiğini gösteriyor. Bu beklentiler ise, deneyimler/tecrübeler sonucu oluşturulan beklentilerdir ve değişimlerin fark edilmesini hem baskılayabilir hem de güçlendirebilir. Bu yüzden de, görsel algımız, ne görmeyi beklediğimiz ve aslında ne gördüğümüzün bir kombinasyonuyla oluşur.

Öte yandan, elde edilen bu bulgular, görsel korteksin, görsel bir sahnenin mekânsal konumuna dayalı içsel bir temsilini oluşturduğu ve oluşturulan bu gösterimi ileriye dönük olarak görsel girdi ile karşılaştırdığını ileri süren hipotezle de tutarlılık gösteriyor.

Yazar: Gürkan Akçay
Kaynak: http://www.bilimfili.com

Beğendiysen paylaş, herkes gelişsin: